Octave gibi genç ve bu işe yeni başlamış bir sanatçı bulmak çok zor; kendi fikirleri olan ve sanatın düşünce şeklimizi ne kadar etkilediğini bize gösteren biri. Son projesi olan Bach’ın konçertosu orjinal olmakla kalmayıp, içeriği de yoğun olan, bugünlerde çok karşılaşmadığımız bir sanat eseri.

Nerede yaşıyorsun?

Londra. Ben Paris doğumlu (25 yaşındayım) Fransız bir sanatçıyım. Central Saint Martins Güzel Sanatlar lisans bölümünden 2014’te mezun oldum. Ve şuanda Royal College of Art’daki yüksek lisansımın 1. yılındayım, harika bir deneyim.

Neden öylesi harika bir deneyim? Sizinle okuyan öğrenciler nasıl? Ve neden Paris’te değil de Londra’da okumayı tercih ettin?

Londra’da okumaya karar verdim, çünkü hayatım boyunca büyüdüğüm Paris’ten uzaklaşmak istemiştim. Central Saint Martins çok iyi bir okuldu, orada kendimle ilgili çok şey öğrendim, ama dürüst olmak gerekirse Royal College of Art ile karşılaştırılamaz. Bu yüksek lisans olağanüstü, çünkü öğretmenler, öğretim biçimi, dersler, tesisler ve öğrenciler harika. Okulun enerjisi muhteşem. İnsanlar çok çalışıyor, ve ben de tasarım, mimari ve modayı beraber okumaya bayılıyorum. Herkes için zorlayıcı bir deneyim.

Sen “anti-modern bir sanatçısın”. Bize bundan bahsedebilir misin?

Ben anti-modern bir sanatçı değilim, ama çok klasik tutkularım var. Ütopya konseptini merkez alan mekan ve zaman çalışmalarımın temelini oluşturuyor. Francesco Borromini ve Albrecht Dürer gibi sanatçılardan ilham alıyorum, hayali şehirlerin büyük çizimlerini yaratıyorum. Çizimi hem mimari ifadenin klasik bir formu olarak hem de günlük hayallerimden çıkan ütopik fantazilerin gerçeğe dönüşmesi için bir araç olarak görüyorum. Her detayın dikkatlice işlendiği yavaş bir inşa biçimini benimseyerek, algımızı rahatsız etmeye ve izleyiciyi bir merkez olmadan yakına ve uzağa bakmak için teşvik etmeye çalışıyorum.

Neden sanatçı oldun? Avukat olmak istemez miydin?

Ben de bayağı disleksi var ve güçlü bir görsel hafıza geliştirdim. Sanatta Yüksek Lisans yapmak, yapabileceğim tek yüksek lisans diye düşünüyorum. Çocukken okulda çok başarısızdım, ve açıkçası Royal College of Art gibi prestijli bir enstitüde olmak benim için oldukça şaşırtıcı.

Bu hafta ne yaptın?

Avusturalyalı arkadaşım Cosmo ile biraz müzik yaptım, oda arkadaşım ile tenis oynadım ve kişisel bir proje üstüne çalıştım.

Son çalışman ne hakkında?

Son projem yaptığım en yorucu proje. Eylül’de Bach’ın konçertosu için bir animasyon fikriyle çıkageldim: müzik ile çizimlerimi mükkemmel biçimde senkronize etmek. Teklifimden sonra Londra Royal College of Music ile bir işbirliğine dönüştü. Direktör tarafından önerilen İki Keman Konçertosu (BWV1043) için 2600 adet el çiziminden oluşuyor. Fikir aynı zamanda animasyonu Barok Orkestra’nın arkasına yansıtarak Konçerto’yu canlı çalmaktı. Bence Bach’ın müziğini enstrümanlar yerine bir kalemle çalmak gerçekten inanılmazdı. Güçlü bir motivasyonum edindim, çünkü bu Barok besteci ile güçlü kişisel bir bağım var. Performans, 3 Mart’ta Royal College of Art Konser Salonu’nda gerçekleşti.

