Sevgi ihtiyacını anlamlandırmak hayatımızı nasıl kolaylaştırır? Samimiyet ve arkadaşlık özgünlüğün anahtarı mıdır? Korkusuz paylaşımdan doğan sonsuz enerji ve saf sevgi Basil AlHadi’yi her geçen gün daha da ileriye taşıdı. Ülkelerin ötesine, sanat akımlarının ve türlerinin ötesine… Çarpıcı moda tavrı, keskin müzik zevki ve DJ’liği bir füzyon oluştururken farklı dünyaları da birbirine bağlamaya başladı. “I love you wallah” mottosu Basil’in amacını güçlendirirken bizim de yüzümüze bir gülümseme yerleştirdi. Basil AlHadi daha fazla üretmek için hazır…

 Sevgi vermek ve hissetmek vizyonuyla yarattığınız konseptler, fotoğraflar ve müzikle insanları birbirine bağlıyorsun. Peki ya senin için bağ kurmanın anlamı nedir?

Bu sadece enerjileri bir araya getirmek. Karşılıklı bir ilişki. Bir sanatçı olarak, tüm zamanınızdan ödün vermelisiniz. Örneğin, DJ’ken, benim için kalabalığı hissetmek önemlidir ki enerji akışını değiştirebileyim. Genelde, DJ performanslarıma katılan herkes şöyle der “Bu bir canlı performans, sadece basit bir DJ performansı değil.”


“I love you wallah” mottosu ile bizi gülümsetirken bir taraftan hırslarına güç veriyorsun. Bu ifade ile yola çıkmaya nasıl karar verdin? Arka plandaki hikaye nedir?


Bu aslında benim günlük yaşamımda hep kullandığım bir ifade. Beni tanıyan herkes bilir, ben her zaman konuşmalarıma “I love you wallah” ile başlarım ya da konuşmalarımı bu ifadeyle bitiririm. Son zamanlarda, sevgiyi paylaşmak zorlaşıyormuş gibi hissediyorum, en azından bu sözleri söylemek…Sevgi her zaman iyidir, iyi enerjiyi taşır.

Yani teknik açıdan, Apple Ocak 2018’de beni bir konuşma yapmam için çağırdı ve ben de interaktif bir sunum için çalıştım. Kalabalığın sahneye gelip enstrumanları çalmasını sağladım, müzik hakkında hiçbir şey bilmeseler bile. Sonra bununla bir parça ürettim.

 Konuşmadan önceki gece, birden uyandım ve bilgisayarımı açtım. Sunumuma bir alıntı eklemek istiyordum ve biliyordum ki bu tamamen bana ait olmalıydı, başkasının değil. Benim için en önemli şey ne diye düşünürken, “I love you wallah”da karar kıldım. Sunumumu “I love you wallah” ile sonlandırdım. Herkes fotoğraflarını çekmeye başladı ve internette inanılmaz yayıldı. Instagram’da herkes bunu paylaşmaya başladı. Binlerce “I love you wallah” yapışkanı bastırdım ve her yere dağıttım, “I love you wallah” yazan tişörtler yaptım ve internete koydum, ilk saatlerinde tükendi. Gerçekten çok şaşırmıştım. Ve bu söylemle, günün sonunda, hayatımızda sevgiye ne kadar ihtiyacımız olduğunu gördüm. Sevgi her şeyi kolaylaştırır.

 DJ performanslarına Orta Doğu ve Arap melodilerini de dahil ediyorsun. Bildiğimiz kadarıyla geldiğin bölgeyi temsil etmek istiyorsun, kendi kültürünü yaptığın işlere yansıtmak seni nasıl ileri götürdü?

 Dürüst olmak gerekirse Orta Doğu ve Arap melodileri benim büyürken dinlediğim şeyler. Müzikle ilgilenen, en azından müziği seven bir aileden geliyorum. 90’lar boyunca ailemle düğünlere gider ve yöresel müzikler dinlerdik. Büyükannemin evinde dans ederdik. Ailem her zaman beni müzikle dans ettirirdi.

Paramı kaset almak için biriktirirdim, bir nevi takıntılıydım. Her yaz Amman’a ailemi ziyaret etmeye giderdik, kasetlerimi yanıma alıp onlara çalardım, çift kaset çalar ile şarkıları birbirlerine karıştırırdım. Aynı zamanda karışık kaset gibi şeyler kaydederdim. DJ’lik yapmaya başladığımda her bir vuruşunu anladığım müziği çalmadan edemiyordum, böylece onu temsil ettim ve herkesin bilmesini sağladım. Eğer orijinal ve bildiğiniz şeyi yapıyorsanız, insanlar bunu hisseder. Kendi müziğimi ve bu yörenin müziğini yapmak için çok çabaladıktan bir süre sonra, büyük markalar ve müşteriler beni tanımaya başladı. Büyük konserler verdim ve Gucci, Vice, Burberry, Adidas Originals, Mont Blanc gibi büyük markalar ve Guggenheim Müzesi, büyük otel açılışları gibi etkinliklerle iş birliği yaptım. İnşallah 2019’da dünyanın her yerinde performans sergileyeceğim.

 Postmodernist dönemde füzyon tarzının yeri nedir?

