Alana Paterson bir süredir takip ettiğimiz fotoğrafçılar arasında. Vancouver menşeili Paterson, Emily Carr Üniversitesinde sanat ve tasarım okuduktan sonra Boston’da The Lesley üniversitesinde fotoğraf odaklı güzel sanatlar eğitimi görmüş.

İşleri kadar karakteri de ışıldayan Paterson geçtiğimiz baharda JWHL’i (Junior Women’s Hockey League) fotoğraflıyor. Paterson ile kadının bir kadın objektifinden görüldüğü serisi Title IX üzerine konuştuk.

JWHL’i (Junior Women’s Hockey League) fotoğraflamaya nasıl karar verdin?

Kadınların geleneksel cinsiyet beklentileri dışındaki alanlarda etkin olduğu bir proje yapmak istediğimi biliyordum. Tesadüfen kadınlar hokey ligine dair şok edici istatistikler öğrendim. Bu konu ilgimi çekti; araştırma yapmaya başlayınca inanılmaz sayılarla karşılaştım. Dikkatimi ilk çeken sayı, bugüne dek en çok para kazanan kadın hokey oyuncusunun yılda 25 bin dolar almış olmasıydı; erkeklerdeyse bu sayı 14 milyona çıkıyordu. Üstelik kadınlar hokey liginin yalnızca son 10 yılda yüzde bin büyümesine rağmen. Bunun anlatılmaya değer bir hikaye olduğunu düşündüm.

Title IX ismi nereden geliyor?

Title IX, ABD’de bir federal yasanın ismi. 1972’de yürürlüğe konulan yasa şöyle diyor: “Birleşik Devletlerdeki hiçbir bireyin cinsiyeti dolayısıyla; federal finansal yardım alan herhangi eğitim programına ya da aktiviteye katılması veya bunlardan fayda sağlaması engellenemez ya da ayrımcılığa maruz kalamaz.” Erkeklerin egemen olduğu bir spor dalında kadınların katılımından bahsedip bu yasaya değinmemenin mümkün olup olmadığı üzerine düşündüm.

Takımla ne kadar zaman geçiriyorsun?

İki ay içerisinde birçok farklı takımla çalıştım. En çok zamanı Vancouver takımlarıyla geçirdim.

 

Serinin çok dürüst bir hissi var. Bu samimi duyguyu yakalamak için takımın her üyesiyle kişisel bir ilişki geliştirip geliştirmediğini merak ettik.

Yerel takımlarla bir ilişki kurduğumu kesinlikle söyleyebilirim. Ama seyahat halindeki takımlarla çekimlerim bir ya da iki gün sürdü. Ama kızların hepsi çok kibardı. Her biri oradaki varlığımı kabul etti ve bu hikayeyi anlatmama ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştırlar. Onlarla vakit geçirmek çok eğlenceliydi; soyunma odasına deliler gibi güldük, erkeklerden bahsettik. Maçlardan, hatta pratik maçlarından önce enerjileri çok yüksek oluyordu. Hepsi inanılmaz gençlerdi. Tavırları çok pozitif ve etkileyiciydi.

Sanattaki en bilindik kadınlar genelde sanatçılar değil, erkeklerin gözünden tasvir edilmiş nesneler. Bir erkek tarafından çekilmiş olsaydı Title IX’da sence ne farklı olurdu?

Çok iyi bir soru bu. Öncelikle, soyunma odalarına giremeyeceği için birçok şey kaçırmış olacaktı. Kızlarla vakit geçiremeyecek ve onlar arasına nispeten kabul edilmemiş olacaktı. İkinci olarak da nesnel bir şekilde bakmaya çalışsa bile erkek bakış açısı hep orada olacaktı. Projeye sorgulayıcı bir açıdan bakacaksak bunun da konuşulması gerekiyor. Kızlar ve koçlarla arasında daha kalın bir güven engeli olurdu diye düşünüyorum.

Erkek bakışı tarih boyunca kadını tasvir ediyorsa belki kadın bakışının yükselen önemine de, yani kadınların gözünden anlatılan kadınlara da değinebiliriz. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Kesinlikle çok önemli. Erkeklerin “Madem artık moda bu ben de (yeterince temsil edilmemiş herhangi bir kadın grubu) hakkında bir proje yapacağım.” dediğini duyuyorum. Bu hep var olan bir şeydi ama sen benzer bir proje yaparak bunu para ya da şan kazanmak için kullanacaksın, öyle mi? Berbat bir şey bu. Ne zaman bir dergi bu hikayelerden birine erkek bir fotoğrafçı gönderse bana biraz dokunuyor. Evet, sipariş fotoğrafçılık işleri de erkeklerin egemen olduğu bir alan ve bir farklılık yarattığını söylerken bu sorunu pekiştirmiş oluyorsun yalnızca. Asıl meseleyi desteklemedikleri, yalnızca trendi takip ettikleri bariz bir şekilde ortaya çıkıyor.