nümdeki iki yılı orada geçirmek üzere Amerika’ya gittiğimde aklımda yerleşik imgeler bulunuyordu. Hiç gitmemiş olsak bile bu ülkeyi çok iyi tanıdığımıza dair tekinsiz bir his var. Tıpkı yeni tanıştığımız birinin nasıl bir insan olduğunu ve ondan neler bekleyebileceğimizi bilmek gibi… Amerika’da kendimi yabancı, hiç uyum sağlayamayacak, dışlanmış biri gibi hissettim. Bu durumla başa çıkmak için bulabildiğim tek yöntem kendimi izole etmekti, gözlemciydim, görünmezdim. Chicago, New York, Boston, New Orleans ve Mississippi’den parmak uçlarımda yürüyerek, usulca geçip gittim.

Zamanın geçmesini beklerken bu fotoğrafları çektim.