Gece hayatı ve eğlence sektörü zamanla nasıl değişir? Bu değişimin etmenleri nelerdir? Gece hayatını şekillendiren temel dinamikleri birlikte değerlendirebilmek; mekansal, ekonomik ve sembolik faktörlerin nasıl ve neden değiştini gözlemleyebilmek, derin bir tecrübe ve tutku gerektirir. Müzik yazarı ve psikolog Tolga Akyıldız ile tanımlar üzerine başlayan sohbetimiz yakın zamanda şahit olduğumuz değişimlerden, özgürlüklere uzanıyor.

 Gece hayatının sizin için tanımı nedir?

Gece hayatı; pozitif enerji yüklenip alkolü kararında tüketerek kolektif ruhla eğlenceyi büyütmek ve bunu güvenli bir ortamda yapmak; bu sayede iş hayatının yükünü hafifletmek ve gündelik rutinin dışına çıkmak anlamına geliyorsa bir gereksinim. Ancak birilerinin gece hayatı diğerlerinin huzurunu kısıtlıyorsa, ya da bu hayatı sevenler deneyimlerken kendini güvende hissetmiyor ya da engelleniyorsa; sektöründe tekelleşme hatta tek tipleşme varsa bir kaos anlamına geliyor benim için.

Eğlencenin sizin için tanımı nedir? Neden eğlenceye ihtiyaç duyarız?

 Her şeyden önce kendi kendinize hatta kendinizle eğlenmeyi başaramıyorsanız birlikte eğlenmeyi becermenize imkan yok. Eğlence bir kültürdür. Ortaklaşa gerçekleştirilirse diğer bir deyişle paylaşılırsa büyür. İnsanların sadece kendi eğlencesini önemsediği bir ortamda eğlence kültüründen ya da eğlenme adabından söz edemeyiz. Sadece kent yaşamına ya da belirli bir zümreye ait değildir eğlence kültürü; küçük ve izole bir topluluğun eğlence geleneği kentli ve iyi eğitimli kesimden daha rafine olabilir kimi durumlarda. Kültür dediğimiz uzun uzun birikerek oluşur. Çok renkli ve çok sesliyse daha da derinleşir. Evet eğlenme arzusu insani bir ihtiyaçtan; yani sorundan, sıkıntıdan uzaklaşma amacından doğar belki ancak bir kültürden söz etmek bambaşka bir durumdur. Konuyu ihtiyaçlar ya da deşarjlar üzerinden anlamaya çalışırsak yanılırız.

 90’lar ve 2010’lar İstanbul gece hayatı ve müzik sahnelerini nasıl karşılaştırırdınız? Popüler mekanlar, müzik tarzları ve insanların tercihleri hangi yönde değişti?

90’lı yılların en belirgin farkı müdavimlik müessesesiydi. Daha az mekanımız vardı ama çoğu bir marka olmayı ve müşterileriyle gerçek bir ilişki kurmayı başardılar. 90’ların işletmecilerinin genel eğilimi müşterinin cebinden kısa süredeçok para almaktan ziyade kişilikli mekanlar yaratarak ‘devamlı müşteri’ sayısını artırmak yönündeydi. Her keseye, kesime, zevke uygun iyi ve kişilikli mekanlar vardı ki buna çeşitlilik diyoruz. Meyhanesi, restoranı, pavyonu, müzikholü, kulübü, rock barı, tavernası aynı anda ayaktaysa, öyle ya da böyle bir ekonomi üretiyorlarsa orada gerçek bir gece ve eğlence yaşantısından söz edebiliriz. 2010’lar; eğlence hayatında tek tipleşmenin, internet nedeniyle satılması zorlaşan konser biletlerinin, kepenk kapatmaların, sektör değiştirmelerin yılları oldu ne yazık ki.

Gecenin tanıdığı özgürlük eğlenceyi nasıl besliyor?

Gecenin size özgürlük tanıması da gündüz ne kadar özgür olduğunuzla ilgilidir. Özgürlük kadar devasa bir hissi; gecenin karanlığına, sigara dumanına ve alkolün getirdiği cesarete sığınarak yaşayamayız. Gece ya da gündüz; siz kendinizi bir coğrafyada, bir zaman diliminde, top yekün özgür hissetmiyorsanız; eğlence sandığınız şeyçoğu zaman başınızı kuma gömmek, kendinizi uyuşturmak hatta daha önemlisi gerçeklerden kaçmaktan başka bir şey değildir. Gece insanı özgür kılmaz sadece insanın günahlarını, zaaflarını geçici olarak gizleyebilir. Ama insan gerçekten isterse geceyi pekala özgürleştirebilir.