Çocukluğun bir pelerini vardır derler, hani hayalleri savuşturan bir pelerin. Sezer Arıcı için de ufak yaşından itibaren çizime başlamasını sağlayan o hayal, yaptığı şeyin bir anlamı olduğunu hissettirmiş. ‘’Ablamın benim için çizdiği bir deste resimle dolaşırdım. Ayrı kaldığımız zamanlarda da onun yaptıklarına bakarak çizimler yapmaya başladım… Benim de ona gösterebileceğim resimler olsun diye.’’ diyor. O zamanlarda “gösterebileceği” resimlerinin onca sergide sergileneceğini tahmin edebiliyor muydu bilemiyoruz ancak Sezer Arıcı’nın yaratıcı ve farklı işleriyle sizi tanıştırmak için sabırsızlanıyoruz.

Bizi her şeyin en başına götür. Seni resme iten ilk şey neydi?

Ablam çok yeteneklidir. 4-5 yaşımda ablamın benim için çizdiği bir deste resimle dolaşırdım. Benim için en değerli şeydi o resimler. O sıralarda yatılı okulda okuyordu, tatil dönemlerinde eve geldiğinde bana yeni çizilmiş resimler getirirdi ve her defasında çizimleri heyecanla beklerdim. Ayrı kaldığımız zamanlarda da onun yaptıklarına bakarak çizimler yapmaya başladım. Benim de ona gösterebileceğim resimlerim olsun diye.

”Benjamin”
Çalışma sürecini anlatabilir misin? Herhangi bir projenin içeriğini veya zamanını nasıl belirliyorsun?

Düşünme aşaması ve yeni bir resme başlamak epey vakit alıyor bende. Zihnimde o kadar çok görsel var ki, onları ayıklamak, var olan başka sanatçıların eserlerinden ayrılarak yeni bir fikir bulmak ve içine kendini katmak. Bunları yaptığımda ve yaşadığım ruhsal deneyimlerimi, duygularımı açığa çıkardıkça kendiliğinden içerik ortaya çıkıyor. Bir yandan fotoğraf benim için çok önemli bir adım. Resmettiğim her tablo, benim ya da Emre Ünal ile beraber ürettiğimiz fotoğrafları baz alıyor.

Soyut prensiplerinin yanında, çeşitli resim formlarında profesyonel bir eğitim aldın. İşler daha profesyonelleştikçe hayatındaki sanat dengesini nasıl sağladın?

Sanatta dengeler değişkendir, ya da bir denge var mıdır emin değilim. Okuduğum okullar bana teknik anlamda çalışma ve öğrenme imkanı sağladı ama okul sonrası gelişimim sanatı gerçek anlamda tanımamı ve anlamamı sağladı.

“Aşk / Love II”
Çalışmalarında kendi deneyimlerini farklı kişilerin portreleriyle yansıttığını biliyoruz. Peki sence sanatın ‘’bugünü’’ sunmak gibi bir işlevi var mı?

Bir bakıma evet, öte yandan bilgi tüm zamanları kapsar, sanat yaparken o öğretilerden ve bilgiden kaçamazsınız. Bana kalırsa sanatın işlevi bugünde hem geçmişi hem günümüzü hem de geleceği sunmak olabilir.

Geniş bir ilgi alanın var. Fotoğraf, resim, post-production… Sen kendini yenilerken bunlar işini ve kişiliğini nasıl dönüştürüyor?

Resim daha üretim aşamasında zaman ve sabır ister, odak noktası o olmalı, fotoğraf ve post-production hızlı sonuç aldığınız alanlar. Birçok kısımda birbirini beslerken, bazen geçişler yapmak ve ayrıştırmak zor oluyor. Hem fiziken hem de ruhen. Bazı zamanlarda ciddi çatışmalar yarattı zihnimde. Son bir yıldır daha net ayırabiliyorum. Özellikle resmin benim için öncelik olduğunu.

İki karma sergide aynı anda yer alıyorsun bize biraz bahseder misin, neler göreceğiz?

20 Mayıs tarihlerine kadar Açık Alan’da Desen başlıklı sergide hem okuldan arkadaşlarım hem de öğretmenim olan sanatçılarla beraber gösterimde olacak işim bu sergide; 22 sanatçının farklı anlayışlar ve yaklaşımlarla ürettikleri desen çalışmalarını görebilirsiniz. Bir diğer sergi ise 31 Mayıs’a kadar Ekavart Gallery’de gerçekleşiyor. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Ekav Artist New Generation 4 başlıklı sergide Ekav/Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı’ndan burs almış 26 genç sanatçının eserleri gösterimde olacak. Burada yine farklı disiplinlerden gelen sanatçıların ürettiği video, resim, heykel, fotoğraf çalışmalarını görebiliriz. Benim de Özdemir Asaf’ın ‘Yansı’ şiirinden etkilenerek yaptığım yağlı boya çalışmam yer alıyor.

 

“My Good Man”
“Holy II”
“Don’t know where to go”