“Küçük bir çocukken diğer kızlar bebekleriyle, oyuncak mutfak takımlarıyla ya da toplarıyla oynarken ben saatlerce çizim yapardım. Beni çizim defterinin önünden ayırmak imkansızdı” diyor Olga Molina. Çizime kendini öylesine kaptırırmış ki 4 yaşına girdiğinde annesiyle babası onun duyma problemleri olduğunu düşündükleri için doktora götürmüşler. Bu kadar güçlü bir tutkudan bahsediyoruz.

Olga’nın işlerini özellikle bu sayıda görmek istememizin nedeni ise onun illüstrasyonlarının bize güneşi, sahilleri, Akdeniz kültürünü; kısacası yaza dair özlem duyduğumuz o güzellikleri hatırlatması oldu. Onun, perspektif kurallarından muaf sulu boya resimleri, realizmden uzak olduğu kadar samimi ve eğlenceli. Olga’nın, gittiği her yere mutlaka yanında götürdüğü eskiz defterine bir göz attık.

Aşık olmak nasıl bir his?

Eğer bir hayvan olsaydın ne olurdun?

İdeal yaz günü?

Diyelim seni hiç bilmeyen biriyle karşılaştın. Kendini nasıl tanıtırdın?