Sosyal medya herkesin – en azından 15-35 yaş grubunun -hayatında büyük bir alan kaplasa da hak ettiği öz saygıyı göremiyor ne yazık ki… Sosyal medyayı meslekleştiren “influencer”lar ülkemizdeki “Ben de yaparım.” kültürünün etkisinde, markaların ve bireylerin dalgalı ilgilerine maruz kalıyor. Değişimi kabul etmek bu kadar mı zor? Ya da bir insanın başarısını takdir edebilmek… Duygu Özaslan ile dışarıdan çok kolay, özünde içerik oluşturabilmenin ağırlığını taşıyan bu yolculuğu incelemek ülkemizde influencer kavramının meslekleşmesi üzerine bir yolculuğa çıkmak gibi… Yolculuğumuza ise mesleğin ikonik lokasyonlarından Nişantaşı esnafları eşlik ediyor!

Nasıl başladın?

Duygu Özaslan: Yaklaşık altı yıl önce, İspanyol Dili ve Edebiyatı okurken, ben de herkes gibi mezun olduğum zaman “Ben N’apacağım?” kaygısı taşımaya başladığımı fark ettim. Çevirmen, öğretmen gibi mesleklerle yoluma devam etmek istemiyordum. Üçüncü sınıftaydım, bir moda dergisinde staj yapmaya başlamıştım ve ucundan kıyısından bir şekilde moda ve güzellik dünyasında var olmak istiyordum.

Güzellik konusu nerede hayatına giriyor?

Duygu Özaslan: Derginin güzellik tarafında yazmaya başladım. Ben makyajla arası çok iyi olan biri değildim. Ve aslında ben de tüm bildiklerimi o dönemin popüler uluslararası Youtube kanallarından öğrendim. Evet bir zevkim vardı, trendleri takip ediyordum ama uygulamaları ben de oradan öğreniyordum. Ve itiraf ediyorum, o dönemime bakınca şu anda böyle makyaj yapmam evet benim için de mucize.

Duygu Özaslan
Mayo/Bodysuit: HAKAAN YILDIRIM
Bel çantası/ Belt Bag: BURBERRYPantolon/Trousers: MARQUES ALMEIDA / V2K
Kendini nasıl keşfettin? Bu o dönem için radikal bir adım.

Duygu Özaslan: Yakın kız arkadaşlarım bana her zaman stil üzerine sorular sorardı. Ne almalıyım? Nasıl uygulamalıyım? Bir gözüm, etrafım tarafından onaylanan bir zevkim olduğunun hep farkındaydım. Youtube’dan yabancı kanallar üzerinden edindiğim bilgileri pratiğe dökerken ne kadar öğretici olduğunu fark ettim. Etrafımdaki insanların da verdiği motivasyonla “Ben de bir kanal açacağım.” dedim. O dönemde Youtube için bu kadar büyük bir komüniteden söz edemeyiz tabii ki de! Şu an 10 milyon takipçili fenomenler bile 5 – 10 bin seviyesinde.

İlk videon neydi?

Duygu Özaslan: İlk videom bir makyaj videosuydu ama çekememişim. Heyecandan play tuşuna basamamışım. Aslında bunu düşününce buraya gelmem bir mucize! (Gülüyor) Sonra “2013 Favorileri” videosu çektim ve yayınladığım ilk videom o oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda o dönemdeki tüm tereddütlerimi, kaygılarımı görebiliyorum. Kamera karşısında kendimi bulabilmem yıllarımı aldı.

Hepimiz büyüyoruz evet, ama sen yakın geçmişindeki tüm evreleri görebiliyorsun?

22 yaşımdan bugüne elbette benimle ilgili çok şey değişti. Ama tüm bu değişimin kayıtlı olması çok tuhaf. İnsan büyüme sürecini normalde unutur, ya da şu anda tanıştığın bir kişi seninle sen izin verdiğin kadar şey bilir. Ama benim hayatımla ilgili 500’ün üzerinde video orada duruyor. Geriye dönüp baktığımda benim de eleştirdiğim çok fazla şey var. Küçüklüğümü, o tecrübesizliğimi çok net görebiliyorum.

