Film ve moda tutkunları, dikkat! Bu sanatsal alanların her ikisini de kapsayan bir festival var: Fashion Film Festival Milano (FFFMilano). Based Istanbul, festivalin kurucusu Constanza Cavalli Etro ile özel olarak konuşma fırsatı buldu.

“Moda filmlerinin moda endüstrisine gerçek anlamda daha yüksek bir ses, 360 derecelik bir ifade gücü kazandırdığını düşünüyorum. Podyumun ışıkları söndüğünde moda endüstrisi daima defileler dışında bir iletişim kurma arzusu taşıyor. Bu tarihi anda, markanın ruhunu daha geniş bir seyirciye ulaştıran moda filmleri bu ihtiyaca cevap veriyor. Modayı daha demokratik kılıyor. Moda endüstrisine defileler, ürünler, koleksiyonlar veya markanın kendisi dışında da bir hikaye anlatmayı sürdürme, risk alma ve deney yapma şansını tanıyor. Duygusal ve samimi olan bu filmler doğru şekilde yapıldığı takdirde inanılmaz derecede güçlüler.” Bu cümlelerin sahibi 2014 yılında festivali başlatan ve ikincisini 20-22 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirmeye hazırlanan Constanza Cavalli Etro.

FFFMilano ilk senesinde 4000’den fazla katılımcıya ulaştı. Yaratıcı zihinler için eşsiz bir platform sağlayan etkinliğe aralarından 80 tanesinin son eleme listesine seçildiği toplam 350 başvuru ve 34 ülkeden katılım gerçekleşti. Aralarında genç yeteneklerin yanı sıra moda ve sinema arenalarında Prada, Gucci, Rodarte, Cartier, Valentino, Opening Ceremony, Balmain, Armani, Roman Coppola, Wes Anderson, Spike Jonze, Paolo Sorrentino, Bruno Aveillan, Luca Guadagnino gibi büyük isimlerin de çalışmalarının yer aldığı toplam 46 moda filmi festivalde gösterildi. İlkinin elde ettiği büyük başarının ardından festivalin ikincisi daha da güçlü bir içerikle geri dönmeye hazırlanıyor. Öyleyse merak ettiğimiz soruların cevaplarını festivalin kurucusu Cavalli Etro’dan alalım.

Söyleşimize öncelikle sizi biraz daha yakından tanıyarak başlamak isteriz. Başka bir deyişle, FFFMilano’yu gerçekleştirmeye uzanan yoldaki kişisel hikayenizi öğrenebilir miyiz?

Arjantin’de, Buenos Aires’te doğdum. 1991 yılında ailemle beraber ülkeyi terk edip Meksiko’ya taşındık, taşınır taşınmaz da ilk televizyon programımı yapmaya başladım. Ülkenin güzelliğini keşfedip insanlarını tanımak için dört bir yanını gezme fırsatım oldu. Bir yandan da mankenlik kariyerime başlayıp birkaç ödül ve tanınırlık kazandım. Daha sonra ise sinema ve tiyatroya duyduğum tutku beni iki sene eğitim göreceğim The Lee Strasberg Theatre Institute’un bulunduğu Los Angeles, Kaliforniya’ya götürdü. Eğitimimi tamamladıktan sonra Meksiko’ya geri dönüp yalnızca moda endüstrisi için değil sinema için de önemli bir referansa dönüşen prodüksiyon ve halkla ilişkiler ajansı Cavalli Communication’ı kurdum. Meksiko’nun ilk moda haftasının kurucularından biri oldum; aynı zamanda her ikisi de Meksiko’da gerçekleşen ilk Latin Amerika ve Arjantin film festivallerinin düzenlenmesine katkıda bulundum. 2006 senesinde İtalya’ya taşındım ve Kean Etro ile evlendim, halen sevgili kızımız ile birlikte burada yaşıyoruz. Hikayenin gerisini zaten biliyorsunuz. 2014 yılında da moda ve sinemaya duyduğum aşk ile genç yetenekleri tanıtmak ve desteklemek için duyduğum güçlü isteği bir araya getirdiğim Fashion Film Festival Milano’nun ilkinin kuruculuğunu ve direktörlüğünü üstlendim.

