17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, “Hayat Var!” temasıyla 16-26 Şubat tarihleri arasında İstanbul’un farklı sinemalarına dağılıyor. 36 ülke ve 120 yönetmenden toplamda 111 filmin gösterileceği festivalin en heyecan verici bölümü her yıl olduğu gibi bu yıl da Keşif Filmleri. İranlı yönetmen Sadaf Foroughi’nin ilk uzun metrajlı filmi olan Ava ise, bölümün öne çıkanlarından. Sinemaya doyacağımız günlerin öncesinde Foroughi ile sohbet etme fırsatı yakaladık.

Tahran doğumlu Sadaf Foroughi, 1976 yılında devrimden birkaç yıl önce Tahran’da dünyaya geldi. Savaşın hakim olduğu bir coğrafya ve zaman diliminde büyüyen Foroughi, annesinin desteğiyle biraz olsun bu ortamdan uzak kalmak için bale ve piyano dersleri aldı. Marsilya’da Provence Üniversitesi Sinema Çalışmaları Bölümü’nden master derecesi ile mezun olan yönetmen Feminin, Masculin (2007), The Kid and the Kite (2009), La Derniere Scene (2011) gibi birçok kısa filmin yönetmenliğini yaptı. İlk uzun metraj filmi Ava ise geçtiğimiz sene tamamlandı.

Son yılların gözdelerinden “coming of age” janrında yer alan Ava, Tahranlı bir genç kızın ergenlik bunalımlarını konu alıyor. Keman çalan ve müzik tutkunu bir lise öğrencisi olan Ava, ergenliğe girmesiyle annesinin aşırı korumacı davranışlarına daha çok maruz kalmaya başlar ve bunun üzerine hayatı sorgular. Ataerkil bir toplumda sesini duyurmak isteyen genç kızın adı, yani “Ses” kelimesinin Farsça karşılığı olan “Ava” kelimesi burada daha da anlam kazanıyor. Foroughi’ye göre Ava, sesi bastırılan tüm kadınların sesini haykırmayı amaçlıyor.

Yer yer otobiyografik ögeler de içeren Ava bir belgesel değil, karakterlerin tamamı kurmaca. “Ama elbette bir gözlemci ve aynı zamanda da gözlenen olarak benim deneyimlerimden izler taşıyor.” diye belirtiyor Foroughi. Sinemayla uğraşmaya ve kendi filmini çekmeye nasıl karar verdiğini sorduğumuzdaysa “Ben sınırları olmayan hayal gücümle ahenk içinde yaşıyorum. Realizmle çok ilgilenmediğim için hayallerim aracılığıyla etrafımdaki dünyayı yeniden inşa ederim. Bu dünya, benim duygularımı ve kendi varlığımla yaşadığım mücadeleleri yansıtır. Kendimize sadık olduğumuzda gerisi geliyor.” diyor ve Bach’tan bir alıntı yapıyor: “Yapmanız gereken tek şey doğru zamanda doğru tuşa basmak, geri kalanını enstrümanınız halleder.”

Tamamı İran’da çekilen filmin oyuncuları da İranlı. Ava’yı canlandıran Mahour Jabbari’nin baş rol olarak nasıl seçildiğini sorduğumuzda
“Eşsiz bir yüz ifadesi arıyordum ve Mahour’un yüzünde o ifadeyi buldum.” diyerek açıklıyor. Mahour’un keman çalabilmesi de elbette artı olmuş. Bu arada Foroughi’nin de gençliğinde Ava gibi müzikle ilgili olduğunu, piyano çaldığını öğreniyoruz.

Feminizm Foroughi’nin filmlerinde tekrarlayan bir tema. 2017’de Harvey Weinstein skandalına tepki olarak başlayan ve Me Too hashtagiyle tüm dünyaya yayılan hareketin de ışığında kadınların sektördeki geleceğini soruyoruz. Festivallere kabul edilen ve törenlerde ödüllendirilen filmlerin yönetmenlerinin ezici oranda erkek olmasına dikkat çekiyor ve ekliyor “Buna rağmen optimist olmaya çalışıyorum.”


Tamamı İran’da çekilen filmin oyuncuları da İranlı. Ava’yı canlandıran Mahour Jabbari’nin baş rol olarak nasıl seçildiğini sorduğumuzda  “Eşsiz bir yüz ifadesi arıyordum ve Mahour’un yüzünde o ifadeyi buldum.” diyerek açıklıyor. Mahour’un keman çalabilmesi de elbette artı olmuş. Bu arada Foroughi’nin de gençliğinde Ava gibi müzikle ilgili olduğunu, piyano çaldığını öğreniyoruz.

Feminizm Foroughi’nin filmlerinde tekrarlayan bir tema. 2017’de Harvey Weinstein skandalına tepki olarak başlayan ve Me Too hashtagiyle tüm dünyaya yayılan hareketin de ışığında kadınların sektördeki geleceğini soruyoruz. Festivallere kabul edilen ve törenlerde ödüllendirilen filmlerin yönetmenlerinin ezici oranda erkek olmasına dikkat çekiyor ve ekliyor “Buna rağmen optimist olmaya çalışıyorum.”