Istituto Marangoni Milano’nun Moda Tasarım Bölümü’nden mezun olduktan sonra reklam çekimleri için kostüm tasarımcısı olarak çalışmaya başlayan Begüm, tarihi kostümlerin ihtişamına olan hayranlığı ile nostalji merakını mesleğe dönüştürebilmiş. 2017 yılında ise bunu bir adım daha öteye taşıyor ve Soporose markasını kuruyor. Tarihin en ikonik moda ürünü korsenin günümüz modasına adaptasyonunu köklerine sadık bir şekilde sunuyor.

Kostüm tasarımını senin için çekici kılan?

Benim esas tutkulu olduğum konu; konsept ve karakter yaratmak. Bu sebepten kostüm tasarımına olan merakım gelişti. Kostümleriyle karakterleri bütünleşmiş, tutarlı film karakterleri en büyük ilhamım oldu bu yolda, tabii o filmler de bu işe başlama sebebim.

Korse gibi spesifik bir alana yönelmeni sağlayan neydi?

Korseler beni hep büyülemiştir. Kadınları zarif ve feminen, aynı zamanda da üzerine zırh giymişçesine güçlü ve sağlam gösterdiklerini düşünüyorum.

Tarihle aran nasıldır?

En meraklı olduğum konulardan biri fakat odaklandığım şey tarihi olaylardan ziyade eskiden insanların nasıl yaşadığı. Tarihi öğrenmenin günümüze ışık tuttuğunu ve doğru soruları sorup doğru yorumlamanın gelişimimiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Buna ek olarak o günün koşullarını detaylarıyla incelemek bana oldukça ilginç geliyor.

19. yüzyıl estetiğini günümüz tasarım anlayışına yorumlayan bir tasarım dilin var. Bize ilhamlarından bahseder misin?

Soporose’la birlikte; zamansız olan estetik bir algı oluşturmayı amaçladım, bana ilham veren de zıtlıkların harmonisi oldu. Nostaljik formları çağdaşlaştırarak, geçmişin görkemi ile günümüzün sadeliği ilk koleksiyonumla birlikte şekillendi.

Günümüz modasını nasıl tanımlarsın?

Günümüzde moda herkese hitap edebilecek çeşitliliğiyle geniş bir yelpaze sunuyor, ancak buna rağmen kişiselleştirmenin ve özgünlüğün eksik olduğunu düşünüyorum.

Lüks senin için ne ifade ediyor?

Lüks benim için, bana özel hissettiren her şey.