Kasım sayımızda yer alan Avusturalyalı müziyen Woodes bizler için bir playlist hazırladı.

Jack Grace – The Hill

Bu şarkıyı Jack için bir remix üzerinde çalışan bir arkadaşım aracılığıyla duydum ve o sırada orijinalini defalarca dinliyordum. Jack’i geçen hafta Melbourne’da dinledim ve harika çalıyor. Gerçekten beklenmeyen bir set. Beat’ler de. Lanet olsun.

Jack Garratt – The Love You’re Given

Bunu biraz geriden takip ediyorum – her yerde duyduğumu hatırlıyorum ama shazam’lamadım veya aramadım. Yakın zamanda çağdaş dansa başladım ve bu şarkı her zaman derslerde kullanılan playlist’te dans etmek için en iyisi. Dans etmeyi her zaman çok sevdim ama hep sırık gibi hissettim. Şimdi yeni bir şey denemek çok güzel. İlk dersimden eve geldim ve hemen yeni bir parça yaptım. Sample da harika. Çok zevkli.

Keaton Henson – (Behaving) The River

Keaton’ın sade şarkılarına uzun zamandır hayranım. Çok güzel, hüzünlü ve hemen kalbe dokunuyor. Erken akustik parçalarını çok severdim. Ardından orkestral “Romantic Works” çıktı ve şimdi “Behaving” adı altında elektronik müzik yapıyor. Parçaları çok dağınık ve gridlere kitlenmemiş bir elektronik müzik dinlemek keyifli. Outro çok özel. Tamamını öneriyorum. Bu hafta çok dinledim.

Banoffee – Oceans

Sanatçıların hak ettiği ilgiyi aldığını görmek çok güzel. Martha/ Banoffee bir aralar çok beğendiğim bir sanatçıdır ve Melbourne’da kalıyor. Harika cross-over’lar yapıyor ve onu her canlı izlediğimde çok şapşal ve tatlı buluyorum. Bu son EP’sinden en sevdiğim parça. Kesik vokaller “Said you’re never gonna stop”, 3/4lükler çok sıkı.

James Blake – Sound of Silence (Cover)

Ah bu. İlk defa BBC Radyo 1’de 1-800 Dinosaur şovunda çıkışıyla dinledim ve her şeyi bıraktım. Kulaklıklarımı çıkardım, play tuşuna bastım, sessizce oturdum ve tanıdığım herkese bağladım… James en sevdiğim yapımcı/vokalistlerden biri ve bu en sevdiğim parçalarından biri… Kesinlikle hakkını verdi. Yeni albüm için hazırım. Çıktığı zaman benim için yine ‘her şeyi bırak an’ı olacak.