Misty Copeland, prestijli Amerikan Bale Tiyatrosu’ndaki ilk Afrikalı Amerikalı kadın baş dansçı. Bu kadarı bile Copeland’in yeteneklerini açıklamak için yeterli olabilir. Ancak, o bir balerinden daha fazlası. O bale dünyasındaki beden, feminenlik ve cinsellik algısını yeniden tanımladı. Onun hikayesi şöyle başlıyor; beş kardeşi var, San Pedro, Kaliforniya’da büyümüşler ve bir noktada Copeland bir otele taşınmış, ve kardeşleriyle beraber, yerde uyumuşlar. On üç yaşlarındayken öğretmeninin önerisiyle baleye başlamış. Ve böylece kendi hikayesine doğru tutkuları, endişeleri ve dürtüsü ortaya çıkmış…

Dans sizin için ne kadar önemli? Profiliniz ırk ve beden imgelerini aştığı için baledeki başarınızın ayrı bir yer tuttuğunu ele alırsak sizi sürekli sınırları zorlamaya iten nedir?

Benim için dans, sesimi duyurabilmem ve bale dünyası ile günümüz dünyasındaki önemli meseleler hakkında konuşabilmem için inanılmaz bir giriş oldu. Bale bana öyle çok şey verdi ki… Hayatımın şu noktasında bütün dünyam. Benim dürtüm her dansçıda olan bir şey diye düşünüyorum. Sürekli bir mükemmel olma ihtiyacı var. Her gün daha iyi olacağınızı kendinize kanıtlamak için. Topluluk direktörüne ve diğer çalışanlara dinlediğinizi, öğrendiğinizi ve bir sanatçı olarak büyüdüğünüzü kanıtlamak için. Ben sadece olabileceğim en iyi dansçı olmak istemiyorum, aynı zamanda bale dünyasını, kimlerin dansçı olabileceği idealine dair daha açık görüşlü olmaya itmek istiyorum.
“Bale bana öyle çok şey verdi ki. Hayatımın şu noktasında bütün dünyam.”

Balerinlere dair vücut, feminenlik ve cinsellik algısı açısından yeni bir yön yarattığınızı söyler miydiniz?

Medya ile sürdürdüğüm iletişimi açık ve ön planda tutmak için elimden geleni yapıyorum. İnsanların hangi kalıpla gelirlerse gelsin sanat ve danstan yararlanabileceklerini hissetmelerini istiyorum. Bir profesyonel olarak da sağlıklı, güçlü ve feminen bir vücuda sahip olmak ve bir balerin olarak büyümek mümkün.
“Ballet has given me so much. It is my world at this point in my life.”

Bale dünyasında sesinizi duyurabilmek sizin için ne kadar önemli? İzleyicilerinizi daha öteye bakmak için zorladığınızı söyler miydiniz?

Evet, bale dünyasında ve ötesinde sesimi duyurabilmek benim için önemli. Siyah kadınlar olarak herhangi bir yarışta olduğu gibi bu alanda da eşit olanakları hakediyoruz. İnsanları uzun zamandır norm kabul edilen şeylerin daha ötesini düşünmeye dair zorlamayı seviyorum. Eğer yargılama ve bağnazlık olmayan bir çevrede bana genç bir öğrenci olarak öğrenme şansı verilmemiş olsaydı, şu anda nerede olurdum bilmiyorum. Bu nesil de aynı şeyi hakediyor.

Siyah kadınları bale dünyasında ilgi odağı yapma arzunuzun bu alandaki en büyük motivasyonunuz ve başarılı olma nedeniniz olduğunu düşünüyor musunuz?

Bu alanda varolmak için herhangi bir temsiliyetimizin olmadığını farketmek bana kendimden daha büyük ve öte bir motivasyon verdi. Bunun için de daha iyi bir dansçı oldum. Dahası bana bir amaç kazandırdı.

Bir balerin olarak büyürken size en büyük desteği kim verdi?

Hayatıma girip bana rol modeli olan harika siyah kadınlar hayattaki en büyük destekçilerim. Bunun yanı sıra nişanlım da öyle. Hayran olduğu kişilerden destek almak bireye inanılmaz ve neredeyse insanüstü bir güç veriyor. Bu öyle güzel ki, ben de başkaları için o kişi olmak istiyorum.