Mont/Coat, Polo Shirt, Etek/Skirt, Ayakkabı/Shoes: BURBERRY Kemer/Belt: ACADEMIA / BEYMEN Gözlük/Sunglasses: CHLOE
Mont/Coat, Polo Shirt, Etek/Skirt, Ayakkabı/Shoes: BURBERRY Kemer/Belt: ACADEMIA / BEYMEN Gözlük/Sunglasses: CHLOE
Kırılma noktan neydi?

Duygu Özaslan: İlk videomu yüklediğimde 600 kişi izlemişti. Bunların çoğu tanımadığım, beni bir şekilde bularak izlemiş insanlardı. Instagram hesabımı Youtube ile eş zamanlı olarak açmıştım ve oradada öyle bir takipçim yoktu. Takipçilerim arkadaşlarım, belki de onların bazı arkadaşlarından oluşan nitelikteydi ve tanımadığım insanlara ulaşabildiğimi, insanların içeriklerime ilgi gösterdiğini fark edince cesaretlendim. Ani bir çıkış, net bir kırılım olmadı, hatta 100 bin takipçiye ulaşmam için iki yıl gibi uzun bir süre geçti.

Youtube ne zaman mesleğe dönüştü senin için?

Duygu Özaslan: Ben bu işe para kazanmak için başlamadım. Hatta para kazanıldığını bile bilmiyordum. Şu an bu işe başlayan ya da başlamak isteyen insanların maddi beklentisi yüksek. Ve o motivasyon uzun süre gidebilen bir şey değil.

Senin motivasyonun neydi?

Duygu Özaslan: Benim motivasyonum bunu işe dönüştürebilmekti. O dönemde bu bir iş kolu değildi. Youtube Türkiye henüz yeni açılmıştı ve ilk partnerlerden biri bendim. Birçok marka ilk projesini benimle yaptı. Ben bunun meslekleşmesinin bir adımıydım aslında. Bu benim için çok değerli ve iyi ki de öyle oldu! Influencer olmak; öncü olmak ve trendleri set edebilmek değil mi? O dönemde sektör olmayan bir şeyi sektörleştirebilmek benim için çok büyük bir adımdı. Üniversite 3. sınıfta okuyan sıradan bir genç kızdım.

Neden sen seçildin?

Duygu Özaslan: Hem kendimdim hem de farklıydım. Yurtdışında benim gibi birçok kişi vardı evet ama Türkiye’de yoktu. Kendisini açık ifade eden birçok konuda dürüst davranan olabilmek kıymetli. Erkek arkadaşı ise erkek arkadaşı, bikini ise bikini örnekleri çoğaltmak mümkün ama bunlar olağan insanların açıklıkla paylaşabildiği şeyler değildi. Buradaki kilit nokta özgüven. Her şey özgüven ve özgürlükle alakalı. Benden çok daha güzel kızlar var. Benden çok daha iyi makyaj yapan insanlar var ama matematiği yok. Bunların hepsi birlikte anlamlı.

Özgür olmak için aile faktörü önemli mi?

Duygu Özaslan: Başta benim ailem de çok destek olmadı. Ama sizin içerikleriniz hayatınızdan da bilgiler içerdiği veya içerebileceği için ailenize dürüst olmuş olmanız önemli, ben 28 yıllık hayatıma aileme hiç yalan söylemedim o yüzden bir çekincem olmadı. O dönemde okulum vardı ve ailemin de bana inanması zaman aldı.

Okul ile ilişkin nasıl ilerledi?

Duygu Özaslan: Okulu son sınıfta bıraktım. Ama çok yoğundum ve okulu bıraktım gibi bir durum yoktu. Ben zaten okula alternatif bulmak kendime bir meslek bulmak için bu işe başlamıştım. Okuduğumda kazanacağım mesleği yapmayacağımı biliyordum, istemediğim için bıraktım. İstesem elbette devam ederdim. Orada kendimi mutlu hissetmiyordum ve bu benim için hayatımdaki en önemli şey. Her zaman onun peşinden gittim.

