Mekanlardan ziyade insanlara odaklanan Ximena Echague’nin kareleri, hayatın acımasız ve çelişkili hallerini öyle bir ironiyle sunuyor ki enkaz gibi depresif yerler bile bakanın yüzünde bir gülümseme yaratabiliyor. Birazdan göreceğiniz kareleri yakalamak için biri Belçika’da diğeri Arjantin’de olan iki farklı Ostend’in peşine düşen fotoğrafçı, yıkılmış hayallerin ve çökmüş ideallerin ardındaki ilginç estetiği gösteriyor. Ximena’nın dünyası melankolik mi yoksa canlandırıcı mı, kararı size kalmış…

“Hayattaki zıtlıklara ve insanların ya da mekanların yıllar içerisinde deneyimle- diği iniş ve çıkışlara ilgi duyuyorum. Ostend projesinde de birbirine uzak ve un- utulmaya yüz tutan ama bambaşka hikayelere sahip iki mekanın yüzeysel benzer- liklerinden etkilendim. Biri yok olan bir ihtişamın diğeri de asla gerçekleşemeyen hayallerin izini taşıyor.”

“Genelde ise göç hareketlerine ilgi duyuyorum. Ben Arjantinliyim; orada herkes bir yerden göçmedir. Arjantin’deki Ostend büyük hayallerle uzak yerlere göç eden Avrupalılara somut bir örnek niteliği taşıyor. Zorluklarla karşılaşsalar da yepyeni fırsatlarla dolu ve maalesef bugün göçmenlerin Avrupa’da karşılaştığın- dan çok daha hoşgörülü bir yer buluyorlar.”

“İmparatorluklar, şehirler ve insanlar olarak biz ne kadar ölümsüz gibi davransak da hayat geçicidir.”