Bize geçmişini anlat.

Styling ve prodüksiyon geçmişim var, bu da aslında bu yaz mezun olacağım London College of Fashion’daki bölümümün ismi. Bundan önce seneler boyu Academie L’international de Coupe de Paris’te dikiş dersleri ve Gerrit Rietveld Academie’de sanat ve tasarım dersleri aldım.

Kendi markanı kurmaya nasıl karar verdin?

Tasarımcı Dilara Fındıkoğlu’na geçen yaz SS17 sunumu için yardım ediyordum ve fikirlerimi pekiştirmekte bir koleksiyonu bir araya getirmenin iyi bir yol olduğunu düşündüm. Styling, şekil ve formlarla oynamak, sahne tasarımı ve casting’de gibi, görsel iletişimde çok güçlü bir araç oldu. Fakat giysi tasarımı, tasarım, tekstil, desen kesimi ve terziliği bir araya getirerek yeni ifade biçimleri ortaya çıkardı. Seneler boyu yaptığım stajyerlik ve sektörün farklı alanlarından aldığım eğitimin ardından kendi markamı kurmaya hazır olduğumu hissettim.

Üretim sürecinden bahsedebilir misin?

Spor ürünlerinin erkekler için nasıl yeniden yorumlanabileceğine bakıyordum. El çantası olarak girya kullanmak, kaslarını esnetmek için fırfır kullanmak, veya eşofmanların couture’leşmesi gibi. Günlük hayatımızda etrafımızdaki varsayımlara meydan okuma ve onları yeniden yaratma kabiliyetimizi ve medyada görülen heteronormatif yinelemeleri düşünüyordum. Gerçeğin akıcılığını anlatmak için dinamik baskılarla oynadım ve bozuk yapılı dikişlerle denemeler yaptım. Nerdeyse herşey gerçeğin bir yanıltması olduğundan eleştirel bir şekilde düşünmeye mecburuz. Bu yüzden koleksiyona “Fake News” ismini verdim.

Kendi markanı kurmakla ögrendiğin bir hayat dersini paylaşabilir misin?

Bir start-up işin ortasında olmak seni gerçekten elde yapman gerekenleri daha iyi anlamana ve daha iyi yapmaya itiyor. Bunun için kendi markamı kurmanın odaklamamı geliştirdiğini söyleyebilirim. Aynı zamanda profesyonellik, işimi geliştirmek için etkileşimde olduğum her insan, bana sabretmeyi de öğretti.

Senin için sırada ne var?

Erkek giyim üzerine master yapmaya hazırlanıyorum ve yeni teknikler öğrenip, daha fazla muhteşem insanla tanışmayı planlıyorum.

Moda influencer’ları…

Çabasız bir tavırla yapılan kusursuz terzicilik ve el işçiliğini çok takdir ettiğim için, çoğu insan gibi ben de çoğunlukla büyük Parizyen moda evlerinden ilham alıyorum. Bu özellikleri, asi bir tavır katan Londra merkezli J.W. Anderson ve Wales Bonner gibi tasarımcılarda da buluyorum.