Kabarık saçlar, neon renkler, taytlar, rengarenk makyajlar, mayolar… 80’lerin renkli dünyasına dair ne ararsanız bulabileceğiniz ve ikinci sezonunu sabırsızlıkla beklediğimiz Netflix yapımı Glow için geri sayımdayız. Kostüm tasarımcısı Beth Morgan ile heyecanımızı bir parça da olsa yatıştırıyoruz.

Mülk satışlarına ve yardım amacıyla ikinci el eşya satan dükkanlara giderek büyümüş Morgan, “Saklı hazineyi bulmak için çıktığım av bir tutkuya dönüştü. Tiyatroyu ve eski film müzikallerini çok severdim. Üniversitede tiyatro için kostüm tasarımı okumam son derece doğaldı.” diyor. Bu sayede taşındığı Los Angeles’ta sektörle tanışan Morgan; Ghost Girls, Key and Peele, The Last Man on Earth gibi birçok yağımda görev aldı. Film sektörünün görünmez kahramanlarından Morgan’ın seçimlerinin odağında yeni bir dünya yarabildiği projeler var.  ‘’İşi aldıktan sonra yapıma dair daha derin bir araştırmaya girişiyorum. Söz konusu yapımın talebine göre her karakter veya grup tipi için resim toplayıp bir ilham tahtası oluşturuyorum. Stilimizin tüm unsurları bir araya geldikten sonra kıyafetleri toplamaya başlıyorum. Ya kumaşları alıp kendim yapıyorum ya da alışverişten aldıklarımla bunları bir arada kullanıyorum. Provalar ve son dokunuşların ardından çekime başlıyoruz.’’ diyor.

Herkesin merak ettiği o malum soruyu soruyoruz; ‘’Glow’un kostümlerini tasarlarken nelerden ilham aldınız?’’ Tam bu noktada Morgan’ın hayal gücü ve neler kurgulayabileceğinin sınırlarının olmadığına şahit oluyoruz. ‘’Eski aile fotoğraflarının yanı sıra Sears ve J.C. Penney kataloglarını taradım. O dönemde çekilmiş en sevdiğim filmleri izledim. Karate Kid, Girls Just Want to Have Fun… Klipleri ve tabii güreş kayıtlarını da izledim.’’ diye ekliyor. Glow’un kostümleri ve karakterler arasındaki ilişkiyi de en net şekilde anlatıyor Morgan, “Glow, 1985 yılında geçiyor ve bildikleri tek giyim tarzı bu.’’ 80’lerin ikonik tavrı gözümüzde canlansa da o dönemde başka neler oluyordu? Morgan’a soruyoruz, ‘’Kostümlerin 80’lerin tarihi, siyasi ve kültürel atmosferini yansıttığını düşünürsek o döneme ait en sevdiğiniz parça neydi?’’ Kendi kişisel hesabında da sıkça denk geldiğimiz bir parçaya ile bize karşılık veriyor: Kazaklar! “80’lerin kazaklarını çok seviyorum. Muhteşem detaylara sahipler ve çok kaliteliler. Bulduğum her 80’ler kazağı eşsiz bir hisse sahip.’’

 

”Daha derin bir mesajı olan yapımları bulabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum.”

Morgan’ın dönemsel kıyafet seçkisinde sadece 80’ler yok, The Help filmi ile 60’lı yıllara da uzanmıştı. “Dönem yapımlarının kostüm tasarımı sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?’’ diye soruyoruz. ‘’Modern dönemde geçse bile çoğu yapımda süreç aynı oluyor. Karaktere canlılık veren şeyin ne olduğuna dair araştırma yapmam gerekiyor. Neyi giyeceklerini ve nedenini temellendirmeliyim. ‘’ diyor.

Morgan’ın heyecanlı ve bir o kadar da yoğun temposuna kendimizi kaptırıyoruz.  ‘’15 yıldan uzun bir süredir kostüm tasarımı ile uğraşıyorsunuz. Peki, sizin için bu mesleğin zorlukları nelerdir? Eksiklikler veya yenilikler var mı?’’ diye soruyoruz, merakla. ‘’Her zaman ilginç yapımlar bulmak asıl zorluk. Daha derin bir mesajı olan yapımları bulabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Her kostüm tasarımcısı çok çalışıyor ve çalışma saatlerimiz de oldukça uzun. Anlatılmasına katkıda bulunduğum hikayeye inanmak, benim için çok önemli. İşimi çok seviyorum ve bu büyük bir nimet. Eksilerinin uzun çalışma saatleri olduğunu söyleyebilirim! Çoğu zaman sabah erkenden veya öğleden sonra başlayıp 12 saatten uzun bir süre, sabahın ilk ışıklarına kadar çalışıyorum. Bazen aynı hafta içinde ikisini yaptığım da oluyor; bu nedenle bir rutin oluşturmak çok zor. İki küçük çocuğum olduğu için dengeyi bulmak oldukça güç.’’ diyor. Uzun çalışma saatlerinin yükünü işini çok sevmesiyle örttüğünü düşündüğümüz Morgan’a, ‘’Mesleğinizdeki ilk yıllarınıza dönersek, neyi biliyor olmayı isterdiniz?’’ diye soruyoruz. Daha önce hiçbir röportajda karşılaşmadığımız samimiyette bir cevapla karşılaşıyoruz. ‘’Daha fazla fotoğraf çekmeyi! Muhteşem projelerde çalıştığım oldu ama hiçbirinde fotoğraf çekmemişim!” diyor, o yılları hatırlayarak.

“Ünlü bir kostüm tasarımcısının dolabının vazgeçilmezi ne olur, ne olmalı?” merakla soruyoruz…  Renkli kişiliğinin dışına çıkan bir cevap ile ‘’Siyah kot pantolon ve Versace güneş gözlükleri’’ diyor. Beth Morgan’ın Glow’un ikinci sezonunda yarattığı görsel şölene tanık olmak için sabırsızız.