Bir topluluğa bir hikayeyi anlatmak büyük bir sorumluluğu sırtlamak demek. Bir karaktere hizmet etmek için inanmak, üretmek için bir meseleği değil bir adanmışlığı kabul etmek gerekiyor. Zaman içerisinde Nilperi Şahinkaya’nın kendini nasıl da korkusuzca evirdiğini görecek, bu sorumluluğun peşinden koşar adımlarla gidişini takip edecek kadar şanslıydım. O, ne istediğini bilen adımlar bu adımları kadar hayatında tesadüflere de yer açanlardan… Denk geldiğimiz kitaplar, filmler, insanlar ya da olay gibi hayatın ona sürprizler hazırlamasına izin veriyor. Birçok zıtlığı kendisine has dengesiyle kabulleniyor. Nilperi’yle tanışın.

Full Look: MIU MIU Gözlük/Sunglasses: MAXMARA / SAFILO GRUP Küpe ve Kolyeler / Earrings & Necklaces: SWAROVSKIjjj

Hayat bana, o küçümsediğim, hırslı, sevimsiz, bencil kadınların gözünden bakmayı öğretti ve oynadıkça gördüm ki doğru ya da yalnış hiç bir davranış, hiç bir insan yok. Herkes şartlarına göre, ayakları üzerinde durmaya çalışıyor.

Nilperi Şahinkaya

Ceket / Jacket: BEYMEN COLLECTION Pantolon / Trousers: CELINE / BEYMEN Çizme / Boots: VALENTINO / BEYMEN Bileklik: MIU MIU

Oyuncu olma motivasyonunu nasıl tarif edersin?

Hayatımın farklı dönemlerinde, sorduğum hangi soru ya da törpülemem gereken hangi tarafım varsa, tüm cevaplar oynadığım rollerle geldi. İnsanın en büyük motivasyonu kendini yaratmak ve bu yaratım sürecinde bana en çok rollerim yol gösterdi.

Hangi duygu durumları seni bu noktaya getirdi?

Freud’un çok güzel bir lafı var! “Yaratıcılık, yıkıcılığın diğer yüzüdür.” der. İnsan, karanlık duygularını güzel bir dille anlatarak yaratıcı olabilir. Duygularımı çok yoğun yaşıyorum ve aslında çok pesimist biriyim. Tam anlamıyla deşarj olma halini oyunculukla gerçeklestirebildim. Oynamadığım zamanlarda duygular içimde sıkışıyormuş gibi hissediyorum.

Puffer: MSGM / BEYMEN Kolyeler / Necklaces: SWAROSKI Ceket / Jacket: BALMAIN / BEYMENT-shirt: H&M Pantolon / Trousers: M.O.F.C Ayakkabı / Shoes: BALENCIAGA / BEYMENKemer / Belt: ALEXANDER MQUEEN

Bir oyuncu için özel hayatını ve işini ayırmanın sınırları nasıl korunur?

Çalışma saatleri o kadar yoğun ve belirsiz ki sınır koymak büyük başarı olur. İster istemez; iş, özel hayata dahil oluyor. Hepsini birden yürütebilmek için çok sağlam olmak lazım. Başka türlüsü mümkün değil.

Duygusal yoğunluğu olan bir setin etkilerinin tüm güne yayılmasını önlemek mümkün mü?

Deneyim kazandıkça bunu önlemeyi de öğreniyorsunuz. Başlarda oynadığım karakterin buhranlarını tüm gün üzerinde taşıyordum. Artık sahne bittiği gibi onunla vedalaşmayı da öğrendim. Bazen iş arkadaşlarım bu halime çok gülüyor. Sinir krizi geçirip sağladığım bir sahne bittiğinde, hemen gülmeye başlayıp sahneyle ilgili yorumlar yapıyorum. Onlar da taklidimi yapmaya başlıyor. (Gülüyor)

Bomber: MIU MIU Küpe ve Kolyeler / Necklaces Earings: SWAROVSKI

Oyuncu olmak isteyen ve henüz bu konuda hiçbir adım atmamış birine bir tavsiye vermeni istesek, ilk cümlen ne olurdu?

“İşin eğitimini al.” derdim. Gerçekten oyuncu olmak isteyenlerle dikkat çekmek isteyenler burada ayrışıyor. Ben oyunculuğu hep çok sevdim ve hakkındaki her şeyi öğrenmek istediğim için konservatuarda okudum. Gerçekten sevdiğiniz ne varsa hakkında bilgi edinmek, daha çok şey öğrenmek istersiniz. Bu içinizden gelir.  O yüzden bana gelip,“Oyuncu olmak istiyorum, sizce egitimini almam lazım mı?” diyesoranları hiç ciddiye almıyorum.

