Hayat siz planlar yaparken başınıza gelen şeylerin özetidir, derler… Hele ki 20’li yaşların başındaysanız bu durum tam da böyle işler… Ama Melisa, bize tüm bu genellemeleri unutturacak olgunlukta karşımıza çıkıyor! New York’ta finans üzerine aldığı yoğun eğitim programını, sanatla olan üst düzey ilişkisi ve modaya olan mesafeli ama nokta atışı duruşu ile birleştirince, onu daha yakından tanıma arzumuz da artıyor. “Merak ettikçe daha çok öğreniyorum daha çok öğrendikçe daha çok merak ediyorum.” diyor Melisa, şimdiden uzun yılları arkamızda bırakmış kadar yakın hissediyoruz kendimizi ona, okumaya devam edin siz de bizimle New York – İstanbul arası ufak bir yolculuğa çıkın.

Başaramayanların nedenlerini anlarsan, aynı hatalar veya durumlar karşına çıktığında alacağın manevralarla kendini koruyabilirsin.

Üniversiteden mezun olduğumuz dönemle hayatta ne yapmak istediğimizi keşfettiğimiz dönem arasındaki zaman; en sancılı süreci işaret ediyor. Bu tercih dönemi senin için nasıl geçti?

İlk bir ay ne istediğimi düşünmekle, anneme ve aileme danışmakla geçti. Akabinde Abraaj’da üç aylık stajım başladı. Onu Sabancı Holding’deki bir senelik oryantasyonum takip etti. Şirketleri gezerken müdürlerimizle, yöneticilerimizle tanıştım, farklı sektörleri tanıdım, dinamiklerini öğrendim. Makro düzeyde bir anlayışa sahip olduktan sonra, yüksek lisans programım üzerinde çalışmaya başladım. Bu süreçte finansal okur-yazarlığımı geliştirmek ve yorumlama gücümü arttırmak için PwC’de yaklaşık yedi aylık bir staj yaptım. Bu dönemi ailemle planladım, onların desteğiyle önce ihtiyaçlarımı belirledim, sonra da gelişim fırsatlarımı değerlendirdim. Bu süreçteki en önemli şey kendinizi tanımaya olanak tanımanız.

Yüksek lisans eğitimini ne üzerine yapıyorsun?

Konsantrasyonum ekonomik ve politik gelişim, uzmanlaşmam ise yönetim üzerine.

Gelecek planların?

Okulumu bitirdikten sonra farklı sektörlerin iş modellerini daha yakından tanımayı ve kendim için en doğru yeri bulmayı istiyorum.

Büyütülüş şeklin profesyonel hayata bakışını nasıl etkiledi?

Ailem bana insana insan olduğu için değer vermeyi, saygı duymayı öğretti. Sadece insanları değil, bütün canlıları sevdirdiler bana. Bu nedenle her girdiğim ortamda kolay iletişime geçebiliyorum. Yeni bir yere adapte olmam da kolay oluyor. Ailem, aynı zamanda bana disiplini öğretti… Hayatta ne yapmak istersem elde etmek için hep çalışmam ve çabalamam gerektiği anlayışıyla büyüdüm. Annem beni küçük yaşta spora başlattı; ata binmeye başladım. At size özel muamele yapmaz, kim olursanız olun aynı davranır. Sadece biniciliğinizle başarılı olabilirsiniz. Ben hayata da böyle bakıyorum. Başarılı olursam kendi çabamla olacağımı bildiğim için hayatımı
da bu anlayışa göre yönlendirdim. Bu nedenle kendimi çok şanslı hissediyorum.

Melisa için sıradan bir gün nasıl geçiyor?

