2018 Haziran ayında ilk sezonuyla Netflix yayın listesine dahil olan dizi “POSE”, 80’lerin sonunda New York’da yaşayan bir LGBT topluluğunun yaşam tarzını ve toplumun dönemsel kültürünü ele alıyor. 1990 yapımı Sundance ödüllü “Paris Is Burning” belgeselinin uzantısı olan, Ryan Murphy imzalı dizide baş karakterlere, Mj Rodriguez, Dominique Jackson, Ryan Jamaal Swain, Indya Moore, Billy Porter ve Evan Peters hayat veriyor. Dizi aynı zamanda, televizyon tarihindeki en fazla sayıda trans oyuncu bulunduran yapım olma ünvanını taşıyor.

Pose, Blanca (Mj Rodriguez) isimli idealist ve yardımsever ana karakterin kendi evini –Evangelista Evi- kurmasıyla süregelen olayları konu edinirken, o dönemde kendileri olmaktan vazgeçmedikleri için birbirleri dışında kimse tarafından kabul görmeyen karakterlerin hayatlarına ve yaşadıkları zorluklara değiniyor. Sezon boyunca, bir yandan LGBT topluluğunun iç dünyasındaki kişiler arasında yaşanan çatışmalara şahit olurken, bir yandan da ihtiyaç durumunda birbirlerine açık bir şekilde gösterdikleri desteği gözlemleyebiliyoruz.

Kendi aileleri tarafından reddedilen ve toplum tarafından dışlanan bu topluluğun kendilerini önemli ve özel hissettikleri tek yer her hafta gerçekleştirdikleri balolar. Balo ismini duyduğunuzda öyle masalsı bir etkinlik beklemeyin… Balo ismini verdikleri bu etkinlikler, konsept yarışmalar ve evlerin birbirlerine meydan okuyarak üstünlüğünü göstermeye çalıştığı düellolarla geçiyor. Özellikle bu sahnelerde 80’ler disko müziğine ve o dönemin danslarına doyuyoruz. Fakat dizideki en ilgi çekici detay şüphesiz kullanılan kostümler… Kostümleri Emmy ödüllü Lou Eyrich tarafından tasarlanan dizide, Eyrich seçim yaparken Paris Is Burning belgeselinden ve döneme ait siyah-beyaz fotoğraflardan esinlendiğini söylüyor. %60 oranda vintage dükkanlardan toplanan kıyafetlerin, geri kalanı da Eyrich ve ekibinin tasarımları. Dizi bu seçimlerle dönem realitesini yansıtmasının yanında bir moda şovuna dönüşüyor. Gündelik hayatta tercih edilen vatkalı omuzlar, mom jean’ler, bomber ceketler, eşofman takımları, büyük küpeler ve büyük kemerlerle dönem ruhunu iliklerimize kadar hissederken, bizi heyecanlandıran diğer şey ise balolarda konseptler doğrultusunda kullanılan kostümler oluyor. Her sahnede Met Gala’daymışız hissine kapılıyoruz.

Her ne kadar dram kategorisinin içinde gösterilse de, günlük hayatta yaşanan pozitif olaylar ve hatrı sayılır sayıda dans sahneleriyle dizi, modumuzu yüksek tutmayı başarıyor. Daha ilk sezonu final yapmadan ikinci sezon onayını alan dizinin, yeni sezon yayın tarihinin 2019 yılı içerisinde olacağı biliniyor. LGBT dünyasını daha yakından tanımak ve Evangelista Evi’ndeki gelişmelerden haberdar olmak istiyorsanız, bu diziyi izlenecekler listenize eklemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz!