Refik Anadol’un teknolojiyle olan bağının hayran bıraktıran hatıralarla birlikteliği bizi, beynin sınırlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Bilinçaltı, bilinç ve bilinçüstü arasında deneysel bir yolculuğa çıkarken daha önce düşünmediklerimizi düşünürken buluyoruz kendimizi. Sanat felsefesinin de soru havuzunda olan 20. yy’dan beri sorguladığımız “Hatıralar nedir ve bize ne anlatırlar?” sorusunun cevabını günümüz teknolojisiyle harmanlayınca “Hatıralar ile ne yapılabilir?” sorusuna evirildiğine inanıyor Refik Anadol.

Anılar bizim en kişisel verilerimiz ve Refik Anadol her türlü veriyi görsele çevirerek hatırlama sürecini bir anıyla olan etkileşimimiz sırasında beynimizde oluşan hareketlerin Kaliforniya Üniversitesi nöroloji laboratuvarlarında kullanılan beyin dalgası sensörü aracılığıyla algoritmalara dönüştürülmesi fikrinden yola çıkarak sanatında kullanmaya karar verdi. Refik Anadol’un hayranlık uyandıran yanı teknoloji, sanat ve bilimin birleştiği köprünün tam ortasında durup bunları nasıl birleştireceğini çok iyi biliyor olması.

Bu çalışmanın üretim sürecinde, René Descartes’ın algı konusundaki tezleri, nörolojik hastalıklarla ilgili tıbbi çalışmalar ve geçtiğimiz yıl vizyona giren “Blade Runner 2049” filminden etkilendiğinin altını çizen REfik Anadol, izleyiciyi bireysel yaratıcılığına sahip çıkarak hatıralara doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Bu sergide yer alan çoğu yapıt, mimari ölçekli LED ekranlarda ışık ve projeksiyonlar sayesinde interaktif olarak deneyimleniyor. “Eriyen Hatıralar”, Anadol’un 2012 yılında Pilevneli Project’te gerçekleştirdiği sergiden sonra Türkiye’deki ikinci kişisel galeri sergisi olma niteliğini de taşıyor. Sergi, 7 Şubat – 10 Mart tarihleri arasında PİLEVNELİ’de gösterimde olacak.