Okulu bırakman ile bunun bir meslek olduğunu anlaman aynı dönemi işaret ediyor. O süreci anlatır mısın?

Duygu Özaslan: Meslek olarak kabul etmemiz için para kazanmaya başlamamız gerekiyor. Youtube’da çok para olup olmaması çok kişisel bir deneyim. Yüzlerce, binlerce kanal var ve bunlardan sadece on tanesinden bahsediyoruz. Zevkler çok farklı. Animasyon kanalları, müzik videoları Youtube’da en çok izleme alan içerikler ve amaç para kazanmaksa öyle bir yolu seçmeniz de mümkün. Bana ilk proje getiren marka Loreal’di. O maili aldığımda şoka girmiştim. 18 yaşımdan beri kendi paramı kazanıyordum ama bana teklif ettikleri bütçeyi gördüğümde çok şaşırmıştım, hiç öyle bir kazancım olmamıştı. Ama buradan para kazanmak da kolay değildi. Akışı oturtmak, sözleşme süreci, fatura kesebilmek bir şirket olmadığınız için hepsini iş geldikçe öğreniyorsunuz. Bazı işler yapıyordum ama devamı olacak mı bilmiyordum. İlk birkaç yıl böyle gitti. Bir devamlılığı yoktu. İşe dönüşecek mi sorusu ile uzun yıllar geçirdim. Evet, para kazanıyordum ama sorularım vardı: Bu bir iş mi? Ne kadar böyle gidecek? Ben kimim? Sektörde sayılıyor muyum?

Bu süreçte içerikleri neye göre geliştirdin? Demode olmamak anı yakalamak hatta onun önüne geçebilmek, bu işin en kritik kısmı…

Duygu Özaslan: Altı yıl boyunca, “Ne çekeceğim?” demedim ki bu “biz Youtuber’lar” arasında çok yaygındır. Konuya oldukça analitik bir yerden baktığımız için izleyicinin ritmini de net olarak görebiliyorum. Eskiden Youtube algoritması ve analitiklerine çok kapalıydım. İçerikleri belirli bir günde koymuyordum, dikkat çekici başlıklar seçmiyordum. Şu andaki izlenmelerimi elde etmeye devam etmek istiyorsam artık bu özgürlüğe sahip değilim.

Teşekkürler/ Thanks to NORM KIRTASİYE VE IŞIK SELİ
T-shirt: GUESS Şort/Shorts: TOMMY HILFIGER X COCO COLA / VAKKORAMA Ceket/Jacket: MIA IAM / VAKKORAMA Ayakkabı/Shoes: TABITHA SIMMONS / BEYMEN Küpe/Earrings: SWAROWSKI Şapka/Hat: HELENE BERMAN / V2K Eldiven/Gloves: EDİTÖR’E AİT/ EDITOR’S OWN
Tüm bu denklemler içerisinde personanı ne kadar koruyabiliyorsun?

Duygu Özaslan: Bir persona var ve evet, bu çok önemli ama çok fazla parametre içerisinde kendinizi ifade etmeye çalışıyorsunuz. Başlığınız, videonun ne renk olduğu, resim altı… Birçok etmen var. Ben hala çok emin değilim, o sebeple de profesyonellerle çalışıyorum. İlk başta sadece kendimi yansıtmayı ve takipçilerimin beni tanımasını istiyordum. O yüzden sadık takipçilerim var ya da markalarla böyle bir ilişkim var. Benim her zaman ne istersem onu yaptığımı, sevdiğim şeyin peşinden gittiğimi biliyorlar. İki buçuk yıldır bir ajansla profesyonel çalışıyorum, bir menajerlik sözleşmem var. Ekip olmak, işi bilen birine prosedürleri teslim etmek, içeriği düşünmemi ve odaklanmamı sağlıyor.

