İster sevin, ister sevmeyin Kim Kardashian’ın yeni bir projenin tanıtımını yapmak adına hiçbir skandaldan kaçınmayacağı su götürmez bir gerçek. Dolayısıyla kendisi eleştiri ve nefret yağmurlarına alışık. Tam da bu sebepten olacak ki bu sefer de dış seslere kulak asmayıp bildiğini okumakta ısrar ediyor. Fakat bu sefer durum biraz daha karmaşık gibi; özellikle bunun Kardashianlar’ın kendilerine ait olmayan bir kültürün unsuruna el koydukları ilk sefer olmadığı göz önünde bulundurulursa. 

Olayın en başına dönecek olursak, Kİm ve Kanye ikilisinin Japonya’ya ilk ziyareti evlenmelerinden önce gerçekleşiyor. Çift daha sonra 2017’de ilkeyi tekrar ziyaret ettikten sonra artık Japon kültürüne olan hayranlıklarını çok daha sesli bir şekilde dile getirmeye başlıyorlar. Buraya kadar bir problem yok.

Ancak; bir noktada Kanye ekibini Japon marketlerine yollayarak düzinelerce ürün sipariş ediyor ve daha sonra bu minimal ve kibar paket tasarımlarını kendi kreatif şirketi DONDA için kullanıyor. Kim de kocasının peşinden giderek Haziran 25’de ‘kimono’ adının patentini kendi iç giyim markası için aldığını açıklıyor. Tabii ki, tonlarca negatif tepkiyi de üzerine çekmiş oluyor. 

Kimono, Japonlar için çok büyük kültürel öneme sahip. Kyoto Belediye Başkanı Daisaku Kadokawa Kim’e yazdığı mektupta kimonoyu “ yüzyıllarca süre gelen işçiliğin bir meyvesi ve Japon kültürünün güzelliğini, ruhunu ve değerlerini temsil eden bir değer” olarak tanımlıyor. Kim ise an itibariyle inatçılığı bırakmış değil. 

Bu aslında; paranın ve ünün bir kültürün hayati unsurlarından birini kendisiyle ve ürünü ile tamamıyla alakasız birinin markalaşma adı altında kullanmasının ne kadar meşru olduğu üzerine etik bir tartışma.