Search

Arts & Culture

Across the Line

Across the Line sergisi, British Council ve Digi.logue iş birliğinde gerçekleşen iki haftalık AltCity Istanbul Residency Programı kapsamında bir araya gelen farklı disiplinlerden 12 sanatçının

Büyük Resimdeki Küçük Detaylar

Avrupa mimarisine bakıp ne şaheserler yaratılmış diye öykünürken aslında takdir edilmesi gerekenin yaratmanın yanında korumak olduğunun farkında olan kaç kişiyiz? Biri kesinlikle Hasan Pehlevan. “Formicarium”

AY GÜNEŞTEN DAHA GÜZEL!

Rap müziğin, büyük çerçevede Türkiye’de hala dışlanmış bir durumu var-dı. Türkçe rap’in ‘underground’ piyasasında herkes birbirinden haberdar olsa ve gerçekten iyi işler yapılsa da, yeryüzüne

TAKE A WALK ON THE EAST SIDE

Bazı kadınlar vardır hani, tek kelimesi ilham olur. Dobradır, doğrudur, candandır. Yaratan, üreten, düşünen kadındır; bağımsız. Döne Otyam da onlardan biri. Sanatın içine doğan hayatını,

Lines that Go Further than Words

Berk Karaoğlu, ruh haline göre şekillenen işlerini anlatmak için “Doğru kelimeyi bilmiyorum ve bulamıyorum, görmeniz gerekiyor.” diyor. Onun işlerine bakarken çizgiler, kelimelerin önüne geçiyor. “Ben

CHRONIC SUNSHINES FOREVER

Cosmo Pyke, dünyanın güzel bir yer olduğunu hatırlatan insanlardan. Hayattaki her şeyden ilham aldığını, endüstriyelleşmeden nefret ettiğini, pub’da vakit geçirmekten ve insanlarla ayaküstü sohbet etmekten

You can not force it!

Müzisyen, prodüktör ve sanatçı kimliklerine sığamayan Fatima Al Qadri, Senegal’den Brooklyn’e uzanan hikayesi, görsel sanatlara olan ilgisi ve elektronik müzikle olan sıradışı ilişkisi ile günümüzün

I’LL BE
 YOUR MIRROR

70’li ve 80’li yılların ilhamları, bizleri uzun yıllar daha götürür şüphesiz! Andy Warhol’un ‘Fabrika’sının müdavimi, Velvet Underground’un “Nico”su, Jim Morrison ve Alain Delon’un büyük aşkı

Freud ve Prothesengott

Digi.logue, yeni sergisinde multidisipliner bir gelecek anlatıcılığı yaklaşımı üstlenirken, “İnsan ırkı gelecekte nerede olacak ve nasıl değişecek?” sorusunu sorgulatılyor. Gelecek kavramını, teknolojiye farklı bir bakış

Sanat, Hayal Gücü & Yaratıcılık

RUBY SKY STILER in conversation with EDA ÖZDOYURAN Eda Özdoyuran çarpıcı işleriyle dikkatimizi çeken genç bir küratör. Hem New York hem Avrupa’da birçok galeri, fuar ve bağımsız proje için çalışıyor. Eda, kendisi de bir sanatçı olan ve aynı zamanda diğer sanatçılara deneysel işlerini ve performanslarını özgürce gerçekleştirebilecekleri bir platform sağlayan Ruby Sky Stiler’la konuşuyor. Eda’dan dinleyelim: “Benim için sanat yalnızca bir şeyler üretmek olmadığı gibi küratörlük de yalnızca bu işleri sergilemek anlamına gelmiyor. Bence her ikisi de felsefe, edebiyat, tarih, mimari ve antropoloji gibi disiplinlerle bir arada olmalı. Çağdaş sanat yaşadığı dönemden bağımsız, soyut bir kavram olarak düşünülmemeli ve çağdaş sanatın tarih ve kültürle ilişkisi göz ardı edilmemeli.”

Ways of Self-criticism with Merve Çağıran

Başarılı bir “oyuncu olmak” için yetenek mi eğitim mi aslolan size keskin cümleler kuramayız, biliyoruz. Ama önemli olanın yaptığınız şeyi istemek, sevmek olduğunu söyleyebiliriz. Merve Çağıran da bu tutku dolu tavrı ile radarımızda. Garantici olmayan ve ne istediğini bilen insanlar sizi de heyecanlandırmıyor mu?

Mu Tunç’dan Yeni Proje: “Arada”

Etrafımızda “arada” kalmış ne kadar çok insan var. Her gün bu ülkeye, bu insanlara ve bu şehre inancını kaybeden bir kişi daha karşımıza geliyor ve “Ben gidiyorum.” diyor, ne ona nasihatler verip bu sorumluluğu üzerimize almak istiyoruz ne de onları kaybetmek. Aradayız! Kalanların aklında her zaman “Acaba?” sorusu. Gitmek mi daha zor, kalmak mı? Bilmiyorum. Ama bu şehre inanan insanları çok seviyorum, tebrik ediyorum, gurur duyuyorum. Onlardan ne kadar çok olsa o kadar daha ileriye gideceğimizi biliyorum. İşte Mu’da tam bu noktada bize unuttuklarımızı hatırlattı ama en önemlisi bu şehre, insanlarımıza olan inancımızı arttırdı. Mu ismi yaratıcı dünya ile bir bağı olanlar için “Diary of Mu” başlıklı projesiyle özdeşleşti. Diğerleri ise 90’lar İstanbul’unda geçen “Arada” filmi ile bu ismi sık sık duymaya başlayacak... Bir yerden başlamak lazım, Mu Tunç’u dinliyoruz!