Soğuk kış günlerinin üstesinden gelmemizi sağlayan yegane düşünce sonunda altın rengi kumsallarda uzanıp, güneşin sıcaklığının iliklerimize işleyeceği o günün hayali değil midir? Kulağımızda dalgaların ve esen rüzgarın sesiyle ruhun bedeni usulca terk edip uykuya daldığımız o büyülü an. Juliet Taylor, Sidney’in göz alıcı Bondi Plajı’nda tam da bu anları yakalıyor. Yetenekli fotoğrafçı güneş altında uyuklayan insanları fotoğrafladığı ‘Terra Incognita’ adlı projesi için altı aydır çalışıyor. Taylor’dan ‘Terra Incognita’ serisinin hikayesini bize anlatmasını istedik!

13 yaşındayken ailemle Filipinler’e bir aylığına tatile gitmiştim. Bir adam bana yarım yamalak İngilizcesiyle “Denizdeki insanlar cahil” dedi. Ne demek istediğini asla anlayamamış olsam da bu cümle yıllarca zihnimde dönüp durdu. Güneş ve kumda insanları transa sokan bir özellik var. Belki de demek istediği buydu.

Bondi’de yaşarken ve her sabah kordonda koşuya çıkıyordum. Plajda bu ilginç şekilleri görüp duruyordum. Bir gün fotoğraf makinemi de yanıma aldım ve her şey bu şekilde başladı. Kimse fotoğrafının çekildiğini bilmiyordu ve bu nedenle kareler çok spontaneydi. İlginç bir şey ya da birini gördüğümde plajın arka kısmına geçip yavaşça onlara yaklaşırdım. Avlanmaya benzer bir hissi vardı. Onlarla aranıza mesafe koyup onları heykel olarak düşünmek tuhaf bir histi. Aramızda bir bağ kurmamak önemli bir noktaydı.

Fotoğraflar altı aylık bir sürede çekildi. Terra Incognita, Latince’de “bilinmeyen arazi” demek. Biraz ironik bir isim bu çünkü Bondi Plajı dünyanın en ünlü plajlarından biri.