Derin düşüncelerde dolaşan bir animasyon yerine ritmi, konçertonun hareketlerini takip ederken iki keman arasındaki ifadesel ilişkiyi görsel olarak anlatan bir animasyon yaratmak istedim. Sesin ve görsellerin izleyicinin kafasında senkronize olup iç içe geçtiği sesli görsel bir deneyim oluşturmaya çalıştım.

Bu gerçekten orijinal ve dikkat çekici bir fikir. Bundan ne gibi tepkiler aldın?

Royal College of Music başta olmak üzere bu projeden muhteşem geri bildirimler aldım. Çünkü tam anlamıyla Bach’ın müziğine odaklandım, ve bu da öğrenciler için görsel sanatla beraber çalmak üzerine yeni bir deneyim oldu. Bu sürecin bir parçası olduğum için çok şanslıyım. Müzik, tempo, enstrümanlar, yorum, ritim, lider enstrümanlar, akustik, klikler, klasik konserdeki kodlar ve Bach’ın müziğine dair çok şey öğrendim. Ayrıca bu iki prestijli enstitü için de ilk kez bir işbirliği oldu, ve gelecekte geliştireceğim bir proje. Bu projeye devam edeceğim ve daha büyük bir parça üzerine çalışmayı deneyeceğim…

Bugün sanatı nasıl tanımlayacağımızı biliyor muyuz? Demek istiyorum ki, sanatın tüm yüzü değişti. Sen sanat dünyasında yeni bir nesilsin, ne düşünüyorsun?

Kesinlikle haklısın, bence bizim neslin sanatçıları yeni teknolojilerden, yeni malzemelerden ve yeni yazılımlardan esinlenecek. Kişisel olarak ben icraatimde eski çizim tekniklerine dönmeye çalışıyorum. Çünkü dünya çok hızlı ilerliyor, ve ben de bu fikirlere bir zıtlık sunmak istiyorum.

Bu güçlü bir akıntıya karşı yüzmek gibi… Günümüz sanatının hızı karşısında zıtlık oluşturarak ayakta durmak zor olsa gerek?

Kesinlikle, zor, ama ben gencim. Dolayısıyla sanat benim için bir işten çok tutku. Yani ne söylemek istediğimi bulmak ve kendi dünyamı geliştirmek ne kadar zaman alırsa alsın umursamıyorum.

Çalışmaların belli bir döneme referans veriyor mu?

Şu aralar, yeni teknolojilerle çizme eylemini keşfetmeye çalışıyorum. Animasyon, 3D baskı ve heykel ile.

Octave ve Theo. Bu ne hakkında?

Théo de Gueltz en iyi arkadaşlarımdan biri. Bir Artist Duo işbirliğimiz var: octave ve theo, Central Saints Martins’deki lisans sergimiz için LAB isimli bir işbirliği yaptık. İki anıtsal heykel: A Drawing Machine ve Column Etched by Hand. (Lowe and Partners 2014 Nova Ödülleri Finalisti). Theo Güney Amerika’da yolculuk ediyor şu an. Halen fikir ve çizim aktarımında bulunuyoruz.

Bütün arkadaşların sanatçı mı?

Okulda edindiğim bir çok sanatçı arkadaşım var. Ama en iyi arkadaşlarım oyuncular, öğretmenler, müzisyenler ve gazeteciler.

Royal College of Art’dan sonra işlerine nasıl devam etmek istiyorsun?

Royal College of Art’dan sonra göreceğim. En yakın arkadaşımla lüks bir marka yaratıyorum ve bir kaç ticari projem var. Ama biliyorum ki sanatçı olmak sabır gerektiriyor… Yani göreceğiz. Sonrasından ziyade daha çok bugün üzerine düşünüyorum.

Instagram: @octavemarsal