Search

Helen Kirkum’u Çözmek

Sneaker'ların durdurulamaz yükselişinin devam ettiği ama çoğu markanın koleksiyonlarında tekrara girdiği günlerde ihtiyacımız olan sıra dışı dokunuşu sağlayanlardan biri Helen Kirkum. Genç modacıları desteklemek amacıyla oluşturulan International Talent Support’ta 2016 yılında aksesuar dalında ödül alan İngiliz tasarımcı, okulu Royal College of Art’ın mezuniyet defilesinde tüm dikkatleri üzerine çekti. Kullanılmış ayakkabıları parçalayıp yeniden bir araya getirerek oluşturduğu Our Public Youth isimli koleksiyonuyla yıldızı parlayan Helen Kirkum, hem tasarımcıların hem de tüketicilerin yavaşlaması ve sorumluluk alması gerektiğini düşünüyor. İşleri sanat ile moda arasında bir noktada konumlanan Helen’ı daha yakından tanıyalım!

Yaz, Oyna, Yönet: TOY İstanbul

“Tiyatro sahnesi” deyip geçmek TOY İstanbul’un yaptığı işleri azımsamak olur. Burası bağımsız tiyatro ekiplerine kucak açan, bünyesinde oyunculuktan senaryo yazarlığına atölyeler veren, yeri geldiğinde kendi prodüksiyonlarını ortaya çıkaran bir oluşum. Kısacası yolu tiyatroyla kesişenlerin bir şekilde uğramak isteyeceği bir yer burası. Tiyatro – Oyunculuk – Yazarlık disiplinlerinin baş harflerini çalan TOY İstanbul, 32 oyuna ev sahipliği yaparak ilk sezonunu geride bıraktı bile. TOY’un üç harfini temsilen ekipten üç şahane insanla yeni sezon öncesinde buluştuk.

Bir Yıkıntının Kalıntıları: Ximena Echague

Mekanlardan ziyade insanlara odaklanan Ximena Echague’nin kareleri, hayatın acımasız ve çelişkili hallerini öyle bir ironiyle sunuyor ki enkaz gibi depresif yerler bile bakanın yüzünde bir gülümseme yaratabiliyor. Birazdan göreceğiniz kareleri yakalamak için biri Belçika’da diğeri Arjantin’de olan iki farklı Ostend’in peşine düşen fotoğrafçı, yıkılmış hayallerin ve çökmüş ideallerin ardındaki ilginç estetiği gösteriyor. Ximena’nın dünyası melankolik mi yoksa canlandırıcı mı, kararı size kalmış...

Arthur Bray, DJ

Müzik zevkini nasıl tanımlarsın? Himalaya groove’u. Otobüsün arka koltuğundaymışsın gibi kafa sallatıp dakika bakış 140 vuruşla gırtlaktan şarkı söyleten türleri beğeniyorum. Seni neler dans ettirir?

Deniz İrem, Model

Güne nasıl başlarsın? Beden olarak uyansam bile zihnimin açılması biraz zaman alıyor. Sabah önce camları açarım, evi havalandırırım ve kendime bi kahve yaparım. Şu sıralar

Doğal değil, doğanın ta kendisi gibi… Biricik Suden

Biricik Suden, “insanın kendinden emin olma hali”nin somut örneği. Ne istediğini bu kadar iyi bilen, hayata dair tüm gereksiz detaylardan, gündelik kaygılardan sıyrılmış biriyle konuşmak öylesine iyi geliyor ki... Okumaya devam edin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız!

Olağan Arkeologlar: Slavs and Tatars

Kendilerini “Berlin Duvarı'nın doğusundan Çin Seddi'nin batısına” kadar olan Avrasya coğrafyasındaki polemik ve yakınlaşmalara adamış bir sanat kolektifi olan Slavs and Tatars, mizahın gücüne inanıyor ve George Orwell’in deyimiyle “Her şaka küçük bir devrimdir”i benimsiyor. Bir okuma grubu olarak başlayan kolektif, son 10 yıldır bu coğrafya üzerine kitaplar yayınlıyor, sergiler hazırlıyor ve sunum-performanslar sergiliyor. Bu üç formun da örneklerini görebildiğimiz “Ağızdan Ağıza”, Varşova ve Tahran’ın ardından İstanbul’da, Salt Galata’da gösterime açıldı. Kolektifin bugüne kadar yaptığı işlerden kapsamlı bir seçki sunan sergi, kültürel hafızalarımızı yeniden devreye sokuyor.

