Kullandığı sıradışı tekniklerle mekan algımızı sorgulatan Michael Jantzen’ı masaldan çıkmış gibi görünen ev projeleriyle tanıdık ve hayran olduk. Kavramsal tasarımcı, sanatçı, mimar ve mühendis ünvanlarının hepsini başarıyla taşıyan Jantzen, aklımızdaki soruları yanıtladı.

Yapılarınızı tasarlamaya nasıl başladınız? Başlangıçtaki motivasyonunuz neydi?

18 yaşında, liseden hemen sonra yapı tasarlamaya başladım. Alternatif konut fikirlerine daima ilgi duymuşumdur. Ben mimar değil, mimariden bir sanat formu olarak sık sık faydalanan bir sanatçıyım. Lisans öğrenimimi gördüğüm Southern Illinois University’de, sonraları ise St. Louis’de lisansüstü eğitimimi tamamladığım Washington University’de öğrenciyken tanıdığım Buckminster Fuller gibi kişilerden ilk zamanlarda ilham aldım. Dünyayı bütün insanlık için daha iyi bir yer haline getirebilecek alternatif, enerji tasarruflu, sürdürülebilir tasarımlar konusunda düşünmem için bana ilham verdi. Anlayacağınız ilk başlardan beri sanat, mimari, teknoloji ve sürdürülebilirliği bir araya getiren son derece kullanışlı yapılar tasarlamak ilgimi çekiyordu.

“Benim hedefim ekstrem inovasyon” diyorsunuz. Bunu açıklayabilir misiniz?

Sanatçı/tasarımcı olarak çevremdeki dünyayı yeniden yaratmak daima ilgimi çekmiştir. Çalışmalarıma estetik açıdan yön vermesi için stillere prim vermiyorum. Çalışmanın yeniden şekillendirilmesinin ona görünümü konusunda yön vermesini sağlamaya çalışıyorum. Belirli bir görünümü sürdürebilmek için spesifik bir estetiğe bağlı kalmaya çalışmak bir şeyin işleme biçimine müdahale teşkil edebilir. Bu durum özellikle bir yapının tasarımında geleneksel bir estetik elde etmeye çalıştığınızda doğrudur, örneğin bir ev tasarımında. Bu nedenle benim için ekstrem inovasyon her şeyi yeniden düşünüp daha iyi bir şey tasarlamaya çalışmak anlamına gelir; sonuçta ortaya çıkan görünüm ne olursa olsun!

İş tanımlarınızda “sürdürülebilirlik” kavramını bir hayli fazla kullanıyorsunuz. Bu kavram size ne ifade ediyor?

Elbette bu her bir projeye özgü olarak değişiyor. Genellikle mimarimi, sanatımı gezegenin kaynaklarını sömürmektense ona bir şey katacak biçimde tasarlamaya çalışırım. Mesela, aynı zamanda kamusal toplanma mekanları olacak kamusal sanat projeleri tasarlıyorum. Bunlar ayrıca güneşten, rüzgardan enerji ve yerleştirildikleri yerde bulunan komüniteler için yağmur suyu tedarik ediyor.

Çalışmalarınız birbirinden bağımsız mı yoksa daha büyük bir projenin birbirine bağlı parçaları mı?

Çalışmalarımın büyük kısmı birbirinden bağımsız spesifik projelerden oluşuyor. Yine de bütün çalışmalarda kendisini gösteren bir düşünme metodu var; bu metot, amaca bağlı olarak bir şeyin diğerini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemesine olanak tanıyor.

Projelerinizden birini inşa etmek isteyeceğiniz rüyalarınızdaki alan neresi?

Elbette bu alan projenin niteliklerine göre değişir. Şu anda Santa Fe New Mexico’da yaşıyorum ve burası bazı yapılarım için muhteşem bir mekan olurdu! Çalışmalarımın çoğunun kırsal alanlara yerleştirildiğini görüyorum ama belki de kent peyzajını nasıl etkileyebileceğim üzerine daha fazla kafa yormalıyım.