Madrid’deyiz. Günümüz çağdaş sanatının en önemli duraklarından birine dönüşen bu şehir, tarihin ona bıraktıklarını güncel ritimle yeni bir forma sokuyor korkusuzca….

Geçtiğimiz Temmuz ayında Swatch, Cities projesinin ilk ayağını Madrid olarak gösterdiğinde 30 yaş altı 15 isimle hayallerin gerçeğe dönüştüğü bir yolculuk başlattı. Farklı disiplinlerden sanatçıların etkileşimiyle ortaya çıkan projeler, şehrin içerisinde olduğu dönüşümü de somutlaştıran nitelikte. Dünya çapında kentsel dönüşümün en önemli örneklerinden olan, aynı zamanda sosyal, iş ve satış gibi sektörlerin inovasyon, pozitif enerji ve yenilikçi fikirlerle yönlendirildiği Madrid, Swatch’un sanat dünyasının genç isimlerine bir adım daha yaklaştığı bu projenin ilk durağı.

Etrafınızdakileri nasıl dönüştürebilir ve çevrenizdeki insanlarla nasıl bağ kurabilirsiniz?

Graffiti sahnesinde oldukça köklü, çok disiplinli sanat topluluğu Boa Mistura, çalışmalarını dünya çapındaki kamuya açık alanlarda geliştirse de yaşadıkları şehirle ayrı bir bağı var. Swatch’un desteğiyle birlikte, demografik durgunluğa mağdur kalıp unutulan bir bölge olan Mercado San Cristobal’e yeni bir soluk getiren topluluk, buradaki duvarları “la vida es movimiento” – hayat bir harekettir – mottosuyla kaplıyor. Hareket etmenin iki yanı var, fiziksel hareketlilik ve sosyal ani değişiklik. Boa Mistura’nın kurucu üyesi Pablo Leon Sánchez, “Bu yaptığımız çalışma, kimliğini korumak için güçlerini harekete geçiren mahalleyi onurlandırıyor,” diyor. Önemli olan yaşanılan yılların sayısı değil, yaşadıkların! 

Swatch sizi zamanın soyut yanına davet ediyor. Swatch için yaratmak, özgünlük ve bireysellik kelimeleri betimlemeden öte harekete geçmeyi ifade ediyor. Tam bu noktada hayata geçen “Swatch X You” projesi, dünyanın en küçük tuvaline dönüşen bu saatlerin gizemli dünyasını bir parça daha açıyor. Sanatçıların özel olarak hazırladığı tasarımlardan favorinizi seçin ve kendi Swatch’unuzu oluşturun! Yakın zamanda seçili mağazalarda ve online’da gerçekleşecek bu uygulamayla saat dünyasında bir ilke daha adım atan Swatch, yaratıcılığınızı gösterebileceğiniz yeni bir alanı da işaret ediyor.

Swatch’un kreatif direktörü Carlo Giordanetti geleceği, “Birinin hayalinin gerçekleştiğini görmek” olarak tanımlıyor.

Swatch için yaratıcılığın keşfetmekle başladığının da altını çiziyor. “Merak buradaki kilit nokta, meydan okuma ise dünyanın en küçük tuvalini bir sanatçıya teslim ettiğinizde başlıyor.” Swatch için sanatçılarla iş birlikleri oluşturmak, yeni bir bakış açısı kazandırmak her adımda çok kıymetli. Giordanetti, “Sanatçıların önemli olduklarına inanıyorum, çünkü onlar soru sorarlar. Sizi daha farklı düşünmeye zorlarlar. Bunu yapan bir sanatçı bulursanız, işte o zaman iyi ilişkiler kurabiliriz,” diyor.

Swatch’un tüm kodları içerisinde bulunduğu sektöre karşı asi bir duruşu işaret ediyor. Bunu sağlamak da değişimi önce görebilmekle başlıyor. “Tuttuğumuz şey bu, değişimi hissedebilme yeteneği. Değişim görülür, onun gerçekleştiği görülürse geç kalınmış demektir. İşte bu işin ustalık isteyen tarafı. Yaratıcı olmak istiyorsanız, en basit yolla dahi olsa, örneğin sezonun rengi üzerinde çalışacaksınız doğru insanla çalışmalısınız. Biz şimdiden 2020 İlkbahar / Yaz sezonu için çalışıyoruz. Bunun bilimsel bir cevabı yok, biz böyleyiz, bu şekilde çalışabiliyoruz. Bu hassasiyete sahip olabiliyorsanız başarılı olabilmenizin nedeni bu.”

Sene başında Rijksmuseum ile başlattığı müze yolculuğunu da Madrid’e taşıyan Swatch, Thyssen-Bornemisza müze koleksiyonundan üç başyapıtı beklenmedik diliyle yorumlayarak zamanı anlatan bir forma soktu. Çiçek tablolarının uzmanı olarak bilinen Balthasar van der Ast’ın “Chinese Vase with Flowers, Shells and Insects” eseri, “Gracious Bouquet” saatine ilham kaynağı oldu. İkonik mavi irisin çevresini saran mütevazi neon dokunuşu 17. yüzyılın Flemenk güzelliğini ortaya koyuyor. “The Sleepy Garden”, degrade renklerden oluşan ikonik paletin yüceltilmesi ve aslan figürünün eşsiz bir yaklaşım getirilerek tehlikeden ziyade eğlenceli bir hal almasıyla Franz Marc’ın “The Dream” tablosunun dünyasına giriş yapıyor. Piet Mondrian’ın ikonik çizgileri “The Red Shiny Line” ile harekete geçiyor, “New York City, 3” eseri, bambaşka bir dilde karşımıza çıkıyor. Müzelerle olan ilham verici yolculuğunun devam edeceğini duyuran Swatch’un bir sonraki adımını heyecanla bekliyoruz. 35 yıldır “dünyanın en küçük tuvalinde” ressamları, fotoğrafçıları, film yapımcılarını, heykeltıraşları ve moda tasarımcılarını ağırlayan Swatch ile sınırların ortadan nasıl kalktığına şahit olmak büyüleyici.