Günlük Nükte Dozunuz: Alessio Franceschetto

Küçük detayların, büyük zeka ve çokça yaratıcılık gerektirdiği tartışılmaz. Bize bunu düşündüren tasarımlarla karşılaşınca heyecanımızın önüne geçemiyoruz. Instagram’ı sevmek için yeni nedenlerimizden biri, Alessio'nun gündelik hayatın sıradan objelerine alışılagelmişin dışında bir bakış kazandıran tasarımları oldu. İroni, mizah ve pop-art’tan hoşlanıyorsanız Alessio Franceschetto’yu çok seveceksiniz.

Kadehlerde Aşk

Fotoğraf / Photography: PELİN KACAR / DARKNDARK Styling & Sanat Yönetimi / Art Direction: KORAL SAGULAR Makyaj /Make-up : Gülüm Erzincan Saç / Hair: Tayfun

Önem Taşıyan Bedenler: Guido Castagnoli

Siyah beyaz fotoğraflar genelde hüznü çağrıştırır, ama Guido Castagnoli’nin serisi için durum tam tersi. Judith Butler’dan ilham alarak oluşturduğu “Bodies that Matter” serisi özgürlüğün ve farklılığın içindeki güzelliği ortaya çıkarıyor. Guido, karelerinde sadece görüntüleri değil, hisleri de biriktiriyor.

BI Creatıve - We Love What We Do

Kötü Talihe Ninniler: Samson Young

Yaşadığınız şehri sel mi bastı? Ülkenize giren yeni bir virüs halkınızın sağlığını tehdit mi ediyor? Hayırsever pop şarkıcıları imdadınıza yetişiyor. En azından yakın bir zamana kadar yetişiyordu. Felaket mağdurlarına bağış toplama amacıyla 80’lerde ve 90’larda piyasaya sürülen ve etkisi bugünlere kadar ulaşan “Do They Know It's Christmas?”, “We Are the World”, “Earth Song” gibi “bağış şarkıları”, multidisipliner sanatçı Samson Young’ın radarına girdi. Venedik Bienali Uluslararası Sanat Sergisi’nin Hong Kong pavyonu için “Songs for a Disaster Relief” adlı bir sergi hazırlayan Young, bu şarkıların içinde barındırdığı potansiyel etik problemleri incelemeye alıyor. Venedik Bienali’ni ziyaret hazırlıkları yapıyorsanız ama hangi sergilere gideceğinize bir türlü karar veremediyseniz, Young’ın işlerinden başlayabilirsiniz.

Kimi zaman acıyı, kimi zaman da özlemi ifade eder: Shye Ben Tzur

Radiohead’in gitaristi Jonny Greenwood’u, Hintli müzik topluluğu The Rajathan Express’i ve İsrailli müzisyen Shye Ben Tzur’u Hindistan’daki Mehrangarh Kalesi’ne üç haftalığına yerleştirirseniz ne olur? Cevap: Junun. Bu üçlü kolektifin 2015’in baharında kaydettiği albümleri Junun, batı ve doğu müziklerini farklı bir biçimde buluşturuyor. Bu sene Avrupa’nın birçok şehrinde performanslarını sergileyecek olan Shye Ben Tzur ve The Rajathan Express, İKSV’nin İstanbul Caz Festivali kapsamında İstanbul’u da ziyaret edecek. 7 Temmuz’da Beykoz Kundura’da gerçekleşecek konser öncesinde Shye Ben Tzur’la konuştuk.

Kaybetmek ve yerine yenisini koyabilmek: Carla Simón

İlk bakışta basit gibi görünen hikayeler, bazen öyle güzel anlatılır ki neden bu kadar etkilendiğimizi tam olarak söyleyemeyiz. Carla Simón’un kendi hikayesinden yola çıkarak yazdığı “1993 Yazı” da böyle bir film. Annesini kaybeden 6 yaşındaki Frida’nın dayısıyla yengesinin yanına taşındığı ve bir yandan yaşadığı kayıpla mücadele ettiği, bir yandan da yeni ailesine uyum sağlamaya çalıştığı bir yaz mevsimini anlatıyor. Berlin Film Festivali’nde En İyi İlk Film Ödülü alan filmin tıpkı film gibi sade, içten, hassas ve nazik yönetmeniyle çocuk olmanın karmaşası ve hatıralar üzerine konuştuk.