Paris’ten Budapeşte’ye, New York’tan Portland’a uzanan milimetrik suluboya kokuları ve kıvrak fırça darbeleri. Kendisini suluboya ve haritalarla ifade eden Lauren Wargo ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Rutinden sıyrıldık ve Wargo’yu bütün meziyetleriyle birlikte İstanbul’da konuk ettik.

En sevdiğiniz şehir hangisi?

Cevap vermem neredeyse imkansız! Bir şehre olan sevgim tasarımını eşsiz kılan tarihe ve özelliklere dayanıyor. Genelde suyu çeviren yerleri beğeniyorum, bu da kesinlikle suluboya harita koleksiyonlarıma yansıyor.

Şehirlerde yaşayan insanları resmetmeyi düşündünüz mü hiç?

İnsanlık dünyanın yüzeyine şekil verdi, insanın bugünkü amacına uyması için şehir yapılarını kalıba döktü. Ben ilhamı şehirlerde yaşayan ve buraya hayat veren insanlarda buluyorum – yani her yereli onları temsil etme niyetiyle resmediyorum.

Birebir temsile gelince, genelde resmettiğim haritaların boyutu doğruluğu korumak adına insan eklemeyi kısıtlıyor. Gelecekte çıkacak bir olasılık için bu konsept kesinlikle akılda tutulabilir.

Bize tekniğinizi biraz daha anlatır mısınız?

Sürecim oldukça organik ve yaratılan haritaya özgü. Boya kağıda dokunmadan önce, araştırma oluyor – hatta bildiğim lokasyonlar için bile. Bir şehrin dikkate değer özelliklerini görmek için kemiklerine yakından bakıyorum, bunlar genel zorlukları ve haritanın boyutunu yönlendiriyor. Daha sonra tasarım suluboya kağıdına çiziliyor. Suluboyalar karıştırılıyor ve lokasyonla izleyicinin gözüne özgün renk paleti seçiliyor. Daha sonra her bloğu ve ilgili hatları boyuyorum.

Sokakların GPS, güvenlik kameraları, interaktif haritaları ve uydu görüntüleri her şeyi büyük oranda değiştirdi. Bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özellikle interaktif haritalar ve uydu görüntülere ilişkin gelişmeler yarattığım haritalarda önemli ölçüde doğruluğa olanak sağlıyor. Bence günümüz interaktif haritalarının bir yetersizliği kullanıcının baktığı lokasyonun bütünlüğünü gerçekten yansıtmıyor oluşu. Bir diğeri ise kullanıcı için mevcut bilgi miktarının (restoran ve dükkanlar gibi) şehrin aslına olan dikkati dağıttığı yönünde. Bu lüzumsuz veriler yüzünden harita arka plana dönüşüyor. Gerçek yerelin, bütünlüğün arkada bırakıldığı, özgünlüğünün ve tanımlayıcı özelliklerinin sadelikle ortaya çıktığı zaman keşfedildiğini düşünüyorum.

Resim yaparken yeni şeyler keşfediyor musunuz?

Kesinlikle! Konu olan şehri tanımlayan özellikleri keşfetmek ve incelemek için resmettiğim her mekana amatör perspektifiyle yaklaşıyorum. Bu, izleyici için suluboya objektifiyle başka bir yerel perspektifi sağlayan haritaları yaratmayı kolaylaştırıyor.