Bu yıl St. Joseph Tesisleri Club Quartier ve Moda All Saints Kilisesi’nde düzenlenenen İstanbul Comics and Art Festival içerisinde çağdaş sanat çalışmalarıyla tanınan sanatçılar Kadıköy sokaklarını ‘hack’ledi. 2016 yılından bu yana çizgi dünyası ve sokak kültürüyle iç içe olan İstanbul Comics and Art Festival, bu yıl “Urban Hacking” projesi ile geçmiş yılların çizgisinin dışına çıkıp bünyesine üç boyutlu alan yerleştirmelerini de alarak Kadıköy sokaklarına açıldı. Bu proje kapsamında çağdaş sanat üretimleriyle tanınan sanatçı Sebahat Karcı ile ilham veren bir röportaj gerçekleştirdik.

Birden çok disiplinden yararlanarak hazırladığın tasarımlarının hikayesi nasıl başladı?

Ajanslarda çalıştığım dönemde pek mutlu değildim. Bu nedenle uzun bir süre mutlu olmak ve mutsuz olmak kavramlarını sorguladım. Hali hazırda yaptığım şeyler arasında beni hangileri mutlu ediyordu ? Bu farkındalığı edindikten sonra tasarımlarımın hikayesi başladı diyebilirim.

İki boyutlu tasarımlarınını Pop-up tekniği ile üç boyutlu düzleme taşırken nelere dikkat ediyorsun? Uzayda kaplanan alan sence en iyi nasıl değerlendirilir?

Pop-up tekniği muhteşem bir matematikle çalıştığı için tasarımı oturttuktan sonra en çok sistematiğine dikkat ediyorum.

Toplumsal mekan kavramını algılayarak kurulacak olan denge ile değerlendirebilir.

Denge kavramını hangi dokuyla özleştirebilirsin?

Mikro ve makro ölçekte doğaya baktığımızda hemen hemen her şeyin dokusunu denge kavramı ile özleştirebilirim

Görsel estetiğin günlük hayattaki önemini nasıl yorumlarsın?

Görsellik bir insanın, bir alanın, bir şehrin kimliğini büyük ölçüde yansıtan bir şey. Görsel estetik insanın yaşam kalitesini yükselten değerlerden biri, dolayısıyla bir ihtiyaç.

Bir şehrin dokusunu oluşturan ana ögeler senin için nelerdir?

Toplumsal, kültürel unsurları ve kent kimliği.

Kadıköy’ün renk skalasında sence hangi renkler var?

Mavi ve beyaz, biraz kırmızı biraz yeşil.

Yeni bilgilere ulaşımın kolaylaştığı, sosyal yaşamdaki sirkülasyon hızının arttığı bu dönemde kimlik kavramının tanımı nasıl yapılmalı? Yoksa tanımsız mı bırakılmalı?

Kimlik kavramı çok fazla alt başlığı olan ilgi çekici bir kavram. En kısa tanımıyla nitelik be- lirleyici. Sosyal anlamda baktığımızda; kimlik bence sınırlayıcı ayrıştırıcı bir kavram değil. Kitleler bir birlerine yaklaştıkça sosyal kimliğin içeriği derinleşiyor, çeşitlilik artıyor.

Çalışmanı Kadıköy’de yer alan Boğa heykeli üzerinde yürütüyorsun, bu konuya seni yön- lendiren ne oldu?

Bu konuya beni yönlendiren şu soru oldu: Kamusal sanat eserlerinin kent kimliğine olan katkısı nedir ? Yaşadığım yer olan Kadıköy’deki Boğa heykeline baktığımda tarihi ve kimliği gerçekten çok dikkatimi çekti. Birinci dünya savaşında Fransızların Almanlarla olan savaşınısimgeleyen agresif bir figür. Sonra Osmanlıya hediye ediliyor. Ordan oraya sürükleniyor heykel. En sonunda Altıyola koyuyorlar. Öngörülemeyen bir şekilde halk tarafından seviliy- or. Şu an neredeyse Kadıköy’ün, Fenerbahçe’nin simgesi haline geliyor. Toplumun bir sanat eserini bu kadar benimsemesi, sevgi göstermesi gerçekten çok hoşuma gidiyor.

Kamusal alanda sanat deneyimi üzerine ne söylemek istersin?

Kamusal alanda sanat izleyici ve sanat eserinin işbirliğinde yürüyen bir süreç. Sanat eseri kente değer, kimlik katarken; toplum da sanat eserine değer katıyor. Bu bağlamda ya- pacağımız projeyi gözlemlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu alanda çalışan sanatçıların ortak paydasını nasıl yorumluyorsun?

Bu alanda çalışan bütün sanatçılara baktığımda dertlerimiz çok benzer. İfade etme şekil- lerimiz farklı.

Sırada senin için neler var?

Bireysel projelerime, üretmeye devam edeceğim. Bu projeyi de gözlemledikten sonra de- vamını getirmeyi planlıyorum.