Hayatını, zevklerini paylaşarak geliştirdiğin iş modeli çevrendeki insanlarla olan ilişkilerini nasıl etkiledi, etkiliyor?

Duygu Özaslan: Ben her şeyi paylaşmayı seçen bir influencer değilim. Hayatımdan detaylar veren story koymuyorum, erkek arkadaşımı paylaşmıyorum, arkadaşlarımın bana aldığı hediyeleri koymuyorum. Bu durumun bireysel ilişkilerimi zedelemesinden korkuyorum. Hayatımı değil zevkimi paylaşmaya çalışıyorum. Kendin hakkında bilgileri ne kadar hızlı verirsen, o kanalın ömrü de azalıyor. Bizler özel hayatı çok fazla merak eden bir toplumuz bunu ben de yaşıyorum ama bilgileri dozunda veriyor olmak önemli buna inanıyorum.

Telefonun hayatında ne kadar bir alanı kaplıyor?

Duygu Özaslan: Telefon odaklı yaşamıyorum. Kendimi rahat hissetmem önemli.

Teşekkürler/Thanks to NARİN TERLİK
Tanınmak senin için ne kadar önemli?

Duygu Özaslan: ,Sokağa çıktığımda tanındığımı veya tanınacağımı biliyorum ama bu psikoloji ile yaşamıyorum. Ona göre davranamam ben. Aman makyajsız görünmeyelim! Aman burada görünmeyelim! Bu hesaplar bana göre değil.

“Benimle vakit geçirmek içinbuluşan bir arkadaşımın eline telefon veya kamera tutuşturup beni çek diyemem.O kişi o sebeple orada değil.”

Sosyal hayatına işini ne oranda entegre edersin?

Duygu Özaslan: Bir yerde eğleniyorsam telefonumda yaşamak istemiyorum. Göstermek için paylaşım yapma fikri beni çok rahatsız ediyor. Benim de buna düştüğüm bir dönem oldu. Şuraya gidelim fotoğraf çektiririz. Bunu giyebilirim iyi fotoğraf veriyor… Gibi kaygıları ben de kendi içimde yaşadım ama bunlar hiç hoş değil. Hayattan keyif almanızı engelliyor. Benimle vakit geçirmek için buluşan bir arkadaşımın eline telefon veya kamera tutuşturup beni çek diyemem. O kişi o sebeple orada değil. Bir insanın yaptığın işe saygı duymasını sağlamak için önce senin saygı göstermen gerekiyor.

Ben hesabımı ve kitlemi tanıdım. Onu formülize ettim. Kanalımı büyütmek benim için bir obsesyon değil. Ben şu anda daha stabilim, çalıştığım markalara karşı bir açgözlülüğüm yok. Ne kadar az yaparsam o kadar iyi modundayım. Altı yılda oluşturduğum imajı yıkmak beş dakika ama koruyabilmek çok zor.

Influencer title’ını taşıyan kişilerin bir tüketim toplumu yarattığı, mesleğin en çok eleştirilen kısmı. Burada hep toplumsal yargıları konuşuyoruz. Bunun da nedeni yeni bir mesleğin doğuşuna kişisel ve profesyonel deneyimlerimizle tanıklık etmemiz.

Duygu Özaslan: Bu durum beni çok rahatsız etmiyor aslında. Çünkü bu dünyanın içerisinde olduğu döngünün bir gerekliliği ve çoğu meslekte bunun yansımasını görüyoruz. Bir reklamcı olarak da bu durumu destekleyebilirsin. Bu, sosyal medyada iş yapan birisini küçümseyecek bir yargı olmamalı buradan vurmamalı kimse. Küçük kızları makyaj yapmaya ittiğim yönünde eleştiriler alıyorum. Ama ben bunun doğru olmadığını ne kadar geç makyaja başlanırsa o kadar doğru sonuçlar alınacağını hep destekledim.

Sen bir sosyal sorumluluk projesi de değilsin özünde. Buradan vurmak da yanlış.