En büyük rüyanızı gördünüz ve gerçekleştirdiniz mi? Yoksa daha fazla başarmak istediğiniz şeyler var mı?

Tabiki Amerika Bale Tiyatrosu’nun Baş Dansçısı olmak en büyük rüyamdı, ama baleye daha fazla çeşitlilik kazandırmak da öyle. Bunu her zaman zorlayacağım ve üzerine konuşacağım.

Annie Leibovitz ile çalışıp onun “Women” (Kadınlar) serisinin bir parçası olmak nasıldı?

Annie harika bir kadın. Kesinlikle özel ve çok güzel bir ruh. Benim içimdeki güzelliği görüyor, bu dış görünüşün ötesine geçiyor. Kadınlar serisi için setine girdiğim zaman bana orada yaptığımızın saç, makyaj ve giysilerden öte bir şey olduğunu açıkladı. Bu saf güzelliği ele geçirmekti. Bale dersinden çıkmıştım, terli ve makyajsızdım. Güzellik ekibine yüzümdeki parlaklığı almalarını ama onun dışında bir şeye dokunmamalarını söyledi. Makyajın zırhı olmadan o halimle durmak beni biraz zayıf konuma koydu. Ama kendim gibi hissettim!

Baleden uzak olduğunuzda hayatınız nasıl? İşten nasıl kaçıyorsunuz? Ev, bahçe, kitaplar…?

Bale beni hiç bir zaman bırakmıyor. Daha az fiziksellik gerektiren bir sanat biçimi ama, yemek yapmayı çok seviyorum. Ayrıca tatile çıkmayı da çok seviyorum. Beni günlük olarak tüketen kaotik atmosferden uzaklaştırıyor, ama dün- yanın neresinde olursam olayım hala her gün bale dersimi yapıyorum.

Sizin için tipik bir gün nasıl oluyor?

Her gün 10:15’ten 11:45’e kadar bale dersine giriyorum. 12:00’den 19:00’a kadar prova yapıyorum. Hafta içinde bazen çıktığım veya görüşmeye gittiğim yerler oluyor. Pazartesileri fotoğraf çekimleri, toplantılar veya röportajlar oluyor. Prova sezonunda olmadığım zaman da turda oluyorum.

Son olarak, geleceğe bakarsak, şu aralar size ilham verem genç bir balerin var mı?

Bir sürü var. ABT’de her gün en iyilerle beraberim. Her dans- çı nesli bir öncekinden daha iyi ve gelişmiş oluyor. ABT’de yeni genç bir soloist var, Cassandra Trenary. O genç yaşıyla şimdiden çok güzel bir sanatçı. Erkek ikiz kardeşler var, biri ABT’nin stüdyo topluluğunda, diğeri JKO okulunun en üst seviyesinde. Afrikalı Amerikalı dansçılar olarak bana gelece- ğin parlak ve çeşitli olacağına dair umut veriyorlar.

Yenilik ve hareket yoluyla irade… Sanırım bu kelimele sadık yaşıyorsun. Peki bize söyler misin, Mind Leaps senin için ne ifade ediyor?

Kelimelere dökmek zor. Bu organizasyon hayatımı değiştirdi. Yaptığım her şeye olan yaklaşımımı geliştirdi. Sanatın saf güzelliğine şahit olmak ve birini daha iyi bir insan yapabilmesi, kişiye hiç kimsenin veremeyeceği şekilde kendini büyütme imkanı sağlıyor. Rwanda ve diğer ülkelerdeki okuma yazma bilmeyen ve evsiz çocuklara okulun ötesinde bir eğitim veriyor. Dans aracılığıyla kendilerinin sözel ve bilişsel kısımlarına ulaşıyorlar. Bu onlara ailelerindeki fakirlik döngüsünü kırma imkanı veriyor. Yatılı okullara gitmek için burs alıyorlar ve gelecekte gerçek bir şansa sahip oluyorlar. Çok güzel.

Fotoğraf: Gregg Delman