Bir Amerikan banliyö evinin bahçesi düzenli olarak biçilmiş çimleri ve bakımlı, berrak havuzu ile size kusursuz olana çok yakın olduğunuzu hissettirebilir. Fendi logolu manikürlü ellerinde tuttuğu bahçe hortumu ve kimseden esirgemediği dolgun vücut hatları ile etrafta salınan bir Nicki Minaj ise size kesinlikle kusursuz olmayan bir aşırılıklar dünyasının büyülü kapılarını açabilir. Elbette Fendi işbirliği ve Steven Klein’ın kışkırtıcı kadrajıyla…

Hangisinin birbirine daha çok yakıştığına karar veremeyeceğiniz bu işbirliği, Minaj’ın 2018 yılında çıkardığı Chun- Li adlı single’ının kapağında İtalyan lüks modaevinin monogram logosuyla kaplı bomber ceketi ve vintage bikini altı ile arz-ı endam ederken ektiği bir tohumun filizlenmiş hali olabilir pekala. Üstelik Minaj’ın Chun- Li’nin sözlerine doğaçlama eklediği “Fendi Prints On” bu kapsül koleksiyona da adını vermişken. Kadın, erkek ve çocuklar için olmak üzere 127 parçadan oluşan koleksiyon bünyesinde, Nicki Minaj’ın biricik olduğu rap kültürünün stil ögelerini barındırıyor. Sunduğu güçlü, agresif ve aşırı, kesinlikle orijinal ve renkli görsel imaj, Fendi zanaati ile bir araya geliyor. İtalyan lüksünün Amerikan kültürüyle olan bu ağız sulandırıcı işbirliği şaşırtmıyor, ortaya logomania trendinin öncüsü, Fendi monogram logolarıyla kaplı, sıcak pembe ya da gümüş gibi pop renklerde tasarımlarla arzu nesneleri çıkıyor.

İlk stüdyo albümü Pink Friday’in 2010 gibi henüz çok yakın bir tarihte yayınlanmış olması Nicki Minaj’ın sarsıcı etkisini anlamamızda nispeten etkili olabilir. Başarılı bir ilk albüm, kısa sürede parlayıp sönecek bir yıldız efekti de yaratabilirdi. Ancak New York’un kötü şöhretli Queens bölgesinde geçen ilk gençlik yıllarının etkisiyle olsa gerek Minaj, zorlu yollarda sağlam adımlar atmak konusunda tecrübe sahibi. Zira kariyerini müthiş rap şarkıları kadar güçlü bir görsel dünya üzerine de kuruyor. Pembenin en sıcak tonu üzerine kurduğu bu görsel dünyada upuzun tırnakların olabilecek en sivri hali ve vücut hatlarının en kışkırtıcı olacak şekilde dolgun hali makbul. Dolayısıyla stilin de en göze batanı, aşırıyı en haykıranı… Onu baştan ayağa logolara bulanmış şekilde görmek şaşırtıcı değil, ancak Fendi ile yakaladığı uyum kesinlikle dikkat çekiyor.

Koleksiyondaki parçaların vücut kıvrımlarını ortaya çıkaracak tasarımlar olmasını hayranlarının dolgun vücut hatlarıyla mutlu olmasını istemesine bağlıyor. Body- positive bilincini 106 milyon instagram takipçisiyle paylaşması muazzam. Tıpkı Fendi’nin lüks kategorisinde bir marka olmasına rağmen koleksiyonda daha ulaşılabilir fiyatlarda sunulan tişört, şapka ya da sneaker gibi mütevazi parçaların olduğunu belirtmesi ve bir parçayı eğer gerçekten istiyorsanız onun için birikim yapmanızı tavsiye etmesi gibi. Ünlü bir rap yıldızı olmadan önce garsonluk yaparken kendisinin de bu şekilde hareket ettiğini eklemesi tutkularımızdan vazgeçmememiz ve çabalamamız gerektiğine dair bir örnek teşkil ediyor. Modaya ya da müziğe duyulan tutku kadar çekici olan bir şey varsa o da bu tutkuyu besleyen ilham verici işbirlikleri. Fendi Prints On kesinlikle onlardan biri.