Soyut işler yapan bir sanatçı olma hayali olan Prince Jyesi yaratım gücünü son dört yıldır iPhone ile fotoğraf çekerek gösteriyor. Korkularını bir yana koyarak renkler ve gerçek hayatın arasında büyük bir kontrast yaratan küçücük lensin aracılığıyla yolculuğuna ortak ediyor bizi. O, mükemmel fotoğrafı yakalayana kadar kendini zorlayanlardan. Kendine karşı dürüst olduğunda, hissetiklerine, derinden değer verdiklerine ve arzularına karşı tamamen dürüst yaklaştığına inanıyor. Prince Jyesi ile buluşup, dünyada dürüstlüğe izin vermek üzerine konuştuk.

Prince Jyasi

Sanatçı olmaya ne zaman karar verdin?

Prince Jyasi: 2010 yılında sanatla ilgilenmeye başladım ancak 2015 yılında iyice ciddiye almaya başladım. Sanat benim hikayelerimi anlatıp, kendimi ifade edebileceğim tek yol.

Her şey başladığında lisedeydim; Ghana’daki en iyi liselerden biri olan Accra Akademisi’nde görsel sanatlar okudum. Objelerin, mekanların ve aslında bana heyecan veren her şeyin fotoğrafını çektiğimi hatırlıyorum. Nihayetinde arkadaşlarımla konseptler oluşturarak onları fotoğraflamaya başladım.

Sanatla uğraşmak istediğim gerçeğinin her daim farkındaydım ancak bazı şüphelerim de yok değildi. “Bir sanatçı olarak tutunamazsam?” diyordum. Kulağa biraz garip geldiğinin farkındayım, ancak sahip olduğum korkular aslında sanatı en başta kucaklanıp sahiplenmeya beni mecbur kılan sebeplerdi. Böylece hiçbir bahanem kalmadan üretmeye devam etmeye ve korkularımı bir kenara koymaya devam ettim. Bebek adımları attım, fotoğraf çekmeye başladığımda pek iyi değildim ancak şimdi kendime güveniyor ve hâlâ bir yolculukta olduğumu düşünüyorum. Kesinlikle kendimi geliştirmeye devam edeceğim ve tam potansiyelime ulaşana dek kendimi ileriye taşıyacağım.

Makineni eline ilk aldığın andaki hislerini nasıl tanımlardın?

Prince Jyasi: Fotoğraflarımı iPhone ile çekiyorum ve bu muazzam bir tecrübe. Bu herkese uyacak bir kaide değil elbette. Ben farklı ve inatçıyım. Kendimi pek çok fotoğrafçının yalnızca telefon kullanarak yapacağı işlerden daha ötesine doğru zorlamayı seviyorum. Bir fotoğrafçı olarak ölmek istemiyorum, sanatçı olarak ölmek ve hatırlanmak istiyorum. İşlerimin pek çoğu uzaktan resim gibi görünüyorlar ve ben de onları fotoğraf değil, sanat eseri olarak tanımlamayı tercih ediyorum. Dünyanın en iyi sanatçılarından biri olmak ve ardımda bir miras bırakmak istiyorum.

Prince Jyasi

Kendine karşı dürüst olduğunda, hissetiklerine, derinden değer verdiklerine ve arzularına karşı tamamen dürüst yaklaşıyorsun. 

Sende en belirgin anısı olan fotoğrafın hangisi?

Prince Jyasi: Sanırım ‘Fruitful’ isimli işim şu zamana dek bende en iz bırakanı. Ünlü İngiliz aktristler Michaela Coel ve Nana Kwasi Wiafe’nin fotoğraflarını çekmeye hazırlanırken olağanüstü bir durumla karşı karşıya kaldım. Önce fotoğrafları çekip, ardından acil yetişmem gereken yere gitmem gerektiğini biliyordum. O gün fotoğraf çekmeye en az vakit ayırabildiğim kaotik bir gündü ancak Tanrı’ya şükürler olsun fotoğraflar çok güzel çıktılar.

Sanatında kendine karşı dürüst olmak ne kadar önemli ve neden?

Prince Jyasi: Kendine karşı dürüst olduğunda, hissetiklerine, derinden değer verdiklerine ve arzularına karşı tamamen dürüst yaklaşıyorsun. Bu aynı zamanda hem kendinin hem de başkalarının duygularıyla candan bir şekilde iletişim kurabilmek, gerçekliğinin senden akarak dünyayla buluşmasına izin vermek anlamına geliyor. İnsanlar bu şekilde seninle iletişim kurabilirler ve sanat da böyle bir şey olmalı.