Bir oyuncu, seyirciden gelen yorumlara kendini ne kadar açmalıdır?

Duygu aktarımı ya da ritimle ilgili yapılan yorumların hepsi dikkate alınmalı. Bin kişi çok iyi oynamışsın dese de o bir kişinin neden beğenmediğini iyice anlamalı oyuncu. Önemli olan, seyircinin beğenmeme sebebini doğru şekilde ifade etmesi.

Karakterin doğruları ile senin doğrularının örtüşmesi gerekir mi?

Örtüşmediği çok oldu ve bu da çok hoşuma gitti, çünkü böylece olaylara farklı pencerelerden bakabilmeyi öğrendim. Oynadığım karakterlerin çoğu, normalde yargıladığım kadınlardı. Hayat bana, o küçümsediğim, hırslı, sevimsiz, bencil kadınların gözünden bakmayı öğretti ve oynadıkça gördüm ki doğru ya da yalnış hiç bir davranış, hiç bir insan yok. Herkes şartlarına göre, ayakları üzerinde durmaya çalışıyor.

Hangi durumlarda oyuncu “cesur” olarak tanımlanır?

Banagöre oyunclukta cesaret, oyuncunun “Ben bu rolü oynayamam!” diye düşündüğü yerde bile üzerine gidip oynamasıdır. Herkesin cesaret tanımı farklı olabilir… Altından kalkamayacağımı düşündüğümrolleri oynayabildiğimi gördükçe özgürleştim. Artık biliyorum ki bana gelen bütün rolleri en iyi şekilde oynayabilirim. Bunu söyleyebilmek çok büyük bir özgürlük.

Full Look: MIU MIU Küpe ve Kolyeler / Necklaces & Earings: SWAROVSKI

Sette sıradan bir gün nasıl geçiyor?

Bekleyerek… Beklerken çay – kahve – sohbet ve tabiki de ezber provası.

Kamera arkası, önü kadar haraketli olmuyor sanırım…

Asla. Dizi setlerinde oyuncunun işçi olduğunu anladım. Bekliyoruz, ezber geçiyoruz sonra da tekrar tekrar aynı sahneyi çekip duruyoruz. Vaktimiz kısıtlı, sürekli bir telaş ve koşuşturmaca hakim. Kimse kimseyi düşünecek halde değil çünkü yetiştirilmesi gereken bir bölüm var! Dizinin zevki ayrı ama zaman yoksa sanat da yok. Sanat camiasında olduğumu sadece tiyatroda hissediyorum. Sahnede bir karakter yaratabileceğimiz zaman bize gerçekten tanınıyor.

Şu anda tam da öyle bir zaman!

Evet! Yeni oyunumuz için hazırlanıyoruz. Craft’ta İhrahim Çiçek yönetmenliğinde Larry Kramer’in “The Normal Heart” isimli oyununu Kalp isminde sahlenemeye hazırlanıyoruz. Oldukça çarpıcı bir hikaye. AIDSvirüsünün yayılmaya başladığı dönemde, gay erkeklerin hızla ölmesine rağmen devlet bu hastalığın varlığını saklıyor. Virüs üzerinde araştırma yapmaya çalışan bir doktor kadını canlandırıyorum. Devletten hiç destek göremediği, aksine engellendiği için nüfus sahibi bir kaç “gay” erkek toplayıp, hastalığı dünyaya duyurmaya çalışıyor.

Nilperi Şahinkaya

O dönemde yaşasaydın senin bireysel tepkin nasıl olurdu?

Oyunda, devlet hastalığı homofobik olduğu için gizliyor. Resmen gayleri ölüme terkediyorlar. İnsanları bölen, ayırımcılık yapan her davranışa karşıyım. Toplumu bilinçlendirmek için elimden ne geliyorsa yapardım. Tabi o zamanlar sosyal medya olmadığı için herkes sesini duyuramıyormuş. Bu açıdan bakınca sosyal medya çağında yaşadığımız için çok şanslıyız. Artık herkesin bi sesi var.

