Valerie Phillips’in hayatına adım atmak için daha da geç kalma. Güzel her şeyle dolu olduğuna söz veriyoruz. Bunu yaparken, gençliği ve seni genç tutan her şeyi kutlamak için bir bir dakikanı ayır.

Fotoğraflarının eğlenceli ve nostaljik bir tarafı var. Karakterlerini keyif alırken, bizle yüzleşir, özgürleşirken görüyoruz… Yaratıcılığın nereden geliyor?

Fotoğraflarımda nostaljik bir taraf görmen ilginç. Ben çok çağdaş olarak görüyorum. Bu belki de şuanda sevdiğim şeylerin her zaman ilgili olduğum şeylerle tıpatıp aynı olmasındandır… atlar, uzay boşluğu, kaykay yapmak, yapıştırmalar, aykırı sanat, müzik, sportif giyim/kot/konser tişörtleri, şehir ortamları, eski oyuncaklar ve kitaplar, arkadaşlarla vakit geçirmek, akşam yemeği için kahvaltılık gevrek yemek. Gençliğimden beri pek değişmedim. İşlerimi besleyenler hayatımı oluşturan ve ilgimi çeken şeyler. Ve tabii seçtiğim kızların da büyük bir rolü var.

Fotoğraf çekmekteki amacının hikaye anlatmak olduğunu söyleyebilir misin?

Hikaye anlatmak pek ilgimi çekmiyor. Düz bir yapıya sahip anlatıları veya insanlara fotoğraflarımda ne görmeleri gerektiğini anlatmayı sevmiyorum. Hayattan bir parçayı benim gözümden, bir nebze öznel olarak ama umarım ki o kişinin kendi hayat deneyiminden de fazla uzaklaşmadan göstermek daha çok ilgimi çekiyor.

İşlerinde kızlar hakkında neyi göstermekle ilgileniyorsun?

Bu “kızlık”tan çok gerçek hayat maceralarındaki genç ruhla ilgili. Ve evet, daha çok gençlik çağındakileri ve yirmilerindeki kişileri fotoğraflamayı seviyorum çünkü bu yaş grubu benim çalışma şeklimle en bağdaştırdıklarım; etrafta koşuşturan, uydurarak ilerleyen, dağıtan, istediğimiz şekilde davranan…

En son çıkardığın Another Girl, Another Planet kitabına bayıldık! Anlat bize, kim bu kızlar? Neyi kutluyorlar?

‘Another Girl, Another Planet’ daki kızlar hem ünlü hem de ünsüz. Bazıları model, bazısı müzisyen, bazıları uçakta, kafelerde veya sokakta yürürken tanıştığım kızlar. Sanırım hepsi kendi hayatlarından ve karakterlerinden farklı bölümleri kutluyorlar. Ve zaman zaman sadece yorgun ve huysuz olmayı kutluyorlar.

Fotoğraflarındaki hamlığı nasıl ortaya çıkarıyorsun?

Benim fotoğraflarım sırf ham olmak için ham değil. Ben sadece bakmak istediğim fotoğraflar yaratıyorum ve bu şekilde çıkıyorlar. Çok cilalanmış fotoğraflardan nefret ediyorum. Veya fotoğrafçının her kafa hareketini önceden düşündüğü, ‘büyümüş’ ve ‘sofistikeleşmiş’ görüntülerden. Böyle işler beni çok bayıyor. Moda çekimleri ve reklamlarında kullanılan bu temizleme sürecine hiçbir zaman inanamıyorum. Bu fotoğraflardan tüm insanlık ve şans ve sihir ve güzellik hiç kimse tarafından nedeni sorgulanmadan gitmiş gibi.

New York doğumlusun, Londra’da yaşıyorsun… New York yerine Londra’yı seçmeni sağlayan ne oldu?

Oldum olası New York’taki reklam/fotoğraf endüstrisinin konservatif ve para odaklı öncelikleri hoşuma gitmemiştir. Çok sıkıcı işler ortaya çıkartmaya yönlendiriyorlar. Bunlar hiçbir zaman benim önceliklerim olmadı, bu yüzden kariyerime uzun bir CV veya soy gerektirmeyen ve zamanında yeni, heyecanlı, kişisel işlere daha ilgili bir şehir olan Londra’da başladım.

Son zamanlarda eline aldığın favori zine?

Bootleg Boy tarafından yapılmış “I wish I could be bootlegged by Valerie Phillips” isimli işlerimin bir bootleg’i.

Seni bir müşteri için çekmeye bi nevi zorunda olduğun zamanlar dışında kamerayı alıp çekim yapmaya başlamaya dürten ne oluyor?

Birini fotoğraflamak istediğimi anında anlayabiliyorum. Bu içgüdüsel ve anlatılamaz bir dürtü herhalde. Umarım bu hep böyle olur.