Sanırım hayatı bir fantezi olarak gösteren, tercihen canlı renklere sahip sanata bakmayı çok sevdiğimizi birçok kişi adına söyleyebiliriz. Günümüzde minimal ve kavramsal sanat önemli bir yere sahip, fakat her zaman ruhunu ne kadar sanatına yansıtabilmiş olduğunu görebildiğimiz, hayatlarından bir parçayı alıp daha önce hiç aklımıza gelemeyecek bir şekilde gözler önüne serebilen sanatçılara hayranlığımız sonsuz.

Günümüz dünyasında göçmen deneyimleri, etrafımızı saran çoklu sistemlerde yaratıcı bir yolculuk açma niteliğine sahip “dönüştürücü bir deneyim” olarak görülüyor. Etraflarındaki dünyayı kendi kültürel arka planlarının objektifinden bakarak yorumlayan bu özellikteki sanatçılar, ortaya çağdaş sanatı zenginleştiren eşsiz işler çıkartıyor. Bu özgün sese sahip sanatçıların arasından sıyrılan Hassan Hajjaj, Afrika geleneğine Batının gözünden bakarak, rengarenk ruhunu işlerine yansıtıyor.

Fas doğumlu ve Londra’da yaşayan Hajjaj, işlerini dünya çapında göstermesinin yanı sıra (buna İstanbul’da 13 Ekim’de açılan No Lab’in Conceptual Gallery’deki Modern Africa / A Rainbow Nation sergisi de dahil), Brooklyn Museum, Los Angeles Museum of Contemporary Art, Victoria & Albert Museum ve Londrada’ki British Museum gibi saygı duyulan birçok müze ve kişisel koleksiyonların da içinde yer alıyor.

İşlerinde hem Kuzey Afrika kökeninden hem de erken yaştan beri yaşadığı Londra’nın hip hop, reggae ve klüp sahnesinden esinleniyor. 80’lerde fotoğraf çekmeye başlayan Hajjaj, müzik videolarında moda editörü asistanı olarak da çalışmış. Hayatının birçok yerine dokunan sanat stili, moda ve stüdyo fotoğrafçılığını Pop sanatı ile birleştirerek, aynı zamanda Kuzey Afrika el işçiliğini ve geleneklerini de kutluyor. Tüm bunları bir araya getirerek yarattığı yeni bir görsel dilin sonucunda ortaya olağanüstü işler çıkıyor.

Her bir parçanın çerçevesi Kuzey Afrika tahta işleri, kumaşları ve desenlerinden ya da daha Pop objeler olan Coca-Cola tenekeleri, diğer tüketici ürünleri veya pazardan ucuza alınan nesnelerden özenle kuruluyor. Her çerçevenin içindeki kişiler onlara verilmiş olan objeler ile oynayarak, görkemli giysileri içinde kendilerine olan güvenin havasını atıyor; göz kaçırmayan bir bakış ile izleyiciyle yüzleşiyorlar.

Fotoğraflardaki kişilerin hem Hajjaj’ın kendi tasarımları, hem de lokal tasarımcılardan geleneksel kıyafetler ile eşleştiriliyor. Geleneksel parçalar detayları, şekilleri veya aksesuar kombinleri ile her zaman bariz bir şekilde ortaya çıkarılıyor. Bu parçalar Hajjaj’ın yakın çevresinde olan, genelde yaratıcı insanlar, veya sokakta tanıştığı insanlar tarafından giyiliyor. Kusursuzca yapılmış resimlerinden de anlaşıldığı üzere çekimlerini kendi yönetiyor olsa da, fotoğrafını çekmeyi seçtiği kişilerden de görüldüğü gibi çektiği insanların karakter özelliklerine de tutunmak konusunda baya ilgili, ve onları sadece ‘işi bitirmek’ için bir araç olarak görmüyor.

Ancak birçoğumuzun da katılacağı gibi Hajjaj’ın işlerinde en çok ön plana çıkan grafik moderni ve oryantal doğuyu dengeleyici renk ve desen konusundaki zevkli gözü. Pastel de olsa, çarpıcı da olsa, renkleri hep patlıyor ve resimdeki kişiyi ve modayı ön plana çıkarıyor.

Fotoğraftaki kıyafetten tüm parçayı kurmaya, kültürler arasında bir katalist gibi ilerliyor Hajjaj. Doğu ve Batı’yı kolay hazmedebilir bir biçimde birleştirerek daha büyük bir kitleye ulaşıyor. Pop sanatına olan referansları bile Kuzey Afrika’da satılan ürünlerden oluşuyor. Bu şekilde bir karışım yaparak farklı çağdaş gelenek ve ideolojilere bir köprü niteliğinde oluyor.

Hajjaj bu yolda yürürken, bize durup “Burada ne oluyor?” diye merak uyandırtan işlerindeki güçlü estetik dili ve çekiciliğiyle büyüsü altına almaya devam ediyor. Bizi renkli hayatına kollarını açarak davet ettiğin için teşekkürler Hassan Hajjaj. Seni tam bu yüzden seviyoruz.