“İnsan inandığı şeydir” der Anton Chekhov. Genç olmak, kendine inanmak ve aynı zamanda sanat için bir şeyler yapmaya çalışmak zordur. Zaman ve sabır ister. Boran Kuzum 20’li yaşlarının ortasında yeteneğine inanmış bir oyuncu.

Boran Kuzum, dikkatleri üzerine çekmeye devam ederken sahne-set trafiği arasında bir boşluk yakalıyor, zamanda yolculuğa çıkıyoruz. Onu daha yakından tanımak heyecan verici olduğu kadar gerçekçi. Zira bu yolculukta yanımıza daha deneyimli birini alamazdık, değil mi?

Oyunculuğa ilgin aile fertlerin tarafından nasıl karşılandı?

Boran Kuzum: Meslek seçiminden önce alan seçiminde bile kısıtlamaların olduğu bir eğitim sisteminde okumanın büyük sıkıntısını yaşayanlardanım. 25 yaşındayım, hala keşfettiğim şeyler var hayatta. Bize alan seçtirilen, o kim olduğunu bile bilemeyeceğin yaşta, hayatta yapmak istediklerimle ilgili bildiğim tek şey yaratıcılık alanım olabilecek bir meslekte çalışmaktı. Kendimi, benim için yanlış olanları yaşayarak keşfettim. Ailem de bu süreçte en büyük şanslarımdandı; “Bu senin hayatın, yeter ki emin ol yapmak istediğinden, mutlu olacağın işi seç ama ne yaparsan yap mesleğinde en iyilerden biri olmaya, daha da önemlisi her zaman iyi insan olmaya gayret et” dediler. Devam etmeme hep güç vermiştir bu sözleri.

Boran Kuzum
Smokin, Gömlek, Şapka: PRADA Palto: DOLCE & GABBANA / ZORLU BUTİK
Tüm kaçış noktaların seni Ankara’ya götürüyor, biliyoruz. Ankara’dan İstanbul’a geçiş sürecinde en çok zorlandığın neydi?

Boran Kuzum: Ankara, hayallerimi sığdırdığım şehir. Etrafımda ailem, yakın arkadaşlarım, tanıdıkların hiç değişmeyen samimi karşılayışları… Hayatta ne olursa olsun, ne yaşarsam yaşayayım döndüğümde her zaman benimle olduklarını biliyorum… Oraya gittiğimde nefes aldığımı hissediyorum. Bunları Ankara’da yaşarken fark etmiyordum. Aile evindeki konfordan ayrılıp, kendi hayatını kurmak üzere İstanbul’a gelince, çok fazla şeyle yüzleşiyorsun. İstanbul’da iki seçeneğin var; ya kalabalığa karışıp kendini unutacaksın, ya da o kalabalığın içinde yalnız kalıp kendinle yüzleşeceksin. Burada, insanların kendilerinden önce maskelerini tanıyorsun. Ankara’da, hemen hemen her şey, herkes, bıraktığım gibi. Ben İstanbul’u da seviyorum, büyütüyor insanı, kendini keşfediyorsun. Elimden geldiğince İstanbul’u yaşıyorum, burası özel bir şehir ama Ankara’ya ya da şehir dışına gidip silkelenmek iyi geliyor arada.

Boran Kuzum
Full Look: BURBERRY
Konservatuar eğitimli biri olarak “alaylı-alaysız” kıyaslamasıyla ilgili fikirlerin neler?

Boran Kuzum: Konservatuar, benim için bir süreç. Orada aldığım eğitimden öte, kendim için seçtiğim mesleğe odaklandığım, yetenekten ve mesleki başarıdan önce işin disiplinini öğrendiğim, büyüdüğüm, keşfettiğim, zorlu geçen 4 yılım. Ama bütün bu sürecin sonunda kişinin aldığı kararlar ve tercihler, yeteneğini ve vizyonunu belirleyen unsurlar oluyor. Sanatın her alanında ortaya çıkan şey sanatçının vizyonunun bir ürünü ve bu, eğitimden öte disiplinle kazanılan bir şey. Okulda kıymetli bir eğitim alıyoruz, evet ama malzememiz insan, hayat sokaklarda, etrafımızda. İlham alacak, gözlemleyecek çok fazla hikaye var, eğer görmek istersen. Konservatuvar süreci benim için çok değerli ama kendini geliştirmeyi ve vizyonunu aktarmayı amaç edinen her sanatçı okul mezunu olsun olmasın, başarıya bir şekilde ulaşıyor.

Boran Kuzum
Smokin: PRADA Papyon: VAKKO Çorap: FALKE
Ekranda başarılı işler yapan genç bireyleri herkes “bir anda yıldızı parladı” olarak görse de aslında bunun geçmişinde yıllar var! Seni şu anki konumuna getiren süreci anlatır mısın? Neleri aşman gerekti?