Sabah erken kalkıp köpeğimin mamasını veriyorum… Sonra güzelce müziğimi açıp 15 dakikada hazırlanıyorum. Genelde okul sonra
da sporda geçiyor günüm. Gündüzümü boş bırakmışsam bir müze ya da galeriye gidiyorum. Ama buna pek fırsat olmuyor. Derslerim oldukça ağır ve ders, spor, ödev derken akşam oluyor. Vaktim oldukça okulumuza gelen konuşmacıları dinlemeye gidiyorum. Kendi alanının en başarılı isimleri geliyor ve onları dinledikten sonra tanışma fırsatınız oluyor. Hafta sonları ise bu denklemden okul kısmını çıkarıp yerini arkadaşlarla dolduruyoruz. Haftaya mutlaka galeri, tiyatro gibi bana keyif verecek bir aktivite eklemeye çalışıyorum.

Entelektüel merak doyurulabilir mi?

Ben merak ettikçe daha çok öğreniyorum daha çok öğrendikçe daha çok merak ediyorum. Bu döngüde kayboluyorum. (Gülüyor)

New York’un vazgeçilmez yanı?

Gelişim!

Senin için İstanbul’u diğer şehirlerden farklı kılan “şey” nedir?

Hikayeler! Şehrin her tarafı hikayelerle dolu.

Son dönemde seni etkileyen çağdaş sanatçılar?

Ayşe Erkmen, Refik Anadol, Taner Ceylan, Fahrelnisa Zeid, Erdoğan Zümrütoğlu, Marina Abromavic, Murakami, Jeff Koons, Kaws, Ai Wei Wei, Anish Kapoor, Kusama… Listelemek oldukça güç!

Yeni nesil çağdaş sanat temsilcilerinin sosyal medyayı bir galeri alanı gibi kullanmalarını nasıl yorumluyorsun?

Sanatta en büyük problemlerden biri likidite, yani sanatçılar para kazanmakta büyük zorluk çekiyorlar. Bir galeriye erişmek, girmek yeni sanatçılarımız için zor olabiliyor. Buna ek olarak kazançlarını da galeri ile paylaşmak zorunda kalıyorlar. Galerilerin de pek çoğu likidite sıkıntısı çekiyor. Eserlerin satılması kolay olmuyor, küçük – büyük her galeride aynı sıkıntı söz konusu. Bu durum sanatçıların da galerilerin de görünürlüklerini arttırmak üzere sosyal medya kanallarına başvurmasını doğuruyor. Ben bunu bir fırsat olarak görüyorum.

Sanat üzerine duymaktan sıkıldığın bir soru?

Sence, bu eserin fiyatı nedir?

Ruhunu nasıl besliyorsun?

Çocuk ve hayvan sevgisi, müzik, sanat, meditasyon, sevdiklerimle geçirdiğim zamanlar, yaptığım minik iyilikler, bazen de sadece yoldan geçen birine selam vermek… O an içime ne huzur veriyorsa işte o beni besliyor!

Huzuru nasıl tanımlarsın?

Başkalarını mutlu etmek isteyen bir ruh haline sahip olmak… Olduğun an ile barışık olmayı, sevgi, sükunet, gayret ve hoşgörüyü gerektirir.

Başarıyı çalışkan olmakla mı, iyi bir gözlemci olmakla mı özdeşleştirirsin?

Başarı için çalışkan olmak çok önemli, ama yanlış şey için çalışırsan, bu durum zaman kaybına dönüşebilir. O nedenle ne sadece çalışkan olmak yeterli ne de gözlem yapmak. İkisini doğru bir şekilde birleştirmek ve bu esnada hayatın getirdiği birçok değişkenin sizin için en doğru şekilde birleşmesidir başarı. Ben Jack Ma’nın dediğine çok inanıyorum; “Başarılı olmak istiyorsan, başaramayanların hikayelerinden öğren.” diyor, çünkü başaranlar pek çok farklı nedenlerin bir araya gelmesiyle başarılı oluyor. Fakat başaramayanların nedenlerini anlarsan, aynı hatalar veya durumlar karşına çıktığında alacağın manevralarla kendini koruyabilirsin.

Son dönemde senin için en ilham verici gelişme neydi?

Yapay Zeka (AI) ile engellilerin hayatını kolaylaştırmak için yapılan projeler muazzam!

Photography by Burcu Karademir