FLORENCE TÉTIER in conversation with SERRA DURAN

Yönetmenlikten moda editörlüğüne, Florence Tétier kreatif üretim sürecinin her adımını şekillendiriyor ve vizyonunu göz alıcı ve çekici şekillerde ifade ediyor. Kreatif zihinlerin kendilerini daima beslemeleri gerektiğini bildiğimizden Novembre Magazine’in Kreatif Direktörü, Genel Yayın Yönetmeni ve Kurucu Ortağı Florence Tétier’e bunu mümkün kılanın ne olduğunu sorduk.

Eşsiz bir dil yaratmak sizin için zor mu?

Dürüst olmak gerekirse pek de öyle düşünmüyorum. Ben içimden geleni yapıyorum. O eser kendine has bir dille kendi kendini ifade ediyor.

Bir markayla birlikte çalışıyorsunuz. Bu markanın ne olduğunu ve nereye gittiğini nasıl anlıyorsunuz?

Zor bir soru bu çünkü halihazırda bir marka varsa benim rolüm bu markanın kimliğini sürdürmek, bu şekilde devam ettirmek ya da tamamen değiştirmek olmalı. Yani ya markayı çok iyi anlamalı ve onlara bu yolda yardım etmeliyim ya da bir şeyleri değiştirip şirkete yeni bir soluk getirmeliyim. Her ikisi de ilginç seçenekler çünkü her ikisi de bir mücadele anlamına geliyor.

Kendinizi ilk kez ne zaman kreatif direktör olarak nitelendirdiniz?

Birkaç yıl önce, Novembre’de yaptığım işin bu olduğunu fark ettiğimde; yalnızca kurucu ortak olduğum için değil, onu her gün şekillendirdiğim için.

En sevdiğiniz işiniz?

Novembre ve Nicolas Coulomb’la çektiğim tüm fotoğraflar.

Kreatif direktör olmasaydınız ne yapardınız?

Muhtemelen çiçekçi olurdum.

Bu dergileri çıkarmaya tam olarak sizi iten ne oldu?

O sırada İsviçre’de bizim gibi genç ve kreatif kişilerin işlerini sergileyebileceği bir platform yoktu.

L’ECAL, bugün yaptığınız işi yapmanızı sağlayacak kadar sizi besledi mi?


Tabii; orası kreatif bir merkezdi ve hala da öyle. Orada öğrenci olmaktan çok memnundum ve şimdi öğretmenlik de yapıyorum.

Beğendiğiniz birkaç markadan bahseder misiniz? Sizce onları çekici kılan unsurlar neler?

Acne gibi markaları çok seviyorum çünkü yalnızca moda değil; dergiler, fotoğraf ve sanat gibi başlı başına görsel bir dünya ve ilham kaynağı sunuyorlar.

Yeni bir projeniz var diyelim nasıl başlarsınız?

Dahil olan insanlara bir sürü soru sorup onları cevaplamaya çalışarak.

Gözünüzü nasıl eğitiyorsunuz?

Sanırım her gün ama farkında olmadan yapıyorum bunu. Alışkanlık yani.