Bu ülkede konuşulan bir çok farklı dil var ama faşistler sadece bir dil anlıyor? Sen neden anlamıyorsun? O adileri kafalarından tekmele. Asian Dub Foundation, kült film “La Haine”nin 20. yılıını kutlamak için özel bir performansla 20 Nisan akşamı Babylon’da.

Rap core, dub, hip hop, trip hop, drum & bass… Müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Yukarıdakilerin hepsi ve hiç biri. Artı çok daha fazlası. Eğer tanımlamak istiyorsanız, sadece dinlemeniz gerek.

Depo işçisi Saptam Ram’in hapisten çıkarılmasına yardımcı oldunuz. Bunu nasıl yaptınız?

Biz bayağı bir gürültü çıkarttık, diğerleri de (hukuki temsilciler) olay yerinde çok çalıştılar. Her iki yaklaşım birbirini tamamladı.

İngiltere’deki güncel politik durumu anlatır mısınız? Ve müzik yaparken bundan nasıl esinleniyorsunuz?

Tarifsiz biçimde berbat. Başbakanın, şirketler vergilerini kesmek için engelli insanlardan her yıl £3k topladığı bir ülke. ‘’İngiltere’nin politik durumu’’ kesinlikle HİÇ de ilham verici değil.

ADF’nin müziksel evrimini en başından anlatabilir misiniz?

Kendine özgü bir sound yaratıldı. 1994’te Hindistan alt kıtasından gelen canlı bass, canlı guitar, Junglist ritimleri ve seslerinden başka bir numara yoktu.

“A History of Now” albümünüzün kapak çalışması ile ne göstermeyi amaçladınız ?

Aplikasyonların anlık gerçekliğimizi değiştirebileceği yakın bir gelecek. Bir sonraki potansiyel evre üzerine spekülasyon.

“La Haine” için canlı film müzikleri yaptınız. Bu proje nasıl geliştri, ve performansınızdan sonra nasıl tepkiler aldınız?

Bazı ana etmenler vardı; (1) 11 yaşımdayken Londra’daki Rank stüdyolarında bir okul gezisine gittim ve orada müzisyenlerin bir korku filmini izleyerek orkestraları ile canlı kasede kayıt yaptıklarını izledim. Belli ki bu deneyim benimle kaldı. (2) Londra’da bir arkadaşımızın işlettiği “Old Films New Music” adlı bir gece kulübü vardı, orada Dj’ler çalarken iyi filmler bütünüyle gösterilirdi. İşte orada kendime ADF için hangi filmin iyi olabileceğini sormuştum ve aklıma “La Haine” geldi. (3) 2001’de Londra’daki bir festivalde “çağdaş bir besteci” bize işbirliği teklif etti. Adamın müziğini beğenmedik ve spontane biçimde “La Haine” için canlı film müzikleri yapmayı önerdim. Sonra Hindistan’a gittim ve bunu unuttum.

Geri geldim ve her yerde etkinlik için posterler vardı ve biz hiç bir şey yazmamıştık! Ama tabi ki sonuç harika oldu!

“Rebel Warrior”daki sound’unuzu gerçekten beğeniyorum. 1997’de Güney Kore’de genel grev sırasında çaldığında ne hissettiniz?

Öyle mi olmuştu? Bilmiyorum- veya onu unutmuşum! Elbette müthiş. Bu arada “New Way New Life”ın, Milosevic’in düşüşünden sonra Sırbistan’ın bağımsız radyosu B12’de çalınan ilk şarkı olduğunu duymuştum.

Bir sonraki adımınız ne?

İstanbul’da “La Haine”! Vay!