Peki FFHMilano fikri nasıl ortaya çıktı? Festivalin doğmasına sebep olan kıvılcım neydi?

FFFMilano’yu gerçekleştirmeyi düşünmeye başladığımda aklımda ve gönlümde bütün genç yeteneklere katılım fırsatı sağlayan açık görüşlü ve demokratik bir platform yaratmak vardı (başvuru ücreti talep edilmemesi de bundan kaynaklanıyor). Yalnızca moda endüstrisi için değil her türlü seyirciye hitap eden bir etkinlik olmalıydı. Fikirler ile zihinlerin paylaşımında kültürel geri bildirimlerin önemine daima inandığım için festival de uluslararası nitelik taşımalıydı. Böylelikle FFFMilano farklı bakış açılarının yanı sıra estetik, anlatısal ve biçemsel kodların da paylaşılmasını sağlamak üzere dünyanın dört bir yanından filmlerin gösterildiği uluslararası bir etkinlik olarak hayata geçti. Festival boyunca genç yetenekler çalışmalarını ulusal ve uluslararası bir jüriye, geniş bir seyirci kitlesine ve yeteneklerine kucak açmaya hazır bir yerel ve uluslararası basına sergileme fırsatı buluyor.

Festivalin bir diğer önemli yönü de benim “Büyüğün Küçüğe yardım etmesini” savunan kişisel vizyonum.

Sizi Milano’da bu festivali düzenlemeye teşvik eden özel bir şey var mıydı?

Bir moda kenti olan Milano’da moda haftası ve başka moda etkinlikleri olsa da bunların seçilmiş bir zümreye hitap ettiğini hissediyordum…. Şehrin modayı güzellik, yaratıcılık, sanat, moda, sinema ve müzik sevgisini paylaşan halka da açabilecek bir etkinliğe ihtiyacı vardı. Festivalin bir diğer önemli yönü de benim “Büyüğün Küçüğe yardım etmesini” savunan kişisel vizyonum.

Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz?

Yani büyük markalar ile büyük yönetmenler festivale katılarak yenilerin tanıtımını yapmaya ve seslerini duyurmaya yardımcı oluyorlar. Gösterimlerin her birinde Armani, Gucci, Hermes, Valentino, Proenza Schouler gibi büyük markaların moda filmleri ile gerçek anlamda yeni yetenekler tarafından yapılmış moda filmleri bir arada yer alıyor.

Bu sene bütün gösterimler ile etkinliklere katılacak birinin festival günleri nasıl geçecek sizce?

Bu sene programa bir gün daha ekledik. Festivalimize 45 ülkeden 600’den fazla moda filmi başvurduğu için bu sene gösterimlerimiz dolu dolu üç gün sürecek. 180 moda filmini içeren birbirinden farklı 10 gösterim seansı hazırladık. Her birini ayrı program ve etkinliklere ayıracağımız dört salonuyla Cinema Anteo tamamen bize ait olacak: 2015 FFFMilano Official Selection Room yarışma kapsamındaki moda filmlerini içeren bir programa ev sahipliği yapacak. Statement Room’da moda endüstrisinden birkaç uzmanın konuşma ve söyleşileri gerçekleşirken son olarak Mercedes Benz Room’da ise özel olarak hazırlıksız üretilen yalnızca 15’er saniyelik kısa moda filmlerinin aralıksız gösterileceği “15 Seconds Room” programı seyirciyle buluşacak. Bir de küresel medya markası Nowness ile kurduğumuz çiçeği burnunda iş birliği var. Adına özel olarak ayrılan bir oda (NOWNESS Room) ünlü arşivlerden alınmış yaklaşmakta olan çok özel prömiyerler ile kısa filmlerden oluşan özel bir gösterim programına ev sahipliği yapacak. Bütün bunlara ek olarak, Claudia Donaldson’ın moderatörlüğünde Patrizia Moroso ile Lisa Vreeland gibi üst düzey konukların yer alacağı bir panel gerçekleşecek.

