5 yaşında başladığı bale, hayatına dönüşen Beril, orta okulda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü’ne girdiğinde kariyerine doğru ilk adımı da atmış oldu. Eğitimine Beykent Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi Bölümü’nde devam eden Beril, Hocapaşa Kültür Merkezi’nde dans ediyor. Kore Uluslararası Bale Yarışması’nda Jüri özel ödülünü alan, dansıyla sınırları aşan Beril’in bale tutkusu, zarafetinden kendini ele veriyor.

Dans ile ilk tanıştığınız anı hatırlıyor musunuz?
Ana sınıfında okuyordum, baleye orada başladım.

Dansı meslek olarak seçmenizdeki en büyük etken?
Klasik bale yapan balerinleri izlediğimde ,kollarımın onların kolları gibi zarif gözükmesini ve onlar gibi dans etmeyi çok istiyordum. Bu yüzden baleyi hiç bırakmadım, bale benim karakterimi oluşturuyor ve ruhumu besliyordu.

Sahneye çıkmadan önce kendinizi hazır hissetmek için yaptığınız bir ritüeliniz var mı?
Sahneye çıkmadan önce uzunca bir süre ısınıyorum, esniyorum ve kendime güvenimi oluşturmaya çalışıyorum.

“Sahnede olmak” sizin için ne ifade ediyor?
Bütün duyguları bir arada yaşıyorum. Hem korkuyorum hem de çok heyecanlanıyorum. En önemlisi de, inanılmaz zevk alıp mutlu oluyorum sahnedeyken.

Sizce iyi bir balerin olmak için yapılması gereken olmazsa olmazlar nedir?
İyi bir balerin olmak için çok güçlü bir insan olmalısınız, çok çalışmalısınız. Sabırlı olmalı ve baleyi çok sevmelisiniz çünkü bale sevilmeden yapılabilecek birşey değil. Eğer çok iyi bir balerin olmak istiyorsanız istikrarlı olmalısınız. Güçlü kaslara, iyi bir fiziğe, güçlü bileklere ve zarif kollara ihtiyacınız var.

Baleye uzak birine bu disiplini nasıl anlatırsınız?
Bale ciddi bir emek ve özveri sarfetmeyi gerektiren, zarif ama aynı zamanda da kuralcı bir sanat dalıdır.

Aynı sahneyi paylaşmayı hayal ettiğiniz bir isim var mı?
Sahnede Lucia Lacarra’yla beraber olmak isterim.

Balerinlerin olmazsa olmazı puantlar hakkında bize bir sır vermenizi istesek, ne derdiniz?
Pointlerin sırrı; her balerinin ayağının yapısına göre çeşitli pointler olmasıdır. Deneyerek bize en uygun ve en rahat ettiğimiz point markasını bulup kendimize göre esnetiriz. Ve tabii ki üstüne çıkmadan önce parmaklarımızı korumak için bantlarız ve üstüne de uçluk dediğimiz koruyucuları takarız. İşte şimdi ayağımız point giymeye hazır.