Karşınızda Samira Larouci, Mille World’ün kurucusu. Kendisi tüm Arap okuyucu kitlesi için güvenli bir sığınak yaratmak istiyor. Tüm klişelerden ve Arap manifestolarından sıyrılalalım. Ve Samira ile tanışın, eğer İslamofobiniz varsa o bunu iyileştirebilir.

Seni bu alana ne yöneltti?

Samira Larouci: Alanda belli bir şekilde sosyal bir bilinçle arsız fikirler sunan bağımsız yayınların eksikliği var. Araplar olarak sıklıkla üzerimize yapışmış oryantalist klişelere maruz kalıyoruz. Kadınlar için, suyu çıkmış “itaatkar lüks tüketicisi” ve erkekler için “otoriter akılsız kadın düşmanı veya terörist” basmakalıbı acilen yok olmalı. İslamofobinin yükselişte olmasıyla beraber, kulağa çok basit geliyor ama kendi insanlarımızı ve coğrafyamızdan çıkan inanılmaz yetenekleri temsil etmeyi hem birbirimize hem de dünyaya borçluyuz.

Günümüz dünyasında yaratıcı bir kadın olmak sana nasıl hissettiriyor?

Samira Larouci: Heyecan verici. Bazı önemli endüstrilerde çok var olmaya başladık ve daha çok temsil ediliyoruz ama yaratıcı dünya hala bir erkekler kulübü ve ortalama olan (ve çoğunlukla gereğinden fazla kazanan) zirvedeki erkekler arasında her zaman bir eşitsizlik var.

Bize biraz hayranı olduğun Arap markalarından bahset. Senin için öne çıkmalarının nedeni ne?

Samira Larouci: Amina Muaddi’nin işlerine bayılıyorum. 2000’lerin seksapalitesi fışkıran topuklular yapan Ürdünlü-Romanyalı bir ayakkabı tasarımcısı. Precious Trust belirgin biçinde Arap tarzında olan çok sevilen bir Cezayir streetwear markası ama kesimleri oldukçe giyilebilir. Wekafore’yi de gerçekten çok beğeniyorum, yarı streetwear yarı Batı Afrikası discosu tarzında olan Dubai menşeili bir Nijerya markası.

Arap moda anlayışı süphesiz moda dünyasının dikkatini çekiyor. Düşüncelerini alabilir miyiz?

Samira Larouci: Tasarım sürecinde hesaba katılacak kadar kadar görünür olmamızın vaktı geldi. “Tesettür” benim kişisel tarzımla tam olarak uyuşmuyor, ama dini inançlarına veya kıyafet tercihlerine bakılmaksızın, herkesin temsil ediliyor olduğunu hissetmesi son derece önemli. Başörtüsü takmayı veya kapalı giyinmeyi tercih eden insanların sıkıcı ve demode kıyafetlerle sınırlandırılması gerekiyor. Örtünmeyi tercih etmen görünmez olman gerektiği anlamına gelmez.

Samira Larouci

İslamofobi Arap gençliğini nasıl etkiliyor?

Samira Larouci: Şu anda hem yurtdışındaki Arap azınlıklar hem de evdeki gençler için çok büyük bir problem. Tüm Müslümanlar teröristtir ve onlardan korkulmalıdır hikayesi günümüzdeki tüm diğer dini inanç gruplarına ters düşen bir ötekileştirme yarattı. Yürürlükte bir Müslüman yasağı varken, bu durum Arap gençliğine ne çeşit bir mesaj verir? Bu alçaltmanın ötesinde bir şey ve beyaz bir toplumda büyümüş her genç insanı kendi kimliğine ve dinine sahip çıkmaktan aşırı korkuturdu. Bu hitabetin sorunu canavarı beslemesi ve bundan da öte insanları ötekileştirmesi. Bununla savaşabilmemizin tek yolu meydan okuyan sohbetler açılmasını teşvik etmek ve renkli insanların ve azınlıkların müttefiğimiz olarak kalmasını sürdürmek.

Gözünü nasıl eğitiyorsun?

Samira Larouci: On yıldan fazla bir sure i-D, Vogue İtalya, L’Uomo Vogue ve CR Fashion Book gibi dergilerde çalıştım. Bu kritik göz bu bölgede gerekli olan birisi sadece Arap olmak onlar kapsayan değer anlamına gelmez. Bu neyin iyi neyin kötü olduğunu ayırt etmemi sağladı. Amaç topluluğumuzu, etnik kökenlerini gözetmeksizin dünyanın herhangi bir yerinde yer edinebilecek muhteşem işler çıkarmaya davet etmek.

Vizyonuna en çok ilham veren modern sanatçılar kimler?

Samira Larouci: Genel olarak, Mike Kelly, Mona Hatoum, Kerry James Marshall, Maha Maamoun, Hassan Khan, Joseph Beuys ve David Hammons.

Bugünlerde en çok hangi Instagram hesapları dikkatini çekiyor?

Samira Larouci: Köpek “meme”leri ve New Yorker cartoons.

Senin için sırada ne var?

Samira Larouci: Daha çok gelişme inşallah!

Samira Larouci

 

Fotoğraf: PROD ANTZOULIS