Festivalin yenilikleri neler olacak?

Farklı bakış açıları, estetik, anlatısal ve biçemsel kodlar birbirine karışacak. Farklı sanatsal ifadeler, deyimler, sesler ve deneyimlerin daimi değiş tokuşu gerçekleşecek. Festivalde gösterilecek filmler 45 ülkeden tamamen ücretsiz yapılan başvurular ile bize ulaşan 600’den fazla moda filmi arasından seçildi. Festivalin demokratik ruhunu korumak için dünyanın her yerinden insanlara (22-28 Eylül arasında) internet sitemizdeki film seçkisi için online oylamaya katılma fırsatı sunuyoruz; bu dünyada bir ilk. 29 Eylül’de ise kazananı açıklayacağız.

Moda yönüne bakarak değerlendirdiğinizde bir milyon defa izlesem bıkmam diyeceğiniz türden favori filmleriniz var mı?

Baz Luhrmann’ın Moulin Rouge (Kırmızı Değirmen) ile Romeo & Juliet‘ini sanatsal styling’leri nedeniyle moda filmleri olarak sayıyorum. Sex and the City‘yi, Antonioni’nin Blow Up‘ını severim. Valentino: The Last Emperor‘ın (Valentino: Son İmparator) çok iyi bir yapım olduğunu düşünüyorum. Scarface’te (Sicilyalı-Yaralı Yüz) Michele Pfeiffer’ın kostümlerini severim ve tabii ki Diana Ross’lu Mahogany.

Hepsi çok güzel seçimler! Hem mesleki hem de kişisel görüşlerinize göre sizce bu iki yaratıcı endüstri, yani moda ve sinema birbiriyle nasıl ilişkileniyor?

Bugünlerde moda en dışavurumcu ifade biçimini film ile videoda buluyor. Yalnızca hikaye anlatmanın gelişmiş bir tekniğinden ziyade gerçek bir sanat formu olan sinema gibi bir aracın kullanılması modanın kendisinin de sanatsal bir statüye erişmesine imkan tanıyor. Sinema aracılığıyla moda, yeni ifade ilkeleri ve estetik ile kendisini soylulaştırıp zenginleştiriyor. Moda ile sinemanın, yönetmenler ile tasarımcıların, oyuncular ile kostümlerin, fotoğrafçılık, müzik, edisyon ve styling’in birleşimi güçlü bir sonuç olan Moda Filmlerini doğuruyor: özünde her şeyi konsantre olarak içeren bir sanat formu.

Son bir soru da festivalin yarışma bölümü ve jürisiyle ilgili. Bu sene jüride hangi isimler yer alacak?

Farklı bakış açıları ile deneyimlere sahip kişileri seçmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu seneki uluslararası jüride İtalyan gazeteci ve yayıncı, Vogue Italia ile L’Uomo Vogue’un Genel Yayın Yönetmeni Franca Sozzani; Dazed & Confused ve Hunger dergilerinin Kurucusu ve Direktörü, portre çalışmalarıyla tanınan, ünlü moda fotoğrafçısı Rankin; moda filmi yapımcılığında öncü, uluslararası yönetmen ve fotoğrafçı BrunoAveillan; moda ve sanatla alakalı film çalışmaları olan, son başarısı Art Addict, on the life of Peggy Guggenheim’dan da hatırlayacağınız yönetmen Lisa Immordino Vreeland; uluslararası şöhrete sahip küratör Mario Codognato; Vogue Italia’nın Senior Editörü Sara Maino yer alıyor. Jüri, tasarlanan iki kategorinin kazananlarını seçmekle yükümlü olacak: New Talent (Yeni Yetenek) ve Established Talent (Köklü Yetenek).