Search
Author:

Gamze Kantarcıoğlu

Tanrıça Venüs, bıçak altına yatıyor.

Sosyal medyayı eleştiriyor, ama aynı zamanda onsuz da yapamıyor. Klasik sanatlara ilgi duyuyor ama modayı da yakından takip ediyor. Hisleri konusunda da son derece açık sözlü. Eklektik zevkleriyle, içsel çelişkileriyle Ege İşlekel tam bir Y jenerasyonu sanatçısı. İç mimar kimliği bir yana, şu sıralar Instagram’da fenomene dönüşmüş olan kolaj serileri üzerine çalışıyor. hazırlıyor. Biz Ege’i uzun süredir takip ediyoruz, siz hala keşfetmediyseniz şöyle buyurun...

Yaz, Oyna, Yönet: TOY İstanbul

Tiyatro sahnesi deyip geçmek TOY İstanbul’un yaptığı işleri azımsamak olur. Burası bağımsız tiyatro ekiplerine kucak açan, bünyesinde oyunculuktan senaryo yazarlığına atölyeler veren, yeri geldiğinde kendi prodüksiyonlarını ortaya çıkaran bir oluşum. Kısacası yolu tiyatroyla kesişenlerin bir şekilde uğramak isteyeceği bir yer burası. Tiyatro – Oyunculuk – Yazarlık disiplinlerinin baş harflerini çalan TOY İstanbul, 32 oyuna ev sahipliği yaparak ilk sezonunu geride bıraktı bile. TOY’un üç harfini temsilen ekipten üç şahane insanla yeni sezon öncesinde buluştuk.

Bir Yıkıntının Kalıntıları: Ximena Echague

Mekanlardan ziyade insanlara odaklanan Ximena Echague’nin kareleri, hayatın acımasız ve çelişkili hallerini öyle bir ironiyle sunuyor ki enkaz gibi depresif yerler bile bakanın yüzünde bir gülümseme yaratabiliyor. Birazdan göreceğiniz kareleri yakalamak için biri Belçika’da diğeri Arjantin’de olan iki farklı Ostend’in peşine düşen fotoğrafçı, yıkılmış hayallerin ve çökmüş ideallerin ardındaki ilginç estetiği gösteriyor. Ximena’nın dünyası melankolik mi yoksa canlandırıcı mı, kararı size kalmış...

Olağan Arkeologlar: Slavs and Tatars

Kendilerini “Berlin Duvarı'nın doğusundan Çin Seddi'nin batısına” kadar olan Avrasya coğrafyasındaki polemik ve yakınlaşmalara adamış bir sanat kolektifi olan Slavs and Tatars, mizahın gücüne inanıyor ve George Orwell’in deyimiyle “Her şaka küçük bir devrimdir”i benimsiyor. Bir okuma grubu olarak başlayan kolektif, son 10 yıldır bu coğrafya üzerine kitaplar yayınlıyor, sergiler hazırlıyor ve sunum-performanslar sergiliyor. Bu üç formun da örneklerini görebildiğimiz “Ağızdan Ağıza”, Varşova ve Tahran’ın ardından İstanbul’da, Salt Galata’da gösterime açıldı. Kolektifin bugüne kadar yaptığı işlerden kapsamlı bir seçki sunan sergi, kültürel hafızalarımızı yeniden devreye sokuyor.

Önem Taşıyan Bedenler: Guido Castagnoli

Siyah beyaz fotoğraflar genelde hüznü çağrıştırır, ama Guido Castagnoli’nin serisi için durum tam tersi. Judith Butler’dan ilham alarak oluşturduğu “Bodies that Matter” serisi özgürlüğün ve farklılığın içindeki güzelliği ortaya çıkarıyor. Guido, karelerinde sadece görüntüleri değil, hisleri de biriktiriyor.

Kötü Talihe Ninniler: Samson Young

Yaşadığınız şehri sel mi bastı? Ülkenize giren yeni bir virüs halkınızın sağlığını tehdit mi ediyor? Hayırsever pop şarkıcıları imdadınıza yetişiyor. En azından yakın bir zamana kadar yetişiyordu. Felaket mağdurlarına bağış toplama amacıyla 80’lerde ve 90’larda piyasaya sürülen ve etkisi bugünlere kadar ulaşan “Do They Know It's Christmas?”, “We Are the World”, “Earth Song” gibi “bağış şarkıları”, multidisipliner sanatçı Samson Young’ın radarına girdi. Venedik Bienali Uluslararası Sanat Sergisi’nin Hong Kong pavyonu için “Songs for a Disaster Relief” adlı bir sergi hazırlayan Young, bu şarkıların içinde barındırdığı potansiyel etik problemleri incelemeye alıyor. Venedik Bienali’ni ziyaret hazırlıkları yapıyorsanız ama hangi sergilere gideceğinize bir türlü karar veremediyseniz, Young’ın işlerinden başlayabilirsiniz.

Kaybetmek ve yerine yenisini koyabilmek: Carla Simón

İlk bakışta basit gibi görünen hikayeler, bazen öyle güzel anlatılır ki neden bu kadar etkilendiğimizi tam olarak söyleyemeyiz. Carla Simón’un kendi hikayesinden yola çıkarak yazdığı “1993 Yazı” da böyle bir film. Annesini kaybeden 6 yaşındaki Frida’nın dayısıyla yengesinin yanına taşındığı ve bir yandan yaşadığı kayıpla mücadele ettiği, bir yandan da yeni ailesine uyum sağlamaya çalıştığı bir yaz mevsimini anlatıyor. Berlin Film Festivali’nde En İyi İlk Film Ödülü alan filmin tıpkı film gibi sade, içten, hassas ve nazik yönetmeniyle çocuk olmanın karmaşası ve hatıralar üzerine konuştuk.