Duygu Özaslan: Evet öyle ama ben de kendi doğrularımı desteklemeye çalışıyorum. Küfür eden kanallar var, Youtube’da ya da televizyonda cinayet, tecavüz gibi temaları işleyen diziler var. Bu daha mı okey? İnsanları etkilediğim şeyin sadece ürün olması beni de rahatsız ediyor, ben hayatımdaki iyi şeyleri de aktarmaya çalışıyorum.

Bu işi yaparken büyüme sağlamak için komünite olmak önemli mi?

Duygu Özaslan: Beş yıl içerisinde sadece gerçekten arkadaşım olan kişilerle video çektim. Ben gerçekten o kanalı izliyorsam ve o insanı sevip takip ediyorsam ancak o zaman bir içerik üretebilirim. Diğer yolu izleyen çok fazla insan var. Bu Youtube’un da desteklediği, önerdiği bir şey. Ama ben, bu tarz içeriklerle hedef kitlem olmayan bir kitle ile büyümek istemem. Bu durum, engagement’ımı düşürür ve bir marka iş birliği yaptığımda bu beni negatif etkiler.

Sosyal medyanın en tatlı yanı yaptığın işe olan reaksiyonları anında alabilmek. Bir içerik paylaştığında sürekli “refresh” eder misin feed’ini?

Duygu Özaslan: Bunu yaptığım zamanlar oluyor, Mac’in yüzü olduğumda hep refresh yapıp, tüm yorumları okumuştum. Gurur duyduğum büyük işlerse ya da doğum günü videom gibi çok kişisel fikirlerimi açtığım işlerse evet! Ama rutin paylaşımlarımız ekibimiz tarafından tüm insight’ları ile bana iletiliyor.

Tüketim toplumu ve ülke koşulları bakışına geri dönersek, işine dair vicdani git gellerin var mı?

Duygu Özaslan: Ben olaya şöyle bakıyorum; sosyal medyada aktif olan bir kullanıcı benden etkilenmezse başkasından etkilenecek. Kendime yüklenmiyorum. Biz de çok fazla yabancı markadan, influencer’dan etkileniyoruz. Ben kendimi bu halkanın içerisinde bir bağ kurabildikleri Türk bir kız olarak konumlandırıyorum. Benim zevkime güvenmeleri harika bir duygu ama alışveriş yapma güdüsü olmayan hiç kimseyi sadece bir ürünü anlatarak oraya çekemezsin. Bunun insanlar için iyi yanları da olduğunu düşünüyorum, mesela şöyle sorular alıyorum; “Fenty Türkiye’ye geldi, sence hangi ürünü almalıyız? Bir deneme videosu çeker misin? Bu ürünün muadili nedir? İnsanlar deneyimleyip öneri sunmamızı veya alternatif üretmemizi istiyor.

Testimonial kültürü…

Duygu Özaslan: Inside bilgi günümüzde önemli. Her zaman içim çok rahat ama bu noktaya gelmesi çok zor. Bu benim, Duygu olarak bana gelen her 10 projeden 9’una “Hayır.” demem anlamına geliyor.

Sosyal medyadaki Duygu ile günlük hayattaki Duygu’nun tüketim alışkanlıkları aynı mı?

Duygu Özaslan: Kendim kullanmayacağım şeyi postlamam, kötü ürüne asla “iyi” demem ama çoğu durumda böyle olmadığını biliyorum. Çok fazla genelleme içerisinde aynı kefeye konuluyorum o yüzden de kendimi anlatmaya çalışıyorum.

Özgüven senin için neyi ifade ediyor?

Duygu Özaslan: Özgüven sürekli geliştirdiğin ve bir önceki yıla baktığında kendini bir üst seviyeye taşıyabildiğin şey. En mutlu hissettiğim zamanımdayım; bedenimi çok beğeniyorum, kendimi iyi hissediyorum. Ne yaparsam yapayım kendimle ilgili tereddüttüm yok. Ama bundan beş yl sonra belki bugünü eleştireceğim.

