Kendiliğinden duygularınızın özünü keşfedebilen bir yapı düşünün. Gözlerinizi kapatıp her ritmini benimseyeceğiniz basit ama aynı zamanda derin bir melodi hayal edin. Hepimiz bunun doğal ve samimi bir şekilde oluşması gerektiğini biliyoruz. Fransız müzik ikilisi, Jonathan ve Gauillaume kuzenler, birkaç yıl önce “The Blaze” ile duygusal şiirler yaratmaya başladılar. Başarılı hikaye anlatımlarıyla görünmeyeni vurguladılar, limitleri zorladılar ve dinleyicilerinin sorular sormalarını sağladılar. Hafızalara kazınan Territory albümüne olan ilgiyi canlandırdıkları ilk klipleri Virile’den itibaren, klişeleşmiş kimliklerin kırılgan sınırlarını değerlendiriyorlar. Jonathan ile konuşurken, The Blaze’in iç dinamikleri ve yapımlarıyla ilgili daha çok bilgi ediniyoruz.

Blaze sizin duygusal şiirlerinizi paylaşmaya başlayalı çok da olmadı… 2016’da Virile ilk çıkışınızdı. Üretim sürecinizi kapsayan detaylara girmeden önce, her şeyin nasıl başladığını sormak istiyoruz. Nasıl bir araya gelip duyguların özünü keşfetmeye karar verdiniz?

O zamanlar ben Brüksel’de sinema üzerine okuyordum. Okul projesi olarak bir müzik videosu yapmam gerekiyordu ve bir şarkıya ihtiyacım vardı. Kuzenime danıştım ve beraber üzerinde çalıştık. Birlikte çalışmaktan keyif aldık ve bunu devam ettirdik. En başından beri, duygulara büyük bir yer veriyoruz. Bu yüzden onları keşfetmek bizim için çok normal ve doğal gelişen bir süreç.

Virile ve göz alıcı klibinden itibaren, özgün hikaye anlatımınızla gözardı edilen şeyleri vurgulamaktan hiç vazgeçmediniz. Bu tavrı oluşturan fikirler nelerdi?

İnsanların önüne ekranda görmeye alışkın olmadıkları şeyleri koymayı seviyoruz. Aynı zamanda bu insanlar çoğunlukla karizmatik bir kişiliğ sahip oluyorlar.

The Blaze

Üretim esnasında aranızda bir rol dağıtımı oluyor mu?

Belirgin bir iş dağıtımı yok… Süreçler değişebilliyor. Fakat daha çok fikir alışverişi, sohbet, yeni şeyler deneme ve anı paylaşma üzerine kurulu bir sistem izliyoruz. Kendimize esneklik tanıyoruz.

Blaze için bir stüdyo günü nasıl geçiyor?

Kendi dünyamıza çekiliyoruz ve olayların doğal bir şekilde oluşmasına izin veriyoruz. Konuşuyoruz, yeni şeyler deniyoruz… Fakat her şeyin doğal bir şekilde oluşuyor olması asıl püf nokta.

Eğer gün içinde sonsuza dek yaşayacağınız bir zaman aralığı seçecek olursanız, bu hangi saatler olurdu? Ve neden?

Bunu saat aralığıyla belirtemeyiz… Ama muhtemelen “Altın saat” olurdu. Çünkü günün bu saatinde ışık muhteşem oluyor ve biz de bu saatlerde video çekmeyi seviyoruz.

Territory… Kaç defa sizin şarkılarınızla tüylerimizin diken diken olduğunu hatırlayamıyoruz… Evde olma hissi, duygusal bir maskülen figür, yabancılaşmanın ustaca katmanlanmış melodilerle harmanlanması… Klibi çektikten sonra şarkıya bakış açınız değişiyor mu?

Videoyu çektikten sonra beraber şarkı üzerine tekrar çalışıyoruz ve final dokunuşlar ekliyoruz.

Videolardaki cast’ı nasıl seçiyorsunuz?

Cast’ı bir yönetmenle belirliyoruz. Bu süreçte adayların vücutlarıyla olan ilişkilerine bakıyoruz. Oyuncularımızdan sahip oldukları her şeyi ortaya koymalarını ve limitlerini zorlamalarını istediğimiz için bu bizim için çok önemli…

The Blaze hakkında duyduğunuz favori eleştri hangisiydi?

Buna odaklanmamaya çalışıyoruz. Pozitif ya da negatif, bütün eleştrilerden öğrenecek bir şeyler var.

Seyahat etmeyi çok sevdiğini biliyoruz, senin için bir yolculukta olmazsa olmazlar neler?

Kesinlikle bir kamera! Ve her zaman bir sonraki maceraya açık olmak…