Gömlek / Shirt: M.O.F.C Kolyeler / Necklaces: SWAROVSKI Pantolon / Trousers: SELF PORTRAIT / BRANROOMKemer / Belt: BALMAIN / BEYMEN Ayakkabı / Shoes: BALENCIAGA / BEYMEN

Oyunculuk zamanda yolculuk gibi…

Kesinlikle! Hatta, oyunculuk zamansız bir alan. İzlediğimiz her filmde ya daoyunda, dönem ne olursa olsun insanın hep kendi doğruları için savaştığını, acı çektiğini, hayata tutunmaya çalıştığını görüyoruz. Zaman ne olursa olsun, insan hep insan.

Bir de film geliyor! Kara Komik Hikayeler: Kaçamak. Cem Yılmaz’la çalışmak nasıl? Sanıldığı kadar eğlenceli mi? Bahsedildiği kadar zor mu?

Cem Yılmaz tam bir fikir adamı. Yapım şirketinin isminin “Fikir Sanat” olması tesadüf değil. Enerjisi çok yüksek, çok keskin bir zekası var ve aklını sürekli çalıştırıyor. Mesela, sette bizi güldürürken, birden bir tur atti geldi ve “Aklıma bi’şey geldi!” diyerek, şahane bir afiş fikriyle karşımıza çıktı! Afişi görmüşsünüzdür, rönesans tablosu gibi. Böyle bir adam işte! Ağazım açık dinlerken buluyorum kendimi. Çok kültürlü, bilgili ve yaratıcı bir adam. Sette, kafasında net olarak her şey belirli. İstediği çıkana kadar da uğraşıyor. O da her yaratıcı insan gibi, hayatın ve insanların karanlık tarafını kendi komik diliyle anlatıyor.“Kara Komik Hikayelerr” de kara mizah. Standup’larında da aslında kızacağımız şeylere gülerken buluyoruz kendimizi.

Filmle ilgili birkaç ipucu?

Oynadığım filmde, NASA’da görev alıyorum. Amerika’lıyım. Peki Türkiye’de ne işim var? Gerisini siz düşünün…

Nilperi Şahinkaya
 Ceket / Jacket: SELF PORTRAIT / BEYMEN Küpeler / Earring: SWAROVSKI Elbise / Dress: MISHA / BRANDROOM Kemer / Belt: BALMAIN / BEYMEN

Nilperi Şahinkaya
Gömlek / Shirt, Pantolon / Trousers: MEHTAP ELAIDIKolyeler / Necklaces: SWAROVSKI Çizmeler / Boots: VALENTINO / BEYMEN

Diane von Fürstenberg, “30 yaş bir kadının başına gelebilecek en güzel şey.” diyor, senin için 30’lar nasıl başladı?

30 yaşımı sabırsızlıkla bekledim ve beklediğime değdi! 30 olunca birden kafa yapınız değişmiyor elbette ama 20’li yaşlarda kendinizde keşfettiğiniz ya da törpülediğiniz ne varsa 30 olunca yerine oturuyor.  Mesela ben 20’li yaşlarımda hayalperest ve Polyanna bir kızdım. 25’lerde hayatın çok vahşi bir şey olduğunu anladım ve hayattan korkmaya başladım. 30’umda ise hayatın bu vahşi tarafı çok hoşuma gitmeye başladı, çünkü oyunu oynayabilir hale geldim. 30’da kadına bir kabulleniş ve bir çeşit güç geliyor. Oyunun kurallarını çözmüş oluyorsunuz. Hayattan kaçmak yerine, hayatla flört etmeye başlıyorsunuz. Bir de tüm acıların hafiflediğini anladığınız için rahatlıyorsunuz.

Eski bir röportajında; “Herşeyden önce aşk gelir.” demişsin, hala aynı fikirde misin?

Evet! Aşkla yapılan her şey ışıldıyor. Aşksız yapılan her şey ise sönük kalıyor. Benim için hayat da öyle; aşık olduğum biri yoksa her şey sönük geliyor gözume. Aşık olduğum zamanlarda ise çevremin “Sen de bir ışık var bu aralar!” dediği çok oldu. Bence dünyamızın sonu, aşkın yok olduğu gün gelecek. (Gülüyor)

Nilperi Şahinkaya
Ceket / Jacket: BALMAIN / BEYMEN T-shirt: H&M Küpe ve Kolyeler / Earring & Necklaces: SWAROVSKI Pantolon / Trousers: M.O.F.C Kemer / Belt: ALEXANDER MQUEEN

Nilperi Şahinkaya
Full Look: MIU MIU Kolye & Küpeler / Necklaces / Earings: SWAROVSKI