Gözde Mutluer’i oyuncu kimliği ile tanıyorsunuz ama bir de resimleri var tanışmanız gereken. Sanatın farklı formlarını korkusuzca deneyen, Gözde Mutluer, resimlerindeki sürreal kadınlarla içindeki farklı dünyalara ayna tutuyor.

Neler yapıyorsun?

Gözde Mutluer: Hisler üzerine keşifler yapıyorum, şanslıyım ki resimle ve oyunculukla da bunları ifade edebiliyorum. Bir süredir kadınlar resmediyorum. Daha çok durmaya ve nefes almaya ihtiyacı olan kadınlar.

Hangi tablo?

Bernardino Mei’den “Sighismunda with the Heart of Guiscardo” Gördüğüm anda kitlendiğim bir iş. 1600’lü yıllarda yapılmış. Abartmıyorum her baktığımda kendisini uzun uzun inceletmeyi başarıyor.

Asla vazgeçemeyeceğin bir müzisyen?

Müzik dinlemeyi öğrendiğimden beri müziksiz yaşayabileceğimi düşünemiyorum aslında. Tek bir müzisyen, tek bir müzik türü seçemem. Ama enstrüman seçebilirim, piyano!

Film sahnesi?

CLOSER

Alice: Artık senden hoşlanmıyorum.

Dan: Ne zamandan beri?

Alice: Şimdi.

Sinemadaki en iyi kitap uyarlaması?

“The Reader” kitabından daha çok etkilendiğim tek film olabilir. ”Hayal gücümü büktü.” demiştim.

Televizyon programı?

Bir televizyon programı sayılmasa da TED Konuşmaları televizyona bakarken vaktimi öldürmediğimi hissettiriyor.

Bir kitap?

Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şöförü.” Edgar Keret ile tanıştığım ilk öykü kitabı.

Koku?

Lavanta.

Asla vazgeçemeyeceğin bir uygulama?

Instagram. Görsellerle vakit geçirmeyi seviyorum. Söylemek istediğim şey sanatçıların, fotoğrafçıların kitaplarına bakar gibi bakmak aslında. Kim kiminle nerede kısmı zerre kadar ilgimi çekmiyor.

Ekran koruyucun?

Geçen sene yaptığım bir iş.

Yaşayan kişilerden en çok kime hayranlık duyuyorsunuz ve neden?

Miranda July. Sanatın her koluyla kendini ifade edebiliyor olması, benim kendimce ulaşmak istediğim nokta.

En sevdiğin sözcük?

”Günaydın.” Bir çeşit sevecenlik ölçüm birimi.

Dış görünüşüne dair en sevmediğin şey?

Kendimde sevmediğim ne varsa zamanla beni ben yapan, en çok sevdiğim şeylere dönüştü. Dolayısıyla yok.