Gant ile zamanda yolculuğumuz, İsmail Ege Şaşmaz ile devam ediyor. Ege için zaman; “yaşadıklarını ve yaşayacaklarını” saklıyor. 

Oyuncu olma hikayen nasıl başladı? 

İlk okul sekizinci sınıfta sahneye ilk adım attığımda başladı. Önceden olan hevesim kendime güvenimle perçinlendi. Sonrasında lise, bir de liseler arası tiyatro yarışmasında ödül kazandığımda kendimi aileme ispatlamış oldum. Eğer İstanbul’daki hikayemi soruyorsanız ;

18 yaşında tek başıma kimseyi tanımadan oyuncu olmak için İstanbul’a geldim. Birçok iş ve ev değiştirip, birçok hayal kırıklığı ve mutluluklar yaşayıp çok arkadaş  edinip, İstanbul’u tanıyıp herşeyi elimden geldiğince gözlemledikten sonra kendimi Kanal D’ de Güneşi Beklerken’de oynarken buldum. 

Farklı karaktere bürünme duygusu kimlik kelimesinin senin için anlamanı değiştiriyor mu? 

Bilakis daha da anlam katıyor. Oynadığım her karakterin kendi kimliği ve bir duruşu oluyor bende bunu içselleştirip olabildiğince seyirci huzuruna sunmaya gayret gösteriyorum. Yanı kendime bir kimlik daha ekliyorum.

Zaman kelimesinin hayatındaki anlamı? 

Yaşadıklarım ve yaşayacaklarım diyebilirim. Geçmişten gelen birikimim, birikimden gelen anlarım ve gelecekte olmak istediğim yer.

Zamanda yolculuk yapabilme şansın olsa hangi zaman seni içine çekmeyi başarırdı? 

80’lerin benim için yeri çok ayrı, o zamanki kimlikler, kişilikler, farklılıklar insanların yeniye geçme durumu, dünyaların değişmesi herkese her an ulaşamamak, dostlukların kıymeti olduğu bir zamanda bende bunun bir parçası olup yaşanılan ilkleri tatmak isterdim.

İstanbul’a hiç gelmemiş birine şehri nasıl anlatırdın?

Bir anda en tepede bir anda en dipte olabilirsin.