Özgün olmanın arkasındaki farkındalığı aradığımız döneme denk geliyor, Begüm Khan tasarımları ile olan karşılaşmamız. Osmanlı sanat koleksiyoneri bir ailede, antikalar, bit pazarları ve anılarla içiçe bir çocukluğun ardından Begüm, Uzak Doğu kültürüne duyduğu derin ilgiyi mücevher tutkusuyla birleştiriyor. Şangay-İstanbul arasındaki üretim süreci, Osmanlı ve Çin kültürünün zengin duruşunu somutlaştırıyor. Oryantalist ruhu ve tarihe olan bağını modernize etme şekli ise tek kelimeyle şaşırtıcı. Göz alıcı tasarımları, ayakları yere basan duruşu ve renkli kişiliğiyle siz de Begüm’le tanışın.

Kendi tasarımlarımda trendleri ve modayı takip etmesem ve bu benim tasarım tarzım

olmasa da tabii ki hepimiz ister istemez trendlerden etkileniyoruz. Sokakta yürüyen insanlar, sosyal medyada karşımıza çıkan içerikler, sinema filminin

kostümleri… Hepsi popüler kültürün ve trendlerin unsurlarını taşıyor.”

Büyütülüş şeklin profesyonel hayatını ne kadar etkiledi?

Osmanlı sanat koleksiyoneri bir ailede, onların peşinde bit pazarlarında, antikacılarda, müzayede evlerinde güzellikleri ararken geçirdim. Bu güzellikleri günlük hayatıma sokmayı, onları kullanmayı ve değerini bilmeyi öğrendim. Büyütülürken Osmanlı kültürü ve İslam sanatları estetik anlayışımı pozitif olarak çok etkiledi. Daha sonraki yıllarda, Asya’ya ve özellikle Çin kültürüne olan derin ilgim beni Şangay’a, Çin Kültürü üzerine yüksek lisans yapmaya get irdi. 6 sene Şangay’da yaşadım. Sonraları iç içe yaşadığım ve üstüne araştırmalar yaptığım, Çin kültürü ve sanatı beni çok etkiledi. Oryantalist akımı çok enteresan buluyorum. Hem batıdaki Osmanlı etkisi Turquerie hem de batıdaki Çin etkisi Chinoiserie’den çok ilham alıyorum. 17, ve 18. yüzyılda Osmanlı’yı ve Çin’i hiç görme fırsatı olmayan Avrupalılar, zaten masal gibi zengin olan Osmanlı ve Çin kültürünü hayal ettikleri gibi daha da zengin, daha da fantastik yorumlamışlar. Oryantalist akımları çok yaratıcı, çok fantastik ve çok ilham verici buluyorum. Zaten bu sene çıkan koleksiyonlarımızdan biri Turquerie oldu.

 

Tasarımı; “estetik bir av” olarak tanımlıyorsun, tasarım anlayışındaki imza dokunuşu nasıl tanımlarsın?

Gün içinde gördüğüm, duyduğum her şey, tanıştığım insanlar, ziyaret ettiğim evler, seyahat ettiğim şehirler, sohbet ettiğim arkadaşlarım… Hepsinden her an ilham alıyorum ve aslında düşünürseniz bu estetik bir av. Estetik, enteresan ve yaratıcı güzellikler beynimde harmanlanıp, yeni tasarımlar doğuruyor. Benim için yeni bir tasarım yaptığımdaki en önemli elementler daha önce yapılmamış yepyeni bir tasarım olmak ve markayı tanıyanların üstünde logo/etiket olmasa bile tasarımı görür görmez ‘’Bu kesin Begüm Khan’dır’’ diyebilmeleri.. İşte bu, çok önemli. Herkesin kendine özgü, farklı bir dili var. Ben kendi dilimin duyulmasını istiyorum.

Hayvan gürlerini kullandığın, eklektik bir dilin var. Seni bu yaklaşıma taşıyan unsurlar neler?

Geleneksel estetik anlayışından farklı bir güzellik anlayışım var. Çoğu kişiye çirkin, garip ve korkutucu gelen gürler bana çok çekici ve enteresan geliyorlar. Bu doğadaki her yaratığın içindeki çirkinlikten bile çok büyük bir güzelliği olduğu duygusu inancımla birleşince de böceklerin ve sineklerin ortaya çıkması kaçınılmazdı. Aslında, güzellik tamamen bir algı. Ben ilk 2012’de böcekleri, sinekleri çıkarttığımda herkes kri çok komik buluyordu. Şimdi ise en çok taklit edilen, en çok istenen ürünler oldular.

Bir tasarımcının kültürel geçmişinin etkisinde kendi tasarım dilini ve ürün gamını oluşturması ile “moda” ögeleri üzerinden ilerlemesi çok farklı iki yaklaşım. Sen birinci yolda ilerlerken, ikinci bakış açısının etkisini ne oranda üzerinde hissediyorsun?