Üst/Body: T BY ALEXANDER WANG/BEYMENTulum/Overalls: HAKAAN YILDIRIMAyakkabı/Shoes: BALENCIAGA/BEYMEN Teşekkürler/ Thanks to AR-İŞ ÇERÇEVE
Kendinin en iyi versiyonu olmaya çalışmak, sosyal medyada böyle bir yer değil mi zaten?

Duygu Özaslan: Kendimi eleştiriyorum, hatalarımla yüzleşmeye çalışıyorum. İnsanlara göstermeyi seçtiğimiz kadarız evet ama kendimizle yüzleşmeliyiz.

Bu alanda var olmak isteyen ilk videosunu çekecek birine bir tavsiye?

Duygu Özaslan: Sabırlı olmalı, en klişe gelecek şey ama gerçek bu.

Sıyrılmanın bir formülü var mı?

Duygu Özaslan: Arkadaş çevresinde en sevilen kişi nasıl olur? Onun formülünü nasıl veremezsen bu da öyle. Aura ile ilgili bir şey. Ben şanslıydım. Başladığımda seleksiyon azdı, olmayan bir şeye hitap ediyordum ama şu anda çoğu fikrin karşılığını arattığınızda Youtube’da bulabiliyorsunuz. Şu an eğlence nüansı Youtube içeriklerinde bir zorunluluğa dönüştü. Ben de daha öğretici bir üsluptansa sohbet formatında içeriklere yöneliyorum. Çünkü artık ben de öyle videolar izlemeye çalışıyorum. Ünlü bir make-up artist değilim, bu bilgiyi onlardan da alabilir. Bu iş her geçen gün zorlaşıyor, içeriği farklılaştırmak ve teknik altyapısını bilen birinden mentörlük almak çok önemli.

“Ben her şeyi paylaşmayı seçen bir influencer değilim .”

İçerisinde bulunduğumuz jenerasyonun en büyük avantajı ilgi alanlarımızı mesleğe dönüştürme lüksü. Bu bir meydan okumaya da yol açıyor mu?

Duygu Özaslan: Benim için yaratıyor ama totalde bakılan o değil tabii ki de… Kolaya kaçması çok olası bir şey yapıyoruz. Bu beni uzun vade de nereye götürür? Burada neden varız? Bu konuları sorguluyorum.

Medyanın dönüşümünü hem okuyucu olarak hem de içerik üreticisi olarak nasıl yorumluyorsun?

Duygu Özaslan: Özgürleşmeden yanayım, bunu çok seviyorum ama bunun ilgi alanımız dışında kalan şeylerden bizi uzaklaştırdığını ve yaşadığımız topluma karşı bile yabancılaştırdığını da görüyorum.

Hayata kendi filtreni koyuyorsun.

Duygu Özaslan: Evet, bu da başka şeyleri görmemizi engelliyor ve seni besleyecek şeylerden de uzak tutabiliyor.

Olduğun noktadaki en büyük avantaj?

Duygu Özaslan: Mesleğime, hayatıma dair her şey benim elimde. Sosyal medyada iş yapıyorsan; seni işe alması gereken biri yok, geçmen gereken bir sınav yok. Birinin sana; “Gel bizim kanalımızda program yap.” demesine ihtiyacın yok. Kendi sayfanı, kendi kanalını kendi doğrularınla oluşturabilirsin. Hem de bunları hiçbir bedel ödemeden yapabilirsin. Ama insanlar sana aklına gelecek ve gelemeyecek her şeyi söyleyecek bunu kaldırabilmen lazım.

Duygu Özaslan ile “Influencer olma” sanatı videosu için Tıkla!

Röportaj/Interview by DUYGU BENGİ

Moda / Fashion by: BURAK SANUK

Fotoğraf / Photography by: MERT TERLİKSİZ

Hair by AKIN ÜNAL

MUA BURCU TAŞ/ ÖNDER TİRYAKİ STUDIO

MUA Assistant: İREM ÇETİNKAYA / ÖNDER TİRYAKİ STUDIO

Fashion Assistant: BERNA TETİK