Kim olduğunu bilmiyoruz. Adını, yaşını, nasıl göründüğünü… Tek bildiğimiz; daha önceden pek yüzüne bakmadığımız şarkıları bize çok sevdirmenin bir yolunu bulduğu… Eski Türkçe pop ve arabesk şarkılara yeni bir ruh üflüyor ve onları başka bir kitleye sunuyor. Eski bir giysinin, ‘vintage’ın kıymetini bilen birinin ellerinde yeniden yükselmesi gibi… Üstelik şimdi bir de kendi bestesini yayımladı: ‘Bir Düşün’… Lin Pesto, merdiven boşluğunda kaydettiği bir şarkıyla başlayan müzikal yolculuğunu anlattı.

Ne zamandır müzik yapıyorsunuz?

14 yaşımda gitar dersleri almaya başladım. Amacım Nirvana şarkıları çalmaktı. İki-üç akor öğrenince hemen beste yapmaya başladım. Beni mutlu ettiği için de müziğe devam ettim.

Müziğinizi başkalarıyla paylaşmaya nasıl karar verdiniz?

Yazın evde gitar çalarken akorların üstüne elimde hazır söz olmadığı için ‘Dondurma Gibisin’ şarkısının sözlerini kullandım. Sonra merdiven aralığında güzel bir ‘reverb’ olduğu için telefonumla şarkıyı orada kaydettim. Arada kapı açıldı, kapandı ama fena olmadı. Sonra sıkıntıdan ona bir de video yaptım. YouTube’a ‘Büyük ihtimalle hiç kimse dinlemez’ diye düşünerek yükledim. ‘Pestocuğum’la böyle tanıştık.

Synth pop’le Türkçe pop, arabesk ve fantezi müziği birleştirme fikri nereden aklınıza geldi?

Synth pop aslında aklımda olan bir şey değildi. Kaydettiğim müzikte tam anlamıyla synth pop değil, sadece synth sesleri kullanıyorum. O da masamın önünde sürekli bir midi klavye durduğu için… Türkçe pop, arabesk, fantezi müzik fikri de aklımda yoktu. Denemek için Ebru Gündeş’ten bir parça kaydettim, sonra arkadaşım ‘Yananı Görür Allah’ı önerdi, onu da kaydettim. Sonra benim de çok hoşuma gitti ve devam etmek istedim. Her ne kadar saçma olursa olsun kayıt yapmak çok zevkli bir iş.

Bir röportajınızda  90’larda çocuk olduğunuzu söylemişsiniz. Sizin kuşağın bildiği ama çok da bayılmadığı şarkılar cover’ladıklarınız… Bu şarkılar neden ilginizi çekiyor?

Çoğu şarkıyı hatırlıyorum çünkü. İnsan istese de istemese de kulağına yerleşiyor. Bir de ben 90’ların, 2000’li yılların şarkılarını gerçekten severek dinliyorum.

Cover’layacağınız şarkıyı nasıl seçiyorsunuz?

Şarkı seçimi duruma göre değişiyor. Mesela Tarkan’dan bir parça kaydetmek çok istiyorum ama bir türlü olmuyor. Hiçbir şarkısını değiştiremiyorum veya onlara bir şey ekleyemiyorum. Birkaç tane daha var bu durumda olan. Bazıları da ben daha kaydetmeden kafamda çalıyor. Onlar en tatlı olanları. Hiç uğraştırmıyorlar.

Cover’ladığınız şarkıların sanatçılarının güncel üretimlerini takip ediyor musunuz?

Hayır, takip etmiyorum çünkü dinlediğim müzik tarzı ben büyüdükçe değişti.

Şarkıların sahiplerinin haberi var mı bu cover’lardan?

Hiçbir fikrim yok. Herhangi bir geri dönüş almadım. Aslında geri dönüş hem olsun istiyorum hem de telif yüzünden olmasın istiyorum. Ya da olsun ama telif konusu açılmasın…

Şimdi bir de kendi bestenizi yayımladınız. Devamı gelecek mi?

Evet, gelecek. En azından şu an böyle düşünüyorum. Umarım her şey yolunda gider ve kendi bestelerimi de paylaşmaya devam ederim.

“Kimliğimin yaptığım şeyle çok ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Ben sıradan bir insanım, sadece bir şeyler kaydedip internetteki dostlarımla paylaşıyorum…”

Nasıl geri dönüşler aldınız? Cover’lar kadar sevildi mi?

Bu konuyu çok önemsiyorum ben. Sanırım cover’lar kadar sevilmedi. Herkese sormaya çalışıyorum beğenip beğenmediklerini. Bazıları çok iyi diyor, bazıları çok kötü diyor ama genelde “Eh işte” diyorlar. Mesela birkaç insan şarkının özgün olmadığını, başka şarkılara benzediğini söylemiş. Dönem şarkısı yapmaya çalıştığım için akorların yapıları, davullar ve arkadaki sürekli devam eden piyano benziyor tabii. Fakat o dönemlerde çıkan çoğu şarkı da birbirine benziyor. Hatta diğer bestelerimi de bu döneme, yani 60’lı yılların Amerika’sındaki müzik tarzına benzeterek kaydetmek istiyorum. Sonuç olarak herkes beğenecek diye bir şey yok ama herkes beğenirse çok güzel olur.

Sıfırdan bir şarkı yaratmak cover’dan daha mı çok keyif veriyor?

Bence beste en keyiflisi. Müziğini, sözlerini kendin yapıyorsun ve sonuçta ortaya çıkan şey tamamen sana ait. Onun da verdiği bir mutluluk oluyor. Fakat cover kaydetmek de hoşuma gidiyor. Sonuçta bir şeyler kaydedeyim, çalayım, söyleyeyim… O bana yeter.

İnternet ortamından ‘dışarı’ çıkmayı düşünüyor musunuz? Albüm yapacak mısınız, konser verecek misiniz?

Hayır, düşünmüyorum çünkü böyle kendimi daha korunaklı hissediyorum. Albüm ve konser olur mu bilemem. Sanırım zaman gösterecek. Ben şu an kendimi daha çok bir YouTube kanalı olarak görüyorum.

Sırada ne var? Yeni bir cover, yeni bir özgün beste?

Şu an Ebru Gündeş’ten ‘Fırtınalar’ var, sonra belki yeni başladığım zamanlarda kaydettiğim ama içime sinmeyen bir cover daha var. Bu cover hâlâ içime sinmiyor olursa belki yeni beste paylaşırım ama cover paylaşmak daha iyi olur diye düşünüyorum.

Şarkılar için oluşturduğunuz görsel dünya da en az şarkılarınız kadar etkili. Kliplerin hazırlama sürecini biraz anlatır mısınız?

Klipleri hazırlamak şarkı kaydetmekten daha kısa sürüyor ve kesinlikle çok daha eğlenceli. İnternette sürekli gezinip videolar buluyorum. Bazıları çok garip oluyor, bazıları da çok duygusal… İnsanların bir zamanlar çektikleri şeyleri internette bulmak zaten çok tuhaf ama videoları izleyince bu deneyim çok daha farklı bir hal alıyor. O yüzden çok seviyorum.

Kimliğinizle gizleme kararını nasıl almıştınız?

Kimliğimin yaptığım şeyle çok ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Ben sıradan bir insanım, sadece bir şeyler kaydedip internetteki dostlarımla paylaşıyorum… Başta olayın bu noktaya geleceğini düşünmemiştim o yüzden bir karakter yaratmak daha mantıklı geldi. Sonradan daha rahat ettiğimi gördüm ve Pesto böylelikle kaldı ve sanırım öyle de devam edecek.