Kendi tasarımlarımda trendleri ve modayı takip etmesem ve bu benim tasarım tarzım olmasa da tabii ki hepimiz ister istemez trendlerden etkileniyoruz. Sokakta yürüyen insanlar, sosyal medyada karşımıza çıkan içerikler, sinema lminin kostümleri… Hepsi popüler kültürün ve trendlerin unsurlarını taşıyor.

 “Kol düğmeleri” bir mücevher markası için oldukça klasik ama bir o kadar da iddialı bir başlangıç. Neden bu parça ile başlamayı seçtin?

2011’de Şangay’dan İstanbul’a tatil için geldiğimde, bir zanaatkarla yaptığımız ilk kol düğmesiyle Begüm Khan markası kendiliğinden doğdu. O zamanlar Şangay’da profesyonel olarak çalışıyordum ve aslında bir marka kurma amacım yoktu. Zaman içinde koleksiyon büyüdü ve çok fazla talep almaya başlayınca 2012’de Begüm Khan markasını kurmaya karar verdim. Markanın ilk lansmanını Şangay’da yaptık. Burada marka organik bir şekilde büyüyerek Hong Kong, Singapur, Dubai, Milano, Zürih, Palm Beach gibi şehirlerde; Harvey Nichols, Selfridges, Moda Operandi, Bergdorf Goodman, Joyce, Assouline, Beymen gibi prestijli noktalarda satılmaya başladı.

Erkekler için mücevher tasarlamaya başladın ve en nihayetinde koleksiyona kadınlar da dahil oldu. Bu süreci nasıl yorumluyorsun?

Zaman içerisinde atölye elimin altında oldukça, kendi kullanımım için takılar tasarlamaya başladım. Mağazalarda tam istediğim gibi hem enteresan, hem kaliteli, hem beni güzelleştiren, hem sofistike, hem de eğlenceli tasarımlar bulamıyordum. Zaman içerisinde yurtdışında katıldığım davetlerde kendi taktığım ürünleri almak isteyenler oldu. Kulağımdan çıkarıp hediye ettiğim ve sattığım çok küpem oluyordu. En sonunda kadın koleksiyonumu organik olarak çıkartmış oldum.

Uzak Doğu kültürüne olan ilgin nereden geliyor?

Uzak Doğu kültürünü çok zengin, çok egzotik, çok derin, çok ilham verici, çok humanistik ve romantik buluyorum. Çocukluğumdan
beri çok büyük merakım vardı. Binalarına, resimlerine, müziklerine sanki beni bir şeyler çekiyordu. Çok şanslıyım ki Çin Kültürü üzerine master yapıp, Şangay’da 6 sene yaşama fırsatım oldu.

Günümüzde Osmanlı kültürünün gerektiği gibi ifade edilebildiğini düşünüyor musun?

100 yıl önce yapılmış harika eserlerden ilham alıp, onu aynı 200 yıl önce yapılmış şekilde tekrar yapmayı yaratıcı bulmuyorum. Osmanlı arşivleri o kadar zengin ve sanatı o kadar renkli ki tasarımcılar, sanatçılar ve mimarlar için sonsuz bir ilham kaynağı; ama bence eski sanat bugünün dili ve sanatçının kendine özgü yorumuyla tekrar hayata geçirmeli.

Birçok kültürü deneyimleme şansın oldu. Aksesuar kullanımı ile seni en çok etkileyen hangisiydi?

Hintliler bence bu konuda en etkileyici olanlar. Takı seçimlerinde çok cesurlar, moda anlayışları çok renkli ve tabii antika taşları harika. Özellikle ‘’Pembe Şehir Jaipur’’ bu konuda hayaller şehri.

Aksesuar kullanımı üzerine doğru bilinen bir yanlış?

“Less is More.”

Bugüne kadar sana verilen en iyi nasihat?

Doğru olduğuna emin olduğun, kendine inandığın konularda, yapmak istediğin tasarımlarda cesur ol. Yeni bir fikir eski fikirlerden farklı olduğu için her zaman ilk önce tepkiyle karşılanacaktır, bunlara kulak asma. Doğru bildiğini yap.

İkon olarak nitelendirebileceğin tarzı ile seni etkilemiş bir isim?

Marchesa Luisa Casati, Maria Callas, Peggy Guggenheim’ı sayabilirim… Bunlar, hem hayatları, hem seçimleri, hem stilleriyle kendi seçimlerini yaşamışlar. Hepsi kendi dönemlerinin öncü ve etkileyici kadınları.

Son dönemde moda sektöründe senin için en heyecan verici olay?

Markaların tarzlarının birbirinden uzaklaşıp hem markaların, hem alıcıların kendi tarzlarını bulması.

“Begüm Khan” için dünya markası tanımını yapabilir miyiz?

Yaptığı tasarımlarla diler tasarımcılara ilham olabilen, dünya modasında trendsetter konumuna gelen, daha önce yapılmamıştasarımlar yapan, fikirler üreten, yenilikler getiren ve maalesef en çok taklit edilen tasarımcılar dünya markası oluyorlar.

Senin için sırada ne var?

Dünyadaki en önemli ayakkabı markalarından biri ile beraber koleksiyon yapıyoruz. Sürprizleri bekleyin.