Deniz Marşan kendisinden o kadar emin ki etkisi altında kalmamak mümkün değil. Yanına gittiğiniz zaman birtakım şeyleri aşmış olmanın canlı hali ile karşı karşıya buluyorsunuz kendinizi… Bu denli farkındalığı yüksek biriyle olunca moda ile başlıyor ve hayata karışıyor konuşmamız.

Özgür olmanın tadını çıkardığına inanıyoruz. Hayatın önümüze koyduğu çizgilerden nasıl sıyrıldın?

Deniz Marşan: Hayatın tadını çıkarıyorum demek daha doğru galiba… Kimsenin özgür olduğunu düşünmüyorum; yaşayacağımız sene ve beden belli. Burada özgürleşme kısıtlanıyor bir de düşünce ve hareket özgürlüğü var tabi… Orada da durum ortada, hele bir de kadınsan. Ben, elimden geldiğince filtresiz yaşamaya çalışıyorum. Mutsuz olmak için bahaneler bulacağıma, mutlu olmak için sebepler arıyorum ve buluyorum. Pozitif insanlarla dolu etrafım, özür diliyorum, teşekkür ediyorum ve iltifat ediyorum. Bu üçü çok önemli, çünkü dikkat ediyorum da kimse kimseye iltifat etmiyor. Edilse de hep bir bahane geliyor karşı taraftan “Yok kilo aldım, yok saçmalama yüzüm şiş” gibi… Teşekkür et, geç! Hayat böyle daha kolay. (Gülüyor)

Büyütülüş şeklin profesyonel hayatını ne kadar etkiledi?

Deniz Marşan: Ben bir kız, bir erkek, iki kardeşiz. Çok sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Bizim evde en küçük yaştan beri hiç kız-erkek ayrımı yapılmadı. Her konuda eşit haklara sahiptik kardeşimin adı Yağmur, benim Deniz annemler bize kafadan unisex isimler takmış. Önce insan olalım, sonra kadın ve erkek… Profesyonel hayatımda da kimseyi ayırmıyorum, herkesle aynı samimiyetle konuşuyorum. Alt-üst ilişkisine inanmıyorum, paylaşma sanki var olma sebebim gibi. Bilgimi, fikrimi, imkanlarımı hep paylaşırım böyle büyüdüğüne inanıyorum.

Deniz Marsan

Moda ile ilişkin nasıl başladı?

Deniz Marşan: Siyaset Bilimi ve Uluslararası ilişkiler okudum, ciddi anlamda diplomat olmayı düşünüyordum. Sonra baktım, bu ülkeyi ben kurtaramayacağım. Kendimi İtalya’ya attım, Moda Tasarımı okumak istiyordum olmadı, İşletme’ye yöneldim, ezber bilgiyle değil pratikle pek çok şeyi burada öğrendim bu da benim hayat felsefelerimden, bir şeyi ne kadar çok yaparsan o kadar bilirsin.

Profesyonel hayatının merkezinde Başak Dizer var. “Birlikten kuvvet doğar” yaklaşımı ile mi yola çıktınız?

Deniz Marşan: Birlikten önce fikir doğdu, Bilsar’da çalışıyorduk. İkimiz aynı odada devamlı, konuş konuş fikir üret, alışveriş danışmanlığı yapmaya karar verdik. Şimdi çok alışılmış bir meslek haline geldi ama 10 sene önce yapan pek yoktu. Arkadaşlarımızla başladık, derken diziler sonra mağazalar geliştirdik kendimizi ve showroom’umuzu açtık.

Fikirleriniz çarpıştığında konuyu nasıl çözüme götürüyorsunuz?

Deniz Marşan: İkimiz de aşırı tez canlıyız, bugün karar veririz yarın yaparız. O yüzden yavaş insanlara hiç tahammül edemiyoruz. Fikirlerimiz çok çarpışmıyor, ortak bir dilimiz var. Heyecanımız ve o amatör ruhumuz var, Başak bir de hiçbir konuda çok ısrarcı değildir. Fikren uymazsa bile anlamaya çalışır. Bir orta yol bulur ve konuyu tatlıya bağlar. Ben onun kadar olamıyorum, ders alıyorum yakında ben de ereceğim. (Gülüyor)

Kadınların ne giyeceklerini belirlemek dünyanın en zor işlerinden bir tanesi diyebilir miyiz?

Deniz Marşan: Dünyada çok zor işler var, bu konu değil. O yüzden bu kadar buna anlam katıp, büyütmek bana bazen komik geliyor. Tamam, bu işten para kazanıyorum. En iyi yaptığım şey ama hayatın amacı değil… Herkesin bir tarzı olsun, olmalı zaten ister istemez oluşuyor ama varını yoğunu kıyafete yatırıp tek olayı bu olan insanlar bana biraz mutsuz geliyor. Mutluluğu alışverişte buluyorlar. Böyle kişilere kıyafet belirlemek zor oluyor biraz da bu yüzden sadece dizilerde bu işi yapıyorum artık çünkü orda karakteri giydiriyorsun kişinin kendisini değil ve ben profesyonel oyuncularla çalıştığım için şanslıyım. Hepsi bu konuda aşırı anlayışlı ve yardımcı. Benim için de zor değil çok eğlenceli oluyor farklı karakterlerin kıyafetlerini belirlemek.

Deniz Marşan
Moda algını nasıl eğitiyorsun?

Deniz Marşan: Modayı amaç değil araç olarak görerek.

Sence bir kadının stili nasıl oturuyor? Hangi dönüm noktaları ile evriliyor?

Deniz Marşan: Bir teenage zamanlar var burada herkes kendine bakınca bir gülme gelir, 20’lerde değişiyor, 30’larda nerdeyse evrimini tamamlıyor diyebiliriz. Pek çok şey deneniyor ve bir tarza bağlanıyor en azından neyin uymadığını 30’dan sonra çok iyi anlıyorsun.

Moda üzerine doğru bilinen bir yanlış ?

Deniz Marşan: Beyazın şişman gösterdiği, böyle bir şey olabilir mi. (Gülüyor) Bir de bu o kadar kayıt yapmış ki kanıtlamak için baya çaba sarf ettiğim oldu. Renkler değil kalıplar şişman ya da zayıf gösterir

.Deniz Marşan

Room+Rumours kendi koleksiyonlarını da çıkarıyor, yaz koleksiyonunuzdan bahseder misin? Bizi neler bekliyor?

Deniz Marşan: Bu yaz çok renkli ve dinamik kıyafetler yaptık. Rengarenk büstiyerler, parlak taytlar, uçuşan elbiselerle pop bir koleksiyon oldu. Çok eğlenceli, bir de her tarzın giyebileceği bir parça bizde mutlaka her sezon oluyor.

“Direct Message” ismini verdiğin bir mayo markası kurdun, bu 3. sezonunuz olacak, o tarafta işler nasıl yürüyor?

Deniz Marşan: O benim çocuğummmmm! (Gülüyor) Çok güzel gidiyor, bu sene biraz daha fazla model yaptım, üstlerine kimono ve şile bezinden elbiseler yaptım. Hala üretimdeler, göstermek için çok heyecanlıyım.

Röportaj / Interview by DUYGU BENGİ
Fotoğraf / Photography by BURCU KARADEMİR