Boran Kuzum: Televizyon sektöründeki casting çalışmalarının nasıl işlediğine çok hakim değilim, muhtemelen bu işi yapanlar da emin değildir çünkü oyuncu seçimlerinde bazı taleplere maruz kalıyorlar. Prototipler üzerinden ilerleyen oyuncu seçimleri var; oyuncunun oyun alanından çok fiziksel özellikleri üzerinden tercihler yapılıyor genellikle. Bu algı yavaş yavaş kırılmaya başladı. Ben ilk televizyon işimi almadan önce 3 yıla yakın bir süre seçmelere girdim. Tabii o zaman öğrenciydim ve kendimi geliştirdiğim süreçteydim belki de o yüzden yeterli de değildim. Ama yapılan tercihler, seçimlerin çok başka bir kanaldan yapıldığını gösterdi hep. Bütün bu sürecin sonunda kendinden ve yapmak istediklerinden emin olduktan sonra kendini kabul ettirmek daha kolay oluyor.

“Başka bir zaman diliminde farklı koşulların olduğu hikayeleri anlatabiliyoruz

TV’de dönem projeleri üzerine bir üçlemen oldu şimdiden! Dönem oyunculuğu üzerine neler söylemek istersin?

Boran Kuzum: Bu bir tercih mi tesadüf mü? İnsan psikolojisini ve sosyolojik ilişkileri farklı bir dönemin koşullarında deneyimleme şansımız var, bunu seyirciyle paylaşabiliyoruz. Başka bir zaman diliminde farklı koşulların olduğu hikayeleri anlatabiliyoruz. Dönem işlerini bu yüzden çok değerli buluyorum. Bu durum benim için tesadüf oldu ama ileride başka işlerde farklı dönemleri de deneyimlemek isterim tabii ki.

Boran Kuzum
Full Look: BURBERRY
21. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, bir Anton Çehov klasiği olan “Martı” adlı tiyatro oyununda yer alıyorsun. Rolün “Treplev”; 20’li yaş bunalımı içinde bir genç sanatçı. Bu karakter ile Boran Kuzum arasındaki bağlantı nedir?

Boran Kuzum: İkimiz de yaptığımız işin peşinde başarılı olmak için koşarken, hayatta kaçırdıklarımızı/kaçırabileceklerimizi fark ettiğimiz anlar yaşadık. Çoğu sanatçı adayının içinde bir şeyleri değiştirme ya da yeni, özgün bir eser ortaya koyma arzusu vardır. Bazıları işine çok tutkuyla bağlıdır ve başarıya ulaşmak için her şeyini ortaya koyar. Bunlar Treplev’in de temel karakter motivasyonları, benim de kendi sürecimde yaşadıklarım.

“Prototipler üzerinden ilerleyen oyuncu seçimleri var; oyuncunun oyun alanından çok fiziksel özellikleri üzerinden tercihler yapılıyor genellikle.”

Birini seçmek durumunda kalsan, ekranı mı sahneyi mi seçerdin?

Boran Kuzum: Oyunculuğa, platform gözetmeksizin tutkuluyum. Yaptığım işi çok seviyorum. Bu yolda deneyimlediğim her işten kendime bir şeyler katarak ilerliyorum. Umarım uzun yıllar hepsini beraber yürütebilirim.

Boran Kuzum
Triko, Gömlek: LANVIN Smokin: DOLCE & GABBANA / ZORLU BUTİK Papyon: LANVIN
Gelecekte bir projede birlikte yer alma hayali kurduğun yönetmen veya oyuncu?

Boran Kuzum: Az önce bahsettiğim o zorlu süreçlerden geçerken, okul sahnesinde beraber çalıştığım ve şimdi sahip olduklarımda büyük pay sahibi olan yakın arkadaşlarım var. Birbirimizi geliştirerek geçirdik o yılları, o yüzden onlarla profesyonel olarak aynı işi paylaşmayı çok isterim. Onun dışında bana bakış açısı kazandıran, ilham veren genç sanatçılar var dünyada. Genç yönetmenlerden Xavier Dolan mesela, filmlerindeki karakterlerinin zihin seslerini inanılmaz bir şekilde aktarıyor, sanki röntgenlerini çekip yansıtıyor izleyene. O kadar gerçek hissediyorum. Mommy filmini 5 kere seyrettim bir senede. Son izlediğim filmi Juste La Fin Du Monde, oyun halini de bildiğim bir metindi ve olağanüstü bir dinamikte yansıtmış dünyasını. Gerçek insanları izliyorsun, hissediyorsun. Bu o kadar kıymetli ki. Onun vizyonundan bir karakteri yaratma şansım olsa keşke onunla birlikte. Çok başarılı bulduğum, sahnede bir şeyler üretmek istediğim performans sanatçıları da var.

Yeni seneden beklentin?

Boran Kuzum: Sevdiğim işi yapmaya aynı tutkuyla devam ettiğim, sevdiklerime daha fazla zaman ayırabileceğim, her anından eğleneceğim bir sene geçirmek istiyorum.

Fotoğraf FORA NORMAN
Moda Editörü ERKAN ALTUNAY
Creative Direction SERRA DURAN
Grooming YILDIRIM BOZÜYÜK