İşlerin anlar yaratmak üzerine mi yoksa onları gözlemlemek üzerine mi kurulu?

Prince Jyasi: İşlerim genellikle sahnelenmiş görüntüler ve onları ülkem Ghana’ya dair gerçek hikayeleri anlatabilmek ve doğru mesajlar verebilmek için kurguluyorum.

İnsanlar senin işlerini nasıl deneyimleyebilirler? Nil Gallery ile nasıl bir araya geldiniz?

Prince Jyasi: Nil Gallery eserlerimi üç farklı yerde sergiliyor. Pulse Çağdaş Sanat Fuarı’18’de, Art Basel haftasında Indian Beach Park’ta ve 6-9 Aralık arasında Miami Beach’te sergilerim olacak.

Nil Gallery Paris ile birkaç ay önce kurucu ortaklarından Paul William aracılığı ile iletişime geçtim ve Ağustos ayında onlarla anlaşma imzaladım. İşlerimi ilk olarak Ağustos ayında Seattle Sanat Fuarı’nda sergilediler ve Artsy işlerimi bu fuarda en beğendiği eserler arasında duyurdu.

Prince Jyasi

Bir fotoğrafçı olarak ölmek istemiyorum, sanatçı olarak ölmek ve hatırlanmak istiyorum. İşlerimin pek çoğu uzaktan resim gibi görünüyorlar ve ben de onları fotoğraf değil, sanat eseri olarak tanımlamayı tercih ediyorum. 

Hayatında sanatçı olduğunu gerçekten hissettiğin bir dönüm noktası yaşadın mı?

Prince Jyasi: Evet, yaşadım. İnsanların yanıma gelip işlerimin onları kötü bir ruh halinden ya da depresyondan çıkardığını ve günlerini daha iyi geçirmelerine yardım ettiğini söyledikleri zamanlar oldu. Ben de yaptığım şeyi bu amaçla yapıyorum ve böyle yorumlar aldığımda hayat amacımı gerçekleştirebiliyormuşum gibi hissediyorum.

Çağdaş senin için ne anlam ifade ediyor?

Prince Jyasi: Biri ya da bir şeyin aynı zaman aralığında oluşu demek. Ayrıca şu anda ya da şu sıralar olan anlamını da taşıyabilir.

Sana ilham veren bir renk?

Prince Jyasi: Tüm renkleri seviyorum.

İşlerin birbirine kontrast oluşturan renklerle dolu. Fotoğraflarında bu şekilde çalışmanın ardındaki hikaye nedir?

Prince Jyasi: Büyürken soyut resimler yapan bir ressam olmak istiyordum ve aynı zamanda müzik de yapıyordum. İnsanların şarkı sözlerimi renkler gibi görmelerini istemiştim ancak zaman geçtikçe bu isteği geride bıraktım ve iPhone ile sanat yapmaya yoğunlaştım. Son dört yıldır parlak renk tonlarına duyduğum sevgiyi yansıtan bir stil üzerinden çalışıyorum. Renk terapötiktir, depresyona iyi gelir ve duyguları dönüştürmeye yardımcıdır. Bu tür şeyler üzerinde çalıştım çünkü insana kendini iyi hissettiren bir iş ortaya çıkarmak istiyorum.

‘The Wait 2’ gibi sanat eserleri kız arkadaşım ve iş ortağım Kuukua (@kuuksss) ile birlikte başlattığımız kar amacı gütmeyen Boxed Kids Series’de (@boxedkids) yer alıyor ve gerçek bir hikayeye dayanıyor. Bu seriler Jamestown’da yaşayan ve temel sosyal haklardan yoksun çocuklar üzerine yoğunlaşıyor. Başlık, bir yerde ve hâlde sıkışıp kalmış çocuklara atıfta bulunuyor. Aileleri onları okula göndermeyi maddi olarak karşılayamıyorlar ve bu çocuklar da alabilecekleri eğitimin sağlayacağı ayrıcalıkları ve imkanları kaçırıyorlar. 2014 yılında annem Jamestown’a yiyecek ve kıyafet sağlayabilmek üzere bir etkinlik düzenledi ve bu da bana insanlara el ilanı dağıtmaktansa onlara yol göstermenin daha doğru olduğunu düşündürdü. Bunun sonunca Kuukua ve ben bir Instagram hesabı ve GoFundMe sayfası açtık.

Rüyalarının gecesini nasıl tanımlardın?

Prince Jyasi: Huzurlu.

Prince Jyasi