 Bence bulunduğunuz dönemin dilini konuşmak oldukça önemli. İnternet yüzünden küçük bir dünyada, küçük bir kasabadaymışız gibi yaşıyoruz. Sanki her saniye birçok tarz müzik dinliyoruz. Arap müziğinde çok fazla DJ’lik yaptım ama hala, dünyanın her yerinden aklımı başımdan alan müzikler de çalıyorum. Bu füzyon, konsept bir şekilde tüm dünyadaki insanları birbirine bağlıyor. Berlin ve Arabistan’dan iki müziği birbirine karıştırdığınızı hayal edin, bu sayede iki kalabalığı birbirine bağlıyorsunuz, iki farklı dünya bir arada.

 Moda stilini nasıl tanımlarsın? Giyim tarzın için nelerden ilham alıyorsun?

 Tam olarak “beni” yansıtıyor. Kendim giyindiğimde ya da bir styling işi yaptığımda çok fazla düşünmüyorum. İçimden geldiği gibi oluşuyor. Sadece parçaları karıştırıyorum ve eşleştiriyorum. Karışık bir kültür topluluğu yetiştirdim, bu beni etkiledi. İlhamım genelde insanlar ve sokaklar oluyor.

Kendini “Ben sadece sokaktaki sıradan bir adamım.” şeklinde tanımlıyorsun. Peki sokakta dolaşırken Basil AlHadi’nin dikkatini neler çeker?

 Güzellikten zevk alıyorum, yani her zaman ruhumu besleyecek detaylara bakıyorum. En çirkin şeyde bile, güzel bir detay bulabilirsiniz. Çoğu zaman dikkatimi çeken şey mimari, gittiğim ve mimarisini anladığım her şehirden bir zaman çizelgesi çizmeyi seviyorum.

 Peki ya “Karrouhat”, markası nasıl oluştu?

 Karrouhat şimdilerde çok büyüdü. Bir gruptan daha da fazlası, o bir konsept. Çok uzun zaman önce başladığında, 2000’lerin başında benim yazdığım söz ve müzikleri temsil eden bir Arap reggae grubuydu. Gittiğim ve performans sergilediğim yerlerde bir grup şekillendirdim. Fakat Karrouhat birçok formata gelişti, bir gruptan üretim evine, film yapımına, modaya, kreatif ajansa ve DJ’e…

 Yolda yeni albüm var mı?

Çok yakında! Müzik yapmayı ve şarkı yazmayı gerçekten özledim. “Nefsi Aghaneelik” adında ilk şarkıyı kaydetmeye başladım. Şarkılar üzerine daha çok çalıştığım ve olumlu yönde çalıştığım bir süreçteyim. Albüm olana kadar yeni şarkılar çıkarmayı seviyorum… Günün sonunda tüm şarkılarla bir albüm çıkaracağım.

Müzik dışında, yazıyorsun, fotoğraflar çekiyorsun ve konseptler yaratıyorsun… Bu çok-disiplinli yaklaşım hangi yönlerde ruhunu besliyor? 

Daha önce değindiğim gibi biz insanoğluyuz ve enerjileri takas etmeyi severiz. Hepsini içimizde tutamayız. Ben vermeyi çok seviyorum, beni çok tatmin ediyor. Vermek otomatik olarak geri döner ve karşılığını alırsınız. Benim için bu basit. Ben birden çok yeteneği olan bir sanatçı olmakla yolumu buldum. Bu vermenin bir formu. Aynı zamanda bu evrendeki kısa zamanımızda tek bir şeye saplanıp kalmamamız gerektiğine inanıyorum. Sadece, deneyebildiğiniz her şeyi denemelisiniz. Çocukluğumdan beri, hiçbir zaman tek bir şeye odaklanamadım her zaman her şeyi yapmak istedim ve hep zaman yokmuş gibi hissettim. Yani her zaman koşturuyorum. Bazen yorgun hissediyorum ama buna değiyor. Bu benim hayattaki amacım.

En çılgın hayalin ne?

 Bu hep değişiyor. Sadece tek bir şeye sahip olabilecek biri değilim. Fakat şu an dünyanın her yerindeki stüdyolarda yerel müzisyenlerle şarkılar kaydetmeyi dilerdim. Aynı zamanda, 10.000 belki daha fazla kişinin önünde DJ’lik yapıp, onların dans etmesini sağlamayı dilerdim. Bir şey daha, son bir şey daha, bu evreni hastalıklardan arındırmak ve hiçbir hastaneye gerek kalmamasını dilerdim.

Gelecek planların ne?

Daha fazla üretmek istiyorum, daha fazla, daha fazla, daha fazla… Hiç durmadan çalışmak ve daha büyük müşterilerle çalışmak. Fakat yine de halka açık yerlerde çalışmak. En son çalıştığım projedeki gibi başka sanatçılarla iş birliği yapmak. Mesela daha önce, halka açık bir sahil yoluna gittik ve 6 araçlık bir ses sistemini mixer ve DJ kontrolörüne bağladık hem de hiçbir reklam yapmadan ve insanları davet etmeden. Oradaki insanlar için müziğimizi çalmaya başladık. Oldukça değişik bir reaksiyon oldu. Bunun gibi projeler üzerine daha çok çalışmak istiyorum, yakınlardaki kişilere ulaşmak ve onlar için müzik çalmak. Uzun bir gün sonunda onları mutlu etmek. Enerjileri değiştirmek.  Aynı zamanda büyük müzeler ve uluslararası tanınmış moda markalarıyla birkaç iş planım var. Takipte kalın.