Stephanie D’heygere Belçika’da doğup büyüdü ve Antwerp’de Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Moda üzerine eğitim aldı. Kariyerinde ilerlemek üzere dünyanın dört bir yanına seyahat etti ve sonunda kendini Maison Martin Margiela, Dior, Y/Project ve A.P.C. gibi önde gelen moda evlerinde çalışmak üzere Paris’te buldu.

Ancak şimdi sürdürülebilir kaynaklı aksesuarlara gösterişli bir albeni katan markası D’HEYGERE’nin ardındaki isim o. İlhamını gündelik hayattaki tasarım ve moda karşılaşmalarından alan, gün içinde kullandığımız malzemeleri ileri dönüştürüp markanın görsel diline uyarlayarak kendine has, giyilebilir parçalar üretiyor. D’heygere ile D’HEYGERE’nin malzemeler üzerine bakış açısından yeni bir gerçekliğin yaratımına dek tasarım süreci üzerine sohbet ettik.

Stephanie D’heygere

Modada ‘ileri dönüşüm’e dair daha çok örnek görmeye başladık, özellikle de Paris sahnesinde. Bununla ilgili düşünceleriniz neler?

Stephanie D’heygere: Bunu harika buluyorum. Ben de gelecek için bunun üzerine düşünüyorum ancak kaynak kullanımı biraz zorlayıcı olabilir ve büyük miktarda üretim yapmak, her parçanın eşit kalite ve stile sahip olduğundan emin olmak önemli bir iş. Ancak her parçanın kendine has hâle gelmesi fikrini de seviyorum. Maison Martin Margiela’nın artizanal koleksiyonlarını hep sevmişimdir, ancak onlar couture olarak dikkate alınıyor ki üretimde sorun yaşamayasınız. Bu aynı zamanda çevresel sebeplere destek çıkmak için de ufak bir adım, çok ufak, ancak her adım bir şeydir.

Pek çok büyük moda evinde aksesuar tasarımcısı olarak çalışıyorsun. D’HEYGERE’yi bu sonsuz hızlı moda döngüsünden ayıran şey nedir?

Stephanie D’heygere: Özellikle çantalarda fark ettiğim şey, müşterinin tasarımdan öte markayı almayı önemsemesi. Benim markam hâlâ çok tanınır olmadığı için, dikkat çekmek için yaratıcı ve yenilikçi bir şey göstermem gerekiyor. Bu sonuç olarak faydalı bir şey, fazladan zorlu bir görev veriyor bana. Ayrıca yılda 2 koleksiyonun yeterli olduğunu düşünüyorum. Günümüzde herkesi memnun etmek ve daha fazla satış yapmak için piyasaya çok fazla ürün (ki bunların bazılarının zaman kısıtlamasından dolayı üzerinde düşünülmemiş ürünler) sürüldüğünüdüşünüyorum. Ben daha çok ‘az çoktur’ tavrını benimsiyorum.

Stephanie D’heygere
Kendi markanı yaratmanın zorlukları neler?

Stephanie D’heygere: Elbette işin finansal boyutu zor, çalışmak için doğru insanları bulmak (ki bu açıdan çok şanslıyım, harika ufak bir ekibim var) ve sabırlı olmak da. İlk koleksiyonun sunumunu 3 kere erteledim çünkü her şeyin mükemmel olmasını arzu ediyordum. Her ne kadar en sevdiğim kısım tasarlama kısmı olsa da, bir markayı oluşturup büyütmenin farklı yönlerinin de keyfini çıkarıyorum. Her gün yeni bir şeyler öğreniyorum ve buna bayılıyorum.

Bize tasarım sürecini ve hayal gücünün iş ‘aksesuar tasarımı’na geldiğinde nasıl çalıştığını anlatabilir misin?

Stephanie D’heygere: Çoğu zaman bir şeyler beni tetikliyor. Bazen bir sanat eseri, bazen metroda gördüğüm biri. Gün içinde fazlaca gözlem yaptığımı söyleyebiliriz.

Genç tasarımcılar modanın geleceği üzerine neler düşünmeliler?

Stephanie D’heygere: Modanın geleceğinin oldukça parlak olduğunu düşünüyorum! Genç tasarımcılar dikkat çekiyorlar, ancak bana sorarsanız öncesinde deneyim sahibi olmak müthiş önemli. Ayrıca günümüzde dijital dünya iletişim kurmayı da oldukça kolay hâle getiriyor. 

D’HEYGERE için sırada ne var?

Stephanie D’heygere: 2019 Sonbahar Kış koleksiyonunu Ocak ayında, yeni aksesuar gruplarını tanıtarak sunacağım. Ne yazık ki size bundan başka